Şirin Payzın: Herkesin yayın özgürlüğünü savunan pozisyondayız
18:58
JINHA
İSTANBUL - 'Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Uluslararası Konferansı'nın son oturumunda konuşan CNN Türk programcısı Şirin Payzın, herkesin yayın özgürlüğünü savunan bir pozisyonda olduklarını belirterek, "Gazetecilere yapılan baskı topluma da yapılıyor" dedi.
"Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Konferansı", "Türkiye medya sektöründe emeğin hakları, örgütlenme ve sendikacılık" başlığı adı altında yürütülen tartışmalarla devam etti. EFJ Proje Yöneticisi Mehmet Koksal moderatörlüğünde devam eden ikinci oturumda İlk olarak konuşan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, etkili birlikler kurarak gazetecileri birleştirmek konusunda sunum yaptı. Ağustos 2010 yılında Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun kurulduğunu dile getiren Sibel, bu platformun kuruluşunun gazetelere yansımadığını belirtti. "Meslektaşlarımızın duruşmalarını izlerken aynı 'deli gömleği'nin giydirildiğini gördük" diyen Sibel, suçlarının ne olduğunu sordu. Hükümetin tek tip gazeteci yetiştirme planının uzun zamandır alt yapısının hazırladığını söyleyen Sibel, hükümetin Basın-İş yasasını da değiştirmek istediklerini dile getirdi. Sibel, basın kartları yönetmeliğinin değiştiğine dikkat çekerek, yeni oluşturulan basın kartları komisyonunda temsiliyetin azaldığının altını çizdi. Sibel, "Yan yana durma çabamızı güçlendirmemiz gerekiyor" diyerek, bağımsız ve bağlantısız gazetecilik yapmayı sürdüreceklerini ifade etti.
'Kadın haberleri erkek dili ile veriliyor'
TGS Kadın Komisyonu'ndan Sevda Karaca, yazılı olmayan fakat yazılı olanlardan daha tehlikeli kurallar ile medyanın tehdit edildiğine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kürtaj söylemlerinin ardından "Kürtaj caiz midir, değil midir" diye televizyonlarda tartışılan dönemlerden geçildiğini hatırlattı. Sevda, aynı zamanda diğer hükümet yetkililerinin kadın üzerinden şekillendirdikleri söylemleri de eleştirdi. Sevda, televizyonlarda verilen kadın haberlerinin erkek dili ile verilmesine dikkat çekerek, iktidarın kadınlara uygun gördüğü rolleri değerlendirdi. "Kutsal aile" kavramının gittikçe daha çok karşılarına çıktığını ifade eden Sevda, "Kadınların direnişi medyayı da özgürleştirecek" dedi.
'AKP tek başına iktidar olana kadar seçim yapacak'
Son oturumda konuşmacı olarak gazeteci Burcu Karakaş, CNN Türk Programcısı Şirin Payzın, diken.com'dan Kadri Gürsel ve BirGün gazetesinden Barış İnce yer aldı. Son oturumda ilk olarak söz alan oturumun moderatörlüğünü yapan Ragıp Duran son güncel olayları değerlendirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "400 milletvekili verseydiniz böyle olmazdı" söylemini eleştirdi. "AKP tek başına iktidar olana kadar seçim yapacak" diyen Ragıp, AKP'nin erken seçime "tekrar seçim" demesini değerlendirdi ve böyle bir kavramın olmadığını söyledi. Gazetecilere yönelik yapılan baskıların sadece gazetecilere yönelik olmadığını dile getiren Ragıp, "Gazetecilere yapılan baskı topluma da yapılıyor demektir" ifadelerini kullandı.
'Artık siyaset toplumun günlük hayatının tam ortasında'
Ardından konuşan CNN Türk programcısı Şirin Payzın, medyada siyasetin ön planda olduğuna vurgu yaparak, "Siyaset eskisi gibi günlük hayatında yeri olmayan bir şey olmaktan çıktı. Aksine toplumun günlük hayatının tam ortasında artık" dedi. Türkiye'de seyircinin artık maçlardan vazgeçerek siyaset programları izlediği bilgisini paylaşan Şirin, "Medya siyasi ortamdan giderek daha da çok besleniyor. Çünkü toplum ne olacağını bilmek istiyor" şeklinde konuştu. Şirin, insanların siyaset programlarını izlemesini artık toplumun daha fazla söz söylemek istemesi olarak nitelendirerek, çok zor bir sürece girildiğini işaret etti. "7 Haziran seçimi öncesi ile karşılaştırıldığında çok daha zor bir dönem" diyen Şirin, yaşanan dönemde doğru gazetecilik yapmak konusunda endişe duyulması gerektiğine dikkat çekti. Şirin, söylenenlerin ve yazılanların " cımbızlanarak" çekildiğini ve anlamlandırıldığını belirterek, ciddi tehditlerle karşı karşıya olduklarını söyledi.
