Eren Keskin: Kürdistan'da yaşananlar aynı devlet aklının sonucu

09:04

Öykü Dilara Keskin/ JINHA

İSTANBUL - Kürdistan'da 90'lı yıllarda devreye sokulan OHAL'in günümüzde de uygulandığını belirten Avukat Eren Keskin, "90'lı yılları bir milat olarak görürsek Dersim, Ağrı, Zilan katliamını nereye koyabiliriz. Türkiye kurulduğundan beri Kürdistan'da sömürge politikası uyguluyor. Bu yaşananlar aynı devlet aklı sonucudur" dedi.

Türkiye'de Kürtlere yönelik saldırılar geçmişte olduğu gibi bugünde devam ediyor. Bu saldırı politikası 90'lı yıllarda devlet tarafından uygulanan OHAL ve bununla birlikte katliam girişimleri bugünde Kürdistan'ın birçok kentinde yeniden devreye sokuluyor. Son olarak Cizre'de 9 günlük sıkıyönetimin ardından 23 kişi hayatını kaybetti, evler oturamaz hale geldi. Diyarbakır'ın Sur ilçesinde de sıkıyönetim uygulamalarının devreye sokulmasıyla çatışmalar yaşanmıştı. Sıkıyönetim uygulamaların ve savaş konseptinin Kürdistan'da devreye sokulmasının ardından devlet terörü artarak devam ediyor. 90'lı yıllarda heyet olarak Kürdistan' a gidenlerden biri olan avukat Eren Keskin, yaşanan olayları 90'lı yılların devamı olarak nitelendirdi.

'Devletin kirli savaş politikası gün yüzüne çıktı'

İnsan hakları savunucuları olarak 90'lı yıllarda bugün yaşananların aynısını yaşadıklarını söyleyen Eren, "90'lı yıllara geri mi dönüyoruz sorusunun ben gerçekçi olduğunu düşünmüyorum. 90'lı yılları bir milat olarak görürsek Dersim, Ağrı, Zilan katliamını nereye koyabiliriz. Bunu Türkiye devletinin kuruluşundan almak gerekiyor. Çünkü Türkiye kurulduğunda beri Kürdistan'da sömürge politikası uyguluyor" ifadesini kullandı. Kürdistan'da yaşanan savaşın dönem dönem sertleştiğini veya duraksadığını söyleyen Eren, "Şunu görmek gerekiyor PKK'nin ortaya çıkmasıyla çatışma süreci yoğunlaştı ve devletin kirli savaş politikaları gün yüzüne çıktı" sözlerini kullandı.

'Hatırladığım şey öldüren bebeklerin patikleri'

90'lı yıllarda Kürdistan'a heyet olarak gidildiğinde desteklerin az olduğunu ifade eden Eren, "Her olayda acılar içinde rapor hazırlardık. Ama bu raporlar hiç görülmezdi" diye belirtti. "Bugün olanları geçmişle birlikte değerlendirmek gerekiyor. 92'de de Cizre'de olduğu gibi Şırnak yerle bir edilmişti. Biz Şırnak'a gittiğimizde evlerin hiçbir yerinin oturacak hali yoktu, sivil ölümler vardı. Benim en çok hatırladığım şey öldürülen veya yaralanan bebeklerin patiklerinin sokaklarda olduğudur" dedi. İşkence edilen, yakılan cenazeleri, işkenceyle katledilen gerilla cenazelerini gördüklerini söyleyen Eren, "Bugün bu devam ediyor. YJA Star gerillası Ekin Wan'da işkence edilerek bedeni teşhir edildi. Bugün yaşananların aynısı o dönemde vardı. Bu aynı devlet aklının sonucudur" şeklinde konuştu.

'Tayyip Erdoğan derin devletle uzlaştı'

Yaşanan katliamların sorumlularından birinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğunu kaydeden Eren, "Ama tek başına Erdoğan değil, Erdoğan derin devletle uzlaşmıştır. Türkiye cumhuriyetinin kendisi derin bir devlettir zaten. Kürdistan'a gittiğimde orada şu duyguyla var oldum bu iş silahsız olmaz bir insan hakları savunucusuna bile bu duyguyu tattırıyor bu devlet. Bölgede öyle bir vahşetle karşılaşıyorsunuz ki bunun karşısında silahtan başka ne yapabilirsiniz?" diye konuştu. "Ama HDP'nin de söylediği gibi barıştan ısrarcı olmak gerekiyor, çünkü bu devletin oyununu bozacak olan savaş değil barış politikasıdır" diye belirten Eren, yaşananların sona ermesi için onurlu bir barışın gerekli olduğunu dile getirdi.

'Türkiye savaş suçu işliyor'

Devletin savaşı kendisi için gerekli gördüğünü söyleyen Eren, "Kendi akıllarınca PKK'yi zayıflatmak istiyorlar çünkü PKK onların düşünemediği kadar büyüdü. Bu nedenle bu vahşi uygulamalarını devam ediyor. Seçimlerde de barajın altına düşmesini istiyorlar ama bunlar ters tepecek" dedi. Eren, "Devlet kurulduğundan beri Kürdistan'da zaman zaman artırarak şiddet uyguladı. Ama bundan en büyük zararı da kendileri gördü" diye ifade etti. Yaşanan katliam girişimlerine hukuki olarak bakıldığında da Türkiye'nin imza attığı BM sözleşmelerine göre savaş suçu işlediğini söyledi. Türkiye Uluslararası Ceza Mahkemesi sözleşmesine taraf olsaydı savaş suçundan yargılanacağını ifade eden Eren, "AB ve ABD'de Türkiye'nin politikalarını eleştiriyor fakat seslerini daha çok çıkarmaları gerekiyor, çünkü Türkiye birlikte altına imza attığı sözleşmelere aykırı davranarak savaş suçu işliyor" diye kaydetti.

(dc/fk)