Nusaybin’de ‘Jin Sînora Nasnakin’ konferansı

15:15

JINHA


MERDÎN - Nusaybin’de 25 Kasım "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü" vesilesiyle BDP'li Nusaybin Belediyesi tarafından ‘Sînor Penaberiyê Ava Dike, Jin Sînora Nasnakin’ konferansı konuşan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, “Devlet kendisi ve halkın arasına duvar örmüştür. AKP hükümeti dünyanın neresine giderse gitsin ördükleri o duvar karşılarına kara bir leke olarak çıkacaktır. Sınır ve duvarların hepsi kalkacak ve alınlarında kara bir leke olarak kalacaktır. Biz kadınlar hiçbir zaman sınırları tanımadık ve tanımayacağız” şeklinde konuştu.


Nusaybin Belediyesi tarafından 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” nedeniyle "Sînor Penaberiyê Ava Dike, Jin Sînora Nasnakin!" şiarıyla Mitanni Kültür Merkezi Apê Musa Konferans Salonu’nda konferans düzenledi. Düzenlenen konferansa BDP Batman Milletvekili Ayla Akad Ata, BDP Mardin İl Eşbaşkanı Adule Aksoy, BDP Mardin Merkez İlçe Eşbaşkanı Xece Kalkan, BDP Nusaybin Eşbaşkanı Zinnet Alğat, Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan ve belediye kadın meclis üyeleri, Kızıltepe Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Selman ve belediye kadın meclis üyeleri, Rojava Delegasyonu Berivan Yunus ile Halepçe Xelil, Derik Kadın Meclisi, DÖKH Aktivistleri, Nusaybin Barış Anneleri İnsiyatifi, KURDİ-DER, MEYA-DER, Eğitim-Sen Kadın Komisyonu yanı sıra sivil toplum örgütü kadın temsilcileri ve çok sayıda kadın katıldı.


Mitanni Kültür Merkezi bahçesine Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Süryanice "Em ne penaber in jinen tekoşer in", "Sınırları aşıyor, özgür yaşama ulaşıyoruz" pankartı asılırken Apê Musa Konferans Salonu'nuna ise "Sînor penaberiyê ava dike, jin sînora nasnakin!", "Zilam dikuje, devlet dipareze","Erkek öldürüyor, devlet koruyor", "Penaberî ne nasname ye, nasnameya me azadiya me ye! " pankartları asıldı. Salondaki kadınlara "Cinsel Şiddete karşı direniyoruz ", “Savaşta mülteci olan kadınların karşılaştıkları riskleri "konu alan broşürler dağıtılırken kadınlar sık sık "Bijî Têkoşîna jinê", "Jin jiyan azadî", "Şehit namirin" sloganlarını attı.


’25 Kasım Rosalarla yükseldi Sakinelerle özgür olacak’


Bir dakikalık saygı duruşundan sonra açılış konuşmasını yapan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, 1,5 yıldır Rojava demokratik özerkliğini ilan ettiğini söyleyerek, “Kuzey Kürdistan’da 30 yıldır bağımsız yaşamak ve kenti yönetimlerini kurmak için mücadelesi veriyor. Sömürgeci devletler özgürlük için hiçbir adım atmıyor. Kadınlar özgür olmayıncaya kadar toplumunda özgürleşmeyeceğini biliyoruz. Bundan dolayı 25 Kasım’ın anlamı Rosa ile yükseldi,  Sakine’nin yolunda yürüyüp özgür olacağız. Hepimizin üzerinde 3 büyük güç yürütülüyor. Sadece Kürdistan’ın değil tüm dünya üzerinde yürütülüyor. Bunların ilki devletin erkek olması, ikincisi toplumun erkek olması ve aileleri erkekleştirdiler. Tüm yöneticiler toplumun yarısı olan kadını katletmek istediler. Eğer toplumun yarısı olan kadın katledilirse o zaman tüm otoriterler farklı farklı yaşam hakkı vardır” dedi.


‘İki ambargo arasında bu devrimi boğmak istiyorlar’


Toplumların önce kadınla katledildiğini belirten Ayşe, “Eğer bir toplum ahlaki olarak kadınla oynarsa ve düşürürse o zaman erkekte onunla düşecektir.  Bundan dolayı devlet politikalarının ilkini kadın üzerinden yürütüyor. Kadını fuhuşla, kötü ahlakla, narkotikle gençleri düşürüyorlar toplum otoriterlerin eline düşsün. Bundan dolayı devlet kadınlardan çok acizdir. Rojava’da demokratik özerklik ilan edildiğinde devlet bunla aciz oldu; çünkü Rojava’nın devrimi kadın devrimiydi. Ortadoğu’da El-Kaide, El-Nusra, El-Fatih gibi tüm örgütlerde kadınlar yer almıyor. İlk defa Ortadoğu hareketinde Rojava’da kadın yer alıyor. Rojava ve Ortadoğu’da yapılan planlar Arap Baharı ile iktidarı bir arabın elinden alıp başka bir arabın eline vermektir. Bu yapılanlara Ortadoğu’da isyan eden ve özgür yaşamak isteyen bir halka karşılaşmadılar. Rojava duruşu ve devrimiyle tüm dünyanın planlarını bozdu.  Bundan dolayı şu anda Rojava üzerinde iki ambargo uygulanmaktadır. Biri Türkiye tarafından diğeri ise Suriye tarafından uygulanmaktadır. İki ambargo arasında bu devrimi boğmak istiyorlar” diye konuştu.