'Röportaj yapmak bile terör suçu sayılıyor'
Bu dönemde röportaj yapmanın "terör suçu" sayıldığını dile getiren Şirin, gazeteciliğe sahip çıkmak isteyenlerin neler yapması gerektiğinin tartışılması gerektiğini belirtti. Şirin, gazetecilerin taraf olmaya zorlandığını söyleyerek, tepkiler aldığını bildirdi. Şirin, Etyen Mahçupyan ile girdiği diyalogun farklı şekilde yansıtıldığını belirterek, tüm siyasi parti liderlerinin, bakanlarının ekrana çıkarılmamasının basın özgürlüğünü kısıtladığını ifade etti. "Herkesin yayın özgürlüğünü savunan pozisyondayız" diyen Şirin, tüm partiler için bu özgürlüğünün savunulması gerektiğini söyledi.
'Barışın toplumsallaşması lazım'
Şirin Payzın'ın ardından konuşan Gazeteci Burcu Karakaş, işten çıkarılmaların genelde siyasi olduğunu fakat kendilerine ekonomik olduğunu bildirdiklerini ifade etti. Burcu, ülkede gelinen durumu değerlendirerek, yapılanların ardında kasıtlı bir sürecin olduğunu dile getirdi. Ana akım medyada içselleştirilmiş bir sansürün varlığından bahseden Burcu, "Gelinen noktada habercilik yapmak pek mümkün olmuyor" dedi. Burcu, ana akım medyanın neye alet olduğunu karar vermesi gerektiğini ifade ederek, ana akım medyanın dönemlere göre manşetlerinin de değiştiğini söyledi. "Barışın toplumsallaşması lazım" diyen Burcu, medyanın etik açısından harekete geçmesi gerektiğinin altını çizdi. Kürt basının geçmişte yalnız bırakıldığı gibi şuanda da yalnız bırakıldığını söyleyen Burcu, "Kürt basını yalnız bırakılmasın" şeklinde konuştu. "Her köşe yazan gazeteci değildir" diyen Burcu, kimin gazeteci olduğunun kimin olmadığının sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
'Medya 1980'lerden sonra kapitalistlerin tekeline geçti'
BirGün'den Barış İnce de medyanın siyasallaşmasından bahsederek, 1980'den sonra medyanın kapitalistlerin tekeline geçtiğini ifade etti. Medya sahiplerinin kendi çıkar ve rantları için uğraştıklarını dile getiren Barış, medya gruplarının ise belirli bir zamandan sonra birbiri ile çatışan sermaye gruplarına dönüştüğünü kaydetti. Barış, AKP'nin ilk iktidara geldiği dönemde medya gruplarının koşulsuz AKP'yi desteklediklerini belirterek, bu desteğin tamamen çıkar ilişkisine dayandığını ifade etti. 12 Eylül referandumunda medya gruplarının referandumu desteklediğini söyleyen Barış, desteklemelerinin sebeplerini yine çıkar ilişkisine bağladı. Barış, "Türkiye'de patron medyası tartışılmadığı sürece bir yere varamayız" diyerek, bunu engelleyebilmek için yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ifade etti. Yıkılmaya yakın her hükümette olduğu gibi AKP'nin de her tarafa fütursuzca saldırdığını dile getiren Barış, iktidarın kutuplaşma ile ayakta kalabileceğini fakat toplumun çökebileceğini belirtti.
'İktidar gazeteciliği yok etmeye çalışıyor'
diken.com'dan Kadri Gürsel ise gazetecilere yönelik ölüm ve terör tehditlerini değerlendirerek, "Bize karşı açılan meydan okumadır" dedi. "Basın özgürlüğünün bitirilmesini canla başla savunanlar kamuoyu önünde bir pişmanlık belirtmiyorlarsa onlara bir şey olduğunda onların da basın özgürlüğünü savunurum ama herhangi bir yerde yan yana gelmem" diyen Kadri, iktidarın gazeteciliği yok etmeye çalıştığını ifade etti. Kadri, basın özgürlüğü düşmanlarının çok korktuğunu dile getirerek, korkularının sebebini iktidarın düşüyor olması olarak nitelendirdi. "Bir ülkede gazeteciler basın özgürlüğü düşmanları kadar korkak oldukça kendilerini kurtaramazlar" diyen Kadri, linç girişimlerinden, saldırılardan korkulmaması gerektiğinin altını çizdi. Kadri, korkunun aptallaştırdığını söyleyerek, korkmamak gerektiğini bildirdi.
Konuşmaların ardından soru-cevap kısmına geçildi ve konferans sonlandırıldı. "Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Uluslararası Konferansı" yarın saat 09.30'da "Medya reformu için önerilerin saptanması" ve "Cezaevindeki gazetecilerin sayısını neye göre belirleyeceğiz" başlıkları ile TGS Genel Merkezi'nde basına kapalı olarak devam edecek ardından 15.00'da basın toplantısı düzenlecek.
(en/dc/mg)

