Kuzey Kıbrıs'ta göçmen kadınlar fuhuş kıskacında
09:09
Ceren Karlıdağ/ JINHA
İZMİR - Kıbrıs'ın kuzeyinde feminist mücadele veren Fezel Nizam "Türkiye'den farksız olarak Kıbrıs'ın kuzeyinde de her geçen gün kadınlar şiddete maruz kalıyorlar. 74'de ki savaş ve sonrasında şiddet giderek arttı, sonraki kuşakları da etkisi altına aldı" dedi.
Kıbrıs, iki yakasında kin ve nefretin körüklenmeye çalışıldığı, politika haberlerinde birleşmeli birleşmemeli mi şeklinde tartışmalarla görünür olabilen küçük bir ada ülkesi. İki ayrı yönetim ve ülke görünümünde olan ada ile ilgili bir çok kaynak ise yasal olmayan işlerin döndüğü arka bahçe diye anlatıyor. Kıbrıs'ın kuzeyinde kadın çalışmaları yürüten Feminist Atölye aktivist Fezel Nizam ile kadınların hayatlarını ve sorunlarını konuştuk. Fezel, ada da, 1974'te yaşanan savaşın ardından şiddetin artış gösterdiğini belirterek, bunun yanı sıra göç eden veya iş vaadiyle Kıbrıs'a getirilen kadınları fuhuş ve güvencesiz çalışma koşulları ile yaşam mücadelesi vermeye çalıştığını dile getirdi.
Yanlış bir algı var
Kıbrıs'ın kuzeyinde kadınların kendilerini eşit ve özgür hissettikleri gibi bir algı olduğunu söyleyen Fezel, feministler olarak önce kadınları erkek şiddetinin varlığı konusunda yüzleştirdiklerini dile getirdi. Bu noktada toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadının politikaya atılması gibi çalışmalar yaptıklarını söyleyen Fezel "Türkiye'den farksız olarak Kıbrıs'ın kuzeyinde de her geçen gün kadınlar şiddete maruz kalıyorlar" dedi.
'Kadınların yaşadığı travma devam ediyor'
Şiddetin tarihinin ise 1974 döneminde ki "Barış Harekatı" denilen savaşa dayandığını söyleyen Fezel, savaş döneminde şiddetin en acı yüzü ile önce kadınların karşılaştıklarını dile getirdi. Bu fiziksel ve psikolojik şiddeti adada ki hem Türk hem de Rum kadınların ayrımsız bir şekilde yaşadığını söyleyen Fezel "74'de ki savaş ve sonrasında şiddet giderek arttı, sonraki kuşakları da etkisi altına aldı. Kadınlar tecavüz ve zorunlu göç ile birlikte travmalar yaşadı ve etkisi sürmeye devam ediyor" diye belirtti.
'Turizmi belirleyen faktör seks köleliği'
Kuzey Kıbrıs'ta ki turizmi belirleyen iki faktörden birinin fuhuş olmasının kadınlar için ciddi bir problem olduğunu söyleyen Fezel "Seks köleliğine karşı pek çok alanda mücadele veriyoruz. Göç yoluyla kendi istekleriyle gelen kadınlar veya Polonya'dan Bulgaristan'dan iş vadiyle kandırılıp getirilen kadınlar seks kölesi olarak çalıştırılıyorlar. Bulunduğumuz her platforma seks köleliğine karşı mücadele çağrısı yapıyoruz. Fakat bunun içerisinde çok büyük şirketler ve para düzeni var" dedi. "Bunun yanı sıra günlük işçi olarak adlandırılan sömürü sistemi var" diyen Fezel, yine Kıbrıs'a getirilen kadınlar günlük ev işçisi adı altında sosyal güvenceleri olmadan çalıştırıldıklarını, kadınların çalışma saatleri ve çalışacakları yer hakkında söz sahibi olmadıklarını dile getirdi. Fezel, bu durumun kadınlar özelinde sendikalaşmanın gerekliliğini gözler önüne serdiğini dile getirdi.
'Parlamentoda ilerleme kaydettik'
Fezel; Feminist Atölye aktivisti Doğuş Derya'nın milletvekili seçilmesi ile birlikte feminist mücadele parlamentoya da taşındığını ve o zamandan beri de çeşitli yasalarla mücadelenin ilerleme kaydettiğini söyledi.
"En son geçen Evlenme ve Boşanma Yasası ile çocuk hakları, nafaka süreci ve kadınların kendi soyadlarını kullanması ile ilgili bazı düzenlemeler gerçekleşti. Kadınların ataerkil sistem içerisinde kişiliklerinin veya isimlerinin görünmez kılındığı bir düzen söz konusu. Bu yasanın çok önemli olduğunu düşünüyorum" diyen Fezel, bunun yanı sıra kimlik mücadelesinin dışında kadınların politikaya katılım sorunları olduğunu dile getirdi. Fezel, "Yine yeni yasaya göre tüm partilere zorunlu yüzde otuz kadın kotası getirildi. Bu bugüne kadar siyasete katılımda ayrımcılık yaşayan kadınların aktif olarak siyasete katılımını destekleyecek. Bu da bize farkındalığı olan kadınların meclise girmesiyle çok büyük olanaklar sağlayacak" dedi.
(fk)
