DBP: Kürt sorunu öz yönetimle çözülür

11:55

JINHA

AMED - DBP Yerel Yönetimler iki günlük öz yönetim tartışmalarının ardından deklarasyon yayınladı. Öz yönetimin acil bir ihtiyaç olduğuna vurgu yapılan, hükümetin ülkeyi kaostan çıkarmaya, halkın öz yönetim talebine saygı duymaya çağrıldığı deklarasyonda "Kürt meselesi yüzde 90 yerel yönetimler sorunudur tespiti ve statüsüz bir çözümün olmayacağı gerçeği orta yerde durmaktadır. Bu sorun çözülmedikçe hepimizin ödediği faturanın katlanarak arttığı görülmelidir" denildi.

DBP Yerel Yönetimler buluşmasında yapılan tartışmaların ardından sonuç deklarasyon yayınlandı. Kürtlerin yüzyıllarca kendi topraklarında özerk yaşadığına vurgu yapılan deklarasyonda bildirgede, öz yönetimin meşru ve tarihsel bir talep olduğu ancak yasadışı ve illegal ilan edildiğini kaydedildi. Merkezi devletin insanların, toplulukların, inanç gruplarının nasıl yaşayacağını belirleme yetkisini kendinde gördüğünü, bu gücü kaybetmemek için her türlü çaba ve gayret içine girmekten çekinmediği belirtilirke şöyle devam edildi:

"2013 Newrozunda Sn.Öcalan'ın çağrısıyla başlayan çözüm süreci, tüm ülkede 3 yıldır barış umudunun yeşermesine vesile olmuştu. Herkes bu meselenin kalıcı barışla sonuçlanacağına ve hep birlikte yeni bir yaşamın filizleneceğine inanmıştı. Daha kardeşçe, barışçıl, demokratik ve özgür bir yaşam.7 Haziran seçimleri bu inancın en genel biçimde paylaşıldığının bir göstergesidir. Tüm toplumun bu beklentisinin aksine yönetim erkini bırakmama ve iktidarı paylaşmama ısrarı sonucu kaos ve çatışma tüm topluma reva görülmüştür.

'Kürt meselesi yüzde 90 yerel yönetimler sorunudur'

Bilindiği gibi Kürtler, "ne istiyorsunuz?" sorusuna uzun bir süredir Özerklik, Yerinden Yönetim ve Özyönetim cevabını vermektedir. Tüzük, program, kongre ve konferanslarda bunu açıkça ifade etmiş, seçimlerde de bu taleplerini sıkça deklare etmişlerdir. Bugün bunu daha net bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Tüm yaşadıklarımızın tarifi budur. "Kürt meselesi yüzde 90 yerel yönetimler sorunudur" tespiti ve statüsüz bir çözümün olmayacağı gerçeği orta yerde durmaktadır. Bu sorun çözülmedikçe hepimizin ödediği faturanın katlanarak arttığı görülmelidir. Dünya üzerinde çatışmalı süreçlerin hallinde benzer yöntem ve modeller önemli oranda uygulanmış ve olumlu sonuçlar almıştır. Hele yanı başımızdaki Rojava deneyimi bunun en somut örneğidir. Herkesin kendi kimliği ve inancıyla bir arada yaşayabileceği görülmüştür. Eğer önceden bu sağlanmış olsa böylesi ağır bir tablo yaşanmayacaktı.

'Yerinden yönetim acil ihtiyaçtır'

Yine Türkiye gibi farklı kimlik ve inançların bir arada bulunduğu bir ülkede, erkek egemenlikli, katı merkeziyetçi yapı, farklılıkları tehdit gören, ötekileştiren, tek tipleştirici dayatmalara zemin sunmaktadır. Kürt meselesinden ayrı olarak yerinden yönetim bu ülke için acil bir ihtiyaçtır. Hele son dönemde artan tek kişilik yönetim hevesi bunu zorunlu kılmaktadır. Zaten Kürtlere karşı bu katı tutumun altında bu talebin ülke geneline yansıması kaygısı yatmaktadır. Buradan bir kez daha dile getiriyoruz ki özyönetim, yerinden yönetim meşru ve demokratik bir haktır. 1921 Anayasasından bugüne değin birçok metinde ve düzenlemede yer alan özyönetim, Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartında uluslararası hukuk tarafından da güvence altına alınmıştır.

Bu temel de;

Biz DBP'li yerel yönetimler olarak; çağdaş, evrensel ve demokratik hukuk tarafından temel insan hakkı olarak kabul edilen ve parti programımızda da savunduğumuz özyönetimin, Türkiye demokrasisini ileriye taşıyacağını bilerek;

Küresel ve yerel düzeyde iflas eden ulus-devletçiliğin, toplumsal sorunları çözme bir yana daha da derinleştirdiğini görerek;

Günümüzde daha da derinleşen ekonomik, ekolojik ve etnik sorunların, kentsel yıkımların ve mezhep çatışmalarının özyönetimlerle ortadan kaldırılabileceğini bilerek;

Özyönetimin en başta, ataerkil zihniyet ve onun ürettiği sorunlara karşı geliştirilen bir kadın çözümü olduğunu ifade ederek;

Hükümeti, demokratik ve eşitlikçi bir şekilde ülkeyi kaostan çıkarmaya, Türkiye'de yaşayan tüm halkların, inançların ve düşüncelerin kendini bulabileceği bir anayasa oluşturmaya, yerellerde gelişen her türlü anti demokratik politikalara son vermeye, Avrupa yerel yönetimler özerklik şartına koyulan çekincelerin kaldırılmasına, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür bir şekilde çözüm ve müzakere sürecinde muhatap alınmasına, özyönetimlerin devleti reddetmediğini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetini, halkın özyönetim taleplerine saygılı yaklaşmaya, tüm demokratik tepkilere rağmen sürdürülen baskıları sonlandırmaya ve evrensel hukuk kurallarına uymaya çağırıyoruz.

'Tutuklananlar eşbaşkanlar serbest bırakılmalı'

Hem Kürt meselesinin çözümünde hem de barışın tesisinde belirleyici önemdeki yerinden yönetim, özyönetim talebini meşru ve demokratik bir talep ve hak olarak görüyoruz. Tüm demokratik kamuoyunu duyarlı olmaya, onurlu barışı ve özgür geleceğin inşasını sahiplenmeye davet ediyor, ayrıca bu meşru ve demokratik talep gerekçe gösterilerek özel güvenlik bölgeleri, sokağa çıkma yasakları ilan etmek, yaşam hakkını ihlal etmek, gözaltı, işkence ve sürgün etmek, Belediye ve parti yöneticilerini yargılamak, görevden almak ağır bir insan hakları ihlalidir, antidemokratik uygulamadır. Buna derhal son verilmesini ve tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz.

(şa-bc/gc/fk)