Gezi'ye ses verenler konu Kürtler olunca nerede?
09:05
JINHA
ANKARA - Kürdistan'da kentlere yönelik devlet saldırıları ve yaşanan ölümlere karşı batıdaki kentlerin tepkisizliğine isyan eden Ankaralı kadınlar, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye düşünülüyor ama o savaş buraya da sıçrayacak, bunu görmüyoruz" diyor. Kadınlar, Gezi'ye ses verenlerin konu Kürtler olduğunda sessizleşmesini de eleştirerek, "Bu daha korkunç bir şey. Cizre'ye sessiz kalanların Gezi'de yaptığı da anlamsız kalıyor" dedi.
Kürdistan'da 7 Haziran seçimlerinin ardından AKP eliyle tırmandırılan savaş konsepti can almaya devam ediyor. Bir yandan Cizre, Silvan, Yüksekova, Varto, Sur gibi kentler ablukaya alınırken, diğer yandan ise yaşanan çatışmalarda gerilla, asker ve polis can kayıpları yaşanıyor. 'Uzak'ta gibi görünen ancak her an yakıcı şekilde hissedilen savaşı Türkiye'nin başkenti Ankara'daki kadınlar ve çocuklara sorduk. Bir çocuk annesi olduğunu söyleyen Yeliz Tekin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve çok kaygılı olduğunu belirtti. "Oradaki savaş burayada sıçrar" diyen Yeliz, "Orada insanlar öldürülüyor katlediliyor biz buradan seyirci olarak bakmamalıyız. Maalesef Ankara'daki gündem sürekli değiştiği için, memur kenti ve merkez olduğu için insanlar artık ev ve iş arasında mekik dokuyor. Ama yarın buraya sıçrayacak nihayetinde. Orada 35 günlük bir çocuğu katlettiler. Sadece Cizre için geçerli değil bu Diyarbakır olsun Silvan olsun Yüksekova olsun her gün insanlar katlediliyor" diye konuştu.
'Sokağa çıkmak şart'
"Bizim artık bu duruma bir çare bulmamız gerekiyor. Yalnız çareyi hep beraber elele vererek başarabiliriz ancak" diyen Yeliz'e göre barışı örgütlemek için sokağa çıkmak şart. Yeliz şunları söylüyor: "Artık insanların el ele verip sokağa çıkması gerekiyor, yarın ölecek insanlar yine biziz. Buraya sıçradığında bunlar olacak. Ama insanlar pervasızca hareket etmeye devam ediyor. Biz artık bu konuda bir şeyler yapılmasını insanların çaba vermesini istiyoruz. Buraya sıçradığında bizim de çocuklarımız katledilecek. Buna dur demenin zamanı geldiğini düşünüyorum" dedi.
'Gezi'de ses çıkaranlar söz konusu Kürtler olunca sessiz'
Sürekli ölüm haberleri duymaktan ve insanların katledilmesinden rahatsız olduğunu belirten öğrenci Sibel Daştan ise savaşın psikolojik yönüne işaret ediyor. Sibel tepkisini şöyle dile getirdi: "En çok beni rahatsız eden buna çok tepki verememek. Gerçek manada bir şeyler yapamamak. Hiç kimsenin örgütlü bir şekilde buna cevap verememesi. Bunu sadece görüp, duyup, bilip yaşamaktan dolayı rahatsızlık duyuyorum. Aslında herkes için barış istiyorum. Ama o kadar korkunç ve çirkin şeyler dönüyor ki bir taraftan da istediğim bu barışın anlamı kalmıyor. Kim için barış istiyorum ne için barış istiyorum? Sadece kendim için oluyor sanki. Çünkü orada bir sürü masum çocuk, insan öldürülüyor. Kadın, yaşlı, çocuk herkesin canına kastediyorlar. Her türlü alanlarını kısıtlıyorlar. Sanki artık söylediğimiz sözler onların yarasını sarmıyor. O yüzden öfkeliyim."
Gezi'deki ortak direniş ruhunun söz konusu Kürtler olunca gösterilmediğini kaydeden Sibel, "Bu daha korkunç bir şey. Cizre'ye sessiz kalanların Gezi'de yaptığı da anlamsız kalıyor" dedi.
'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın'
Öğretmen adayı olan Öznur Göksu ise Kürdistan'da çocukların hedef alınarak insanların geleceğini yok edilmek istendiğini söyledi. Öznur, "Eğitim hakkı, sağlık hakkı bunlara sıra bile gelmiyor. İnsanlar kendini savunduğu zaman bir suç odağı olarak görülüyor. Sanat, siyaset, ekonomi bunlarda önemlidir ama ben yaşayamadıktan sonra, oradaki o kadar insan öldükten sonra insanların bir şey için savaşmasının bir anlamı kalmıyor. Buradaki insanlar Kobane'ye de sessiz kaldılar, buradaki insanlar ölen herkese sessiz kalıyor kendilerine bir şey olmayacak gibi. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın gibi yaşıyorlar. Ve sıranın kendilerine geleceğinin farkında değiller. Orada o kadar insan ölürken, halk katledilirken hiç bir şey olmamış gibi burada normal hayatlarına devam ediyorlar" diye konuştu.
'Orada yaşıtlarım öldürülüyor'
14 yaşında olan H.T ise yaşıtlarının kurşunlar altında her gün katledildiğini belirterek şunları söyledi: "Kendimden büyüklerim veya küçüklerim gereksiz bir şekilde bir insanın yönlendirmesi ile öldürülüyor. Anneler babalar acı çekiyor. Bu tarafta şehit aileleri ağlıyor ama o tarafta da sivil halk öldürülüyor. Türkiye'nin batısında üniversiteye okumaya gelecek kişilerin aileleri endişelenecek, bu haksız bir durum. Ben burada rahat rahat oturabiliyorken oradaki insanlar kafalarını zor dışarı çıkarabiliyorlar. Ben burada insanlarla otururken kalem elimde bişeyler karalıyorken oradaki insanların kafasına silah dayatılması kötü bir şey."
(de/fk)

