2013 Kadın Panaroması - (6) – DOSYA
10:19
2013 yılı ve kadın mücadelesi
Eylem Daş - Derya Ceylan/JINHA
İSTANBUL- 2013 yılının kadınlar açısından ortak mücadele yılı olduğunu dile getiren HDK Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, son dönemlerde AKP hükümetinin kadınlar üzerinden sürdürdüğü politikalarla beraber muhafazakar toplum inşa etmek istediğine işaret ederek, Kürt ve Türk kadın hareketinin bu anlamda önemli mücadelelerde bulunduğunu söyledi. 2013 yılının ayrıca Rojavalı kadınlar için de mücadele yılı olduğuna dikkat çeken Sebahat, kadınların yaşamı yeniden inşa etme konusundaki kararlılıklarının tüm dünya kadınlarına örnek teşkil ettiğini vurguladı.
Kürt kadınları son 30 yıldır büyük bir değişim yaşadılar ve bu bağlamda Kürt Siyasal Hareketi’nin önemli bir bileşeni haline gelerek kendilerini dünyada ve bölgede toplumsal yaşamının büyük ölçüde nefes aldıramaz katı, feodal yaşam tarzından kopardılar. Cins mücadelesi vererek yaşama devam eden kadınlar, gün geçtikçe hem dönemsel olarak yürütülen siyasi faaliyetlerde hem de güncel politik meseleler içerisinde dikkate değer bir politik bileşen olmaya başladı. Toplumun siyasi oluşumunda hemen hemen bütün konumlarda aktif bir şekilde yer lan kadınların, gündelik politika içerisinde siyasetin mobilizasyonu, toparlanması ve toplumun tüm kesimlerine yayılmasında sahip oldukları etkinlik belki de bir yüzyıl boyunca kırılamayacak geri toplumsal rollerden sıyrılmalarına olanak sağladı. Parti eş genel başkanlığı, milletvekilliği, belediye başkanlığı ve belediye eş başkanlığı gibi sayılabilecek birçok statü, görev edinene kadınlar, Rojava Devrimi’nde özgün örgütlenmeler sergileyerek tüm dünyaya öncü bir duruş sergiledi. Kürt Kadınları’nın mücadeleci isimlerinden Halkların Demokratik Partisi (HDK) Eş Başkanı ve İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Kürt kadınlarının tüm dünyaya örnek olacak şekilde mücadele yürüttüklerinin altını çizerek, bunun en büyük örneğinin de Rojavada gerçekleştirilen kadın devrimi olduğunu vurguladı.
‘2013 yılı politik kazanımların ve mücadelelerin yılıdır’
2013 yılının genel olarak politik kazanımların ve mücadelelerin yoğun olduğu bir dönem olduğunu dile getiren Sebahat, kadınların 2013 yılında da erkek egemen kültürün mağduru olarak yaşamaya devam ettiklerini ifade etti. Kadınlara yönelik taciz, tecavüz, şiddet ve cinayetlerin yıl içerisinde devam ettiğini belirten Sebahat, Kürdistan da benzer sorunların yaşandığına dikkat çekerek kadınların erkek egemen zihniyetin üstesinden tam olarak gelmediğini ve bunun gerçekleşmesi için daha fazla mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. Sebahat, “Kürdistan’da Demokratik Kadın Hareketi’nin var olması, kendisini güçlendirmesi, toplumsal olarak kadın erkek eşitliğini savunması ve zihinleri değiştirmeye çalışması devam etse de çok ciddi sıkıntılar hala devam etmekte. Zaten cins bilincine karşı mücadele etmek demek öyle kısa bir zaman diliminde kazanım elde etmek demek değildir. Bunun için daha fazla örgütlü mücadeleye ve zamana ihtiyaç var” dedi.
‘Rojava tüm dünyaya örnek oldu’
Hükümet tarafından kadınlara yönelik ciddi saldırıları olduğunu ifade eden Sebahat, KCK adı altında yürütülen siyasi soykırımların devam etmesi ile birlikte örgütlü kadınlara çok ciddi bir darbe vurulduğuna dikkat çekti. 2013 yılının en önemli olaylarından birisinin şüphesiz Rojava Devrimi olduğunu hatırlatan Sebahat, “Rojava Devrimi’ndeki Kürt Kadınlarının rolü, ortaya koydukları duruş, halkın öz savunma konusunda özgün birlikler oluşturarak savunmada yer alması dünya halkları için çok önemli bir duruştur. Rojava kadınlarının yaşamı yeniden kurma konusundaki kararlılıkları bile bütün dünya kadın hareketine örnek olmuştur. Dünya kadınları tarihten bu yana bir cins mücadelesi içerisinde. Fakat Kürdistan kadınları tarihte ilk defa özgün örgütlenme içerisine girerek kadın mücadelesinde özgün bir duruş sergiledi” dedi.