‘Rojava ve Bakur birdir’


Rojava ve Bakur’un bir olduğunu komşu olmadıklarını ifade eden Ayşe, “ Her ikisi de birdir. Kimse Rojava üzerinde ambargo uygulayamaz. Kimse araya sınırlar çekip duvar öremezler. Bu duvarın anlamı ki devlet buna ‘duvar değil’ diyor. Geçenlerde bir anne, ‘Bu duvar Bakur ve Rojava arasında örülen bir duvar değildir. Devlet bu duvarı kendisi ve bizim aramıza örmüştür. Biz bu devleti tanımıyoruz’ dedi. En önemli konuşmada budur.  Devlet kendisi ve halkın, kadınların arasına duvar örmüştür. Hükümet dünyanın neresine giderse gitsin o duvarla kendi etraflarını ördüler ve her yerde alınlarına kara bir leke olarak çıkacaktır. 21. yüzyılda artık hiç kimse sınır ve duvarları kabul etmeyecektir. Sınır ve duvarların hepsi kalkacak ve alınlarında kara bir leke olarak kalacaktır. Biz kadınlar hiçbir zaman sınırları tanımadık ve tanımayacağız” şeklinde konuştu.


‘Kürt kadını kadar kimse sesini yükseltip eşitlik istememiştir’


Daha sonra konuşan BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ise 25 Kasım’ın tarihçesi hakkında konuşarak,  “Bugün kutlanacak bir gün değildir. Her yıl kadınlara yönelik şiddet daha da artıyor. Her yıl şiddet olamayacak ve azalacak dedikçe artıyor. Çünkü dünya da savaşlar azalmıyor, artıyor. Erkek zihniyeti 5 bin yıldır devam ediyor. Bu 5 bin yıl içerisinde kadınlar da artık biz birinci değiliyiz, ikinci sıradayız. İlk sırada erkek vardır. Kadın bizler karar veremeyiz diyoruz karar verilecekse babamız, amcamız, dayımız, abimiz karar verecektir. Bunlara rağmen de yine şunu biliyoruz ki Kürt kadını kadar sesini yükseltip eşitlik istememiştir. Kürt kadını gibi örgütlenmemiştir. Çünkü Önderimiz kadınlar özgür olmayıncaya kadar toplumun özgür olmayacağını söylüyor. Sayın Önderimiz ‘bana sorduklarını kadının mı yoksa Kürdistan’ın mı özgürlüğünü istiyorsun’ Önderimiz, ‘Kadının özgür olmasını istiyorum’ diyor. Çünkü kadınlar özgür olmadan toplumda özgür olmayacak diyor” sözlerini ifade etti.


‘Sınırları kabul etmiyoruz’


Dünya’da sınırların kalktığını ancak Türk Devleti’nin halen Lozan’ın ruhunu yaşatmak isteğine dikkat çeken Ayla, “Bu topraklar bizim toprağımızdır. Bu topraklar üzerinde mülteci değiliz. Bu toprakların sahibiyiz. Bu gün dünyada sınırlar kalmamışken Türk Devleti halklar arasında sınırlar örüyor. Bunu kabul etmiyoruz. Bu duvarı neden yaptığını sorduğumuzda bize ‘ güvenliğiniz için’ diyor. Sınırın diğer tarafında kalan kimdir. Amcamız, dayımız, bacımızdır. Sınırın diğer tarafından kalan toprakta bizim Kürdistan’ın toprağıdır. Bugün devletin politikasına karşı sesimizi yükseltmezsek başarılı da olamayız. Kürt kadını sesini yükseltip bazen otorite devlet, bazen hükümet bazen de birlikte yaşam sürdürdüğümüz babamız, ağabeyimizdir. Kim güç benim elimde diyorsa o otoritedir. Otoriteleri kabul etmiyoruz. Biz eşit bir yaşam istiyoruz.


‘Biz kimsenin Kürdü olmayacağız’


Dominik Cumhuriyeti’nde zulüm ve baskı vardı diyen Ayla, konuşmasının devamında şunlara yer verdi:


“Herkes 25 Kasım gününün kınanacak bir gün olduğunu söylüyor. Bizde bu gün Türk devletinin politikasını burada kınıyoruz. Dominik Cumhuriyeti’nde de zulüm ve baskılar vardı. Bu topraklarda da kadınlarımız cezaevleri kapısında çocuklarını büyütüyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bir ay önce yüzlerce tutsağı sürgün ettiler. Sadece tutsaklara değil Aileleri de cezalandırılıyor. Biz kimsenin Kürdü olmadık bundan sonrada kimsenin kürdü olmayacağız. Biz özgür Kürtleriz. Hiç kimse bu politikalarla gözümüzü korkutamazlar. Çünkü görmediğimi, maruz kalmadığımız ve ödemediğimiz bedel kalmamıştır. Bu dünyada yerimizi almışız. Toplumun yarısıyız ve yeni bir yaşam inşa edeceğimize inanıyoruz.” 


Yapılan konuşmalardan sonra divan seçimi yapıldı. Divan seçiminden sonra kadına uygulanan şiddeti ve kadının direniş mücadelesini konu alan sinevizyon gösterildi.  Konferansın ikinci yarısında Rojava’dan gelen Halepçe Xelil, Nusaybin Belediyesi Gulşilaw Kadın Danışma Merkezi sosyolugu Sadiye Aksoy ve BDP Mardin Merkez İlçe Eşbaşkanı Xece Kalkan’ın yapacağı sunumlarda sonlandırılacak.


(mg)