Kadın Gazeteciler: Barış gazeteciliği güçlendirilsin
09:06
JINHA
ŞIRNAK - Cizre'ye gelen ve burada gazetecilik yapmaya çalışan kadınlar, barış gazeteciliğinin önemine dikkat çekerek, ana akım medyada çalışan gazetecilere seslendi. Kadınlar, "Neyin ne olduğunu nasıl yaşandığını dair kendi fikrimiz oluşturuyoruz. Bunun için bu gazeteciliğin güçlendirilmesi ve desteklenmesi lazım" dedi.
Sıkıyönetimin ilan edilmesinin ardından 21 yurttaşın yaşamını yitirdiği yer oldu Cizre. Cizre'de en başından beri yer alan gazeteciler halkın sesini duyurmaya ve burada yaşanılanları, katliam girişimini zorlu bir şekilde yansıtmaya çalıştı. Cizre'de sıkıyönetimin kalktığı gün bölgeye ulaşan Evrensel Gazetesi ve Hayat TV muhabiri Cansu Pişkin, "Cizre'ye uzaktan bakmak ve burada olmak çok farklı" dedi. Cizre'ye gelirken yolda iki kere durdurulduklarını anlatan Cansu, "İlk gün taziye evine gittik. Sonradan mahalleye gittiğimde ise yıkımı yaşadım. 21 yurttaş hayatını kaybetmiş yıkılmamış ev bırakılmamış ve insanlar burada toparlanmaya çalışıyor. İmece usulü birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışıyorlar. Bunca maddi manevi kayba rağmen insanlar evlerine çaya, yemeğe davet ediyordu. İnsanlar çok iyi davrandı bize" diye konuştu.
'Hastanede eli tetikte olan polisler gördüm'
Cansu, bölgedeki yurttaşlarla konuşmalarından sonra hastaneye gittiklerini belirterek, gördüklerinin sadece yaşananların bir kısmı olduğunu fark ettiklerini aktardı. Halkın hastane üzerine söylemlerinden abarttıklarını düşündüğünü ancak devlet hastanesine gidip elleri tetikte polisler görünce gerçeği tam anlamıyla gördüğüne dikkat çeken Cansu, "Hastane içinde volta atıyorlardı. İnsanlar hastane içine gitmekte zorlanıyordu" şeklinde konuştu. Cizre'de olan bitenlerle ilgili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın söylemlerini hatırlatan Cansu, "Cumhurbaşkanı 35 günlük bebekten tutunda 75 yaşındaki amcaya kadar 'bunlar terör örgütünün bayrağıyla gömüldüler bunlar teröristtir' dedi. Hemen ertesi gün ise bütün gazetelerde manşet oldu. Medyanın dili bu olmamalıydı. Barış yanlısı bir dil kullanılması gerekiyor. Toplumu birleştirici bir dil kullanılması gerekirken ötekileştirilmiş bir dil kullanılıyor" dedi.
'Gazeteciliğin katledildiği bir süreç'
Gazeteci ve aynı zamanda uzun zamandır BİKG'de yer alan Canan Yıldız da barışın gazeteciler için önemli bir noktada yer aldığına dikkat çekerek, "Bütün baskı dönemlerinde aslında gazeteciliğin de katledildiği, öldürüldüğü bir süreç. Türkiye'deki basın tarihi hep egemenin söylemini dile getirmek için araçlaştırılmıştır" diye belirtti. Barışın sadece bir iyi niyet temennisi değil gazetecilik yapmanın bir teminatı olduğunu dile getiren Canan, "İki yıllık çatışmasızlık süreci yaşandı ve hemen çatışmaların başladığı sürece 90'ların diline dönmek hatta daha da ötesine dönmek mümkün. Bambaşka bir sermaye yapılanması var. Meslektaşlarımı suçlamak istemem ama editöryallerini takip etmiyorlar. Yaptıkları haberin peşinden gitmiyorlar. Yaptıkları haber bambaşka bir şekil alabiliyor çünkü siyaset bizim mesleğimizi de etkiliyor" diye kaydetti.
'Yalana karşı gerçeğin sesi olunmalı'
Barış gazeteciği için "Barış gazeteciliği sanki atıpta tutmak gibi algılanıyor sanki gerçeği çarpıtmak gibi algılanıyor. Ya da bir tarafa olmak taraf tutmak gibi algılanıyor" diyen Canan, sadece gerçeğin yansıtılması gerektiğini ve yalan haberlere karşı gerçeğin sesi olmak gerektiğini söyledi.
Barışa hizmet etmenin ve gerçeği yansıtmanın çok zor olduğunu belirten Canan, "Çünkü sadece Cizre'de insanlar abluka yaşamadı Cizre'de ne olduğunu öğrenmek isteyenler de abluka yaşadı. Bir sürü medya var sosyal medyada bunların bir türü, ama buda burada yetersiz kaldı çünkü wifiler dışında bir şey kalmadı. İnsanlar haber alma hakkını burada kullanamadı onlarında hayatları karatıldı. Neyin ne olduğunu nasıl yaşandığını dair kendi fikrimiz oluşturuyoruz. Bunun için bu gazeteciliğin güçlendirilmesi desteklenmesi lazım" diye kaydetti.
'Burjuva basın gerçekleri aktarmıyor'
Özgür Gelecek Dergisi'nden Aslı Ceren Aslan da Cizre'de süren 9 günlük sıkıyönetime karşı halkın direnişinin gösterilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Gözlemlerimi gazetede yazmak için buradayım. Beni en çok etkileyen şey Cemile'nin annesinin, kızının cenazesini beyaz bir yazmayla gömme mücadelesiydi. Kadının buradaki mücadelesi için buradayım" dedi. Ceren, kadınların konuşma ihtiyacının dikkatini çektiğini belirterek, "Kadın dayanışmasını görmek için buradayım herkesin burada olmasını buraya gelmesini isterim başta özgür basının gelmesinin önemli olduğunu düşünüyorum çünkü burjuva basınının bunları yansıtmadığını fark ettim" şeklinde konuştu.
(ekip/gc/fk)