Kadınlar yapabilir mi? Yaparsa daha iyi yapar…
“Batı Kürdistan ve Rojava kadınları mücadele içinde yer alma pozisyonları aynı şekilde“ diyen Sebahat, Kürt kadınları tarafından geliştirilen eşbaşkanlık sisteminin, yerel yönetimlerde kadınların daha fazla olması ve eşit temsiliyet düzeyinin her iki yerde de aynı olduğunu dile getirdi. Kadınların ülkeyi yöneten mekanizmalarda yer almasının toplumsal yaşam etkinliğini de arttırdığına vurgu yapan Sebahat, “Kadınlar, yerel seçimlerde, siyasette ve toplumun her alanında var olmak için mücadele vererek yaşamda çok anlamlı mevziler kazandı. Bu da toplumda farkındalık ve zihinsel dönüşüm yarattı. Eskiden ‘kadınlar yapabilir mi?’ algısı kadınların mücadelesi sayesinde ‘kadınlar daha iyi yapar’ noktasına geldi. Bunun pratik örneklerini hem parlamentoda hem de yerel yönetimler de gördük. En son örneği ise, Rojava Devrimi’ne karşı Türkiye ile Rojava Kürdistan’ı arasına örülmek istenen duvara karşı Ayşe Gökkan’ ın inisiyatifinde başlayan eylemlerdir. Bu anlamda kadınların toplumun öncüsü olma konusunda da önemli bir adım atıldığını düşünüyorum" diye konuştu.
‘Kürt kadınlar özgün mücadeleye öncülük etti’
Eril zihniyetin yüzyıllardır kadınların üzerine ciddi politika sürdürdüğünü dile getiren Sebahat, kadınların mücadelelerine ve tüm kazanımlarına rağmen zihniyetin tam olarak değişmediğini belitti. Sebahat erkekler tarafından toplumda yaşamsal kılınan taciz, tecavüz, ensest, erken yaşta evlilik ve çok eşliliklere karşı kadınların henüz tam olarak kazanım sağlamadığına dikkat çekerek hukukun bu anlamda eksik kalması nedeniyle suç sayılan yaklaşımların meşrulaştırıldığını vurguladı. Türk ve Kürt kadınların son dönemlerde gerçekleştirdikleri ortak eylemlerle beraber kadın mücadelesinin önemli bir ivme kazandığını belirten Sebahat, “Kadınların deneyim paylaşımında bulunması ve ortak kararlar alması mücadele açısından değerlidir. Geçtiğimiz yaz ayında Diyarbakır’da Ortadoğulu kadınlar bir araya gelerek dünyada değişmekte olan siyasal süreç ve cins bilincine ilişkin Kürt kadınlarının öncülüğünde Ortadoğu Kadın Konferansı’nı gerçekleştirmişti. O toplantının tarihi olduğunu düşünüyorum. Irak, İran, Libya, Pakistan, Afganistan ve Filistin gibi 26 ülkeden 300 kadının katılım gösterdiği bu konferans ortaya renkli manzaralar çıkardı. Kadınlar deneyimlerini paylaşarak mücadelede etkin rol almanın değerini bir kez daha ortaya koydu. En önemlisi de konferansa katılan yüzlerce kadın birlikte mücadele vermek adına ortak kararlar aldı ve bu kararalar doğrultusunda dünyanın her yerinde aynı eylemliliklerine devam etti, ediyor ” şeklinde konuştu.
‘Muhafazakar toplum inşa ediliyor’
Kadınların tarihten bu yana mücadele vermesine karşın eril sistemin de kadın mücadelesine ket vurma amaçlı baskıcı politikalarına devam ettiğini ve bu amaçla kadınları mücadeleden soğutmaya çalıştığını vurgulayan Sebahat, Türkiye’de de son dönemlerde AKP hükümetinin kadınların mücadelesini kırmak adına politika izlediğine işarete etti. Sebahat, AKP’nin kadını eve kapatan, yok sayan kadına yönelik erkek egemen sistemin tüm baskıcı politikalarını uygulayan bir iktidar olduğunu belirterek, kadını aile kavramı içerisine kapatan ve kadının yok sayan politikalarla kürtaj tartışmasından “kızlı erkekli evde kalma” konularına kadar yürütülen tüm tartışmalarda AKP’nin kadınlar üzerinden muhafazakar bir toplum yaratmak istediğini söyledi. Bunun en bariz örneklerinden birinin İstihdam paketi olduğunu dile getiren Sebahat, “Evliliği özendiren, evlenmek isteyen gençleri destekleyen, geleneksel kadınlık rollerini uygulamaya zorlayan bir zihniyet var. Kürt Kadın Hareketi, Türkiye Kadın Hareketi ile birlikte omuz omuza vererek yürütülen tüm bu politikalara karşı mücadele vermek zorundadır. 2013 yılı zor bir yıldı. Ancak 2014 yılında da kadınları zorlu bir mücadele bekliyor” sözlerini ifade etti.
-Son -
(ed-dc/zd)

