'Evde bakım hizmeti veren kadınlar devlet tarafından sömürülüyor'
09:01
Ceren Karlıdağ/ JINHA
İZMİR - Hacettepe Üniversitesi Araştırma Görevlisi Özge Sanem Özateş 'Evde bakım hizmeti' uygulamasının kadınlar üzerindeki yıpratıcı etkilerini gözler önüne seren bir araştırma yaptı. Toplamda 3 buçuk yıl süren ve 6 aylık saha çalışması ile tamamlanan araştırmaya göre evde bakım hizmeti veren kadınlar devlet eliyle emek sömürüsüne maruz kalıyor.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Araştırma Görevlisi Özge Sanem Özateş yaptığı çalışma ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 'Evde Bakım Hizmeti' uygulamasının kadınlar üzerindeki yıpratıcı etkilerini gözler önüne serdi. Ankara'nın Mamak ilçesinde 354 hanede evde bakım hizmeti veren bireylerin zaman yoksunluğu ile ilgili araştırma yapan Özge bunun yanı sıra bakım veren kadınların 35 tanesi ile de derinlemesine görüşmeler yaptığını dile getirerek "17 saatin üzerinde ev içi iş yüküyle tahminimden çok daha büyük boyutları sömürü olduğunu gördüm. Devlet eliyle, sosyal politikalar eliyle kadın emeğinin nasıl sömürüldüğünü çok net ortaya koyan bir çalışmaydı" dedi.
'Sadece 3 saat 41 dakika uyuyorlar'
Kadınların pek çok yoksunlukla iç içe yaşadığını ve bakım veriyor olmanın yaşamlarının bütünü haline geldiğini dile getiren Özge "Söz konusu yoksunluklar evde hapis hayatından tutun da sağlık yoksunluğuna kadar uzanıyor. Evde bakım hizmeti veren kadınlar ortalama 3 saat 41 dakika uyku uyuyorlar ve bakım veriyor olmaktan mutlu değiller" dedi.
'Eğer yapamıyorsanız siz eksik bir ailesiniz'
Devletin kamusal hizmetleri sosyal yardıma indirgediği, sosyal yardımı da en muhtaçlara yapılan sadaka temelli yardımlarla sınırlandırdığı bir sistemde kadınların bakım verdikleri akrabaları için ulaşabilecekleri başka hiçbir hizmet olmadığını söyleyen Özge, devletin bu tür hizmet alanlarını piyasaya bıraktığını dile getirdi. Kamusal kuruluşlardan yararlanmanın mümkün olmadığını söyleyen Özge "Bakım ailenin temel işlevi ise bu iş aile içerisinde yapılır algısı var. Tabi devletin her aile dediğinden kadın anlamak gerekiyor. Bütün politik söylemlere bakıldığında kadının hedeflendiği görülebilir. Dolayısıyla devlet kadınlara diyor ki 'Siz bu işi yaşlılarınız, engellileriz, çocuklarınız için yapmak zorundasınız. Eğer yapamıyorsanız siz eksik bir ailesiniz' bakım hizmetleri yönetmeliklerinde de bu açıkça tanımlanmış durumda" diye belirtti.
'Ücret kadınların emeği için verilmiyor'
Kamusal hizmetlere ulaşımının zorlaşmasının yanı sıra toplumsal olarak da "Sen annene, babana, çocuğuna bakamıyor musun? Huzur evine mi gönderdin, bakım evine mi gönderdin?" şeklinde bir algının yaratılmak istendiğini söyleyen Özge, "Kadının böyle bir toplumsal baskıdan ayrı hareket edebilmesi çok mümkün olmuyor. Ama evde bakım uygulamasında da yaratılmak istenilen farklı bir algı daha var. Algı 'zaten senin temel işlevin olan bakım işlemine bir de devlet para veriyor' şeklinde. Dolaysıyla devlet bu engellilere yönelik sunduğu hizmetlerle bir yandan kamusal bakım sorumluluklarını kadının sırtına yüklerken bir yandan da kadını yardım aldığı için suçlu haline getiriyor. Üstelik bu para da kadının bakım emeğinin ücretlendirilmesi amacıyla değil kişinin bakım masrafları için verilen bir yardım. Kadınlar da bu uygulama ile emeklerinin karşılıklarını aldıkların düşünmüyorlar" diye konuştu.
'İstihdam edilen grup içerinde sayılıyor'
Kadınların enformel destek ağından yoksun, izinsiz, yıllık izinleri olmadan, SGK kapsamına alınmadan çalıştıklarını söyleyen Özge "Bir yandan da TÜİK verilerinde kadın istihdamının göstergelerde artması için bu kadınlar istihdam edilen grup içerinde sayılıyor" dedi.
'Cinsiyetçi iş bölümü ile bakım hizmeti olmaz'
Evde bakım uygulaması gibi cinsiyetçi iş bölümüne dayanan, doğrudan kadının bakım emeğini hedefleyen uygulamalarla bakımın örgütlenemeyeceğini ifade eden Özge son olarak "Biz kadınlar olarak her zaman bakım işinin toplumsal bir mesele olduğunu, devlet ve aile içerisinde eşit paylaşılması gerektiği noktasında sesimizi yükseltmeli ve önerilerde bulunmalıyız" diye belirtti.
Özge'nin yapmış olduğu bu çalışma aynı zamanda kitaplaştırılarak bir ay sonra raflardaki yerini alacak.
(gc/fk)
