İştar Kadın Merkezi Mersin’in ‘şiddet’ verilerini açıkladı
15:45
JINHA
MERSİN - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Ortak Mücadele Günü kapsamında Mersin’de yaşanan şiddet verisini açıklayan İştar Kadın Merkezi, 2010 yılından bu yana 549 kadın ile 66 çocuğun şiddete maruz kaldığı için merkezlerine başvuruda bulunduklarını belirterek, “Yapılan görüşmeler, cinsel zorlama, ekonomik olarak yoksun bırakma, yok sayma, aşağılama, hor görme, temas etmeme gibi farklı şekillerde psikolojik şiddetin düzeyinin giderek arttığını ortaya koymaktadır. Bütün bu tespitleri bir araya getirdiğimizde yaşadığımız kentte kadına yönelik şiddetle aktif ve etkin bir mücadele yürütmek her birimizin sorumluluğundadır” denildi.
Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet yürüten İştar Kadın Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Ortak Mücadele Günü dolayısıyla yıllık faaliyet raporunu açıkladı. Mersinli birçok kadının psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kadınların şiddete maruz kalmalarına rağmen herhangi bir yardım talebinde bulunmaktan çekindiği vurgulandı. 2010 yılından bu yana çalışma yürüten İştar Kadın Merkezi’ne 549 kadının ve 66 çocuğun şiddete maruz kaldıklarından dolayı başvuruda bulunduğu belirtilen açıklamada, birçok kadının da kendisine uygulanan şiddeti açıklamaktan çekindiğine dikkat çekildi.
Ekonomik özgürlük adlı şiddet
Tüm dünya kadınlarının bir şekilde şiddete maruz kaldığının altı çizilen açıklamada, kadınlara ekonomik özgürlük diye sunulan iş yaşamında dahi şiddet gördüğüne değinildi. Açıklamada, “Kadınların çalışma durumuna baktığımızda, kadınların yüzde 79.2’si literatürde ‘ev hanımı’ olarak geçen bizlerin ‘ücretsiz aile işçisi’ olarak tanımladığımız kadınlar, yüzde 13.4’ü bakım hizmetlerinde yer alan kadınlar, yüzde 3.8’i öğrenci, yüzde 1.8’i memur ve yüzde 1.8’i mevsimlik işçi olan kadınlardır” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, çalışan kadınların memur veya öğrencilerin şiddete uğrama verilerinin diğer gruplardan az olmadığı vurgulandı. “Memur olan kadınlar şiddete maruz kaldıklarında herhangi bir kuruma başvurmuyor” ifadeleriyle devam edilen açıklamada, mevsimlik işçisi kadınların ise çalışma koşullarından kaynaklı olarak şiddeti görünür kılmakta zorlandığına değinildi. Kadınların maruz kaldıkları farklı şiddet türlerine ilişkin bilgi verilen açıklamada, “Kadınların yüzde 14.3’ü fiziksel şiddete, yüzde 66.2’si psikolojik şiddete, yüzde 15.3’ü ekonomik şiddete, yüzde 4.2’si cinsel şiddete maruz kalmıştır” denildi.
‘Şiddet, tarihsel ve döngüseldir’
Şiddete maruz kalan kadınların erkekler tarafından kaba ve psikolojik olmak üzere birçok şiddet türüne maruz kalındığına işaret edilen açıklamada, “ Şiddete maruz kaldıkları için başvuran 549 kadının yüzde 20.2’si herhangi bir hukuki işlem yapmak için girişimde bulunmamış, yüzde 12.2’si ise şiddeti sonlandırmak için sığınmaevi desteğine başvuru yapmıştır. Kadınların yüzde 67.6’sı ise şiddete ilişkin herhangi bir işlem yapmayı reddetmektedir. Bunun yerine sürdürülen psikolojik destek ve eğitim desteği ile kurumsal çalışmalar içerisinde yer almaktadırlar. Sürdürdüğümüz çalışmalarda ortaya çıkan en önemli tespitlerden biri ‘şiddet uygulayanın değişeceğine’ yönelik kanıdır. Oysa şiddet, tarihsel ve döngüseldir” sözlerine yer verildi.
‘Kadınlar psikolojik şiddetin farkında’
Sürdürülen psikolojik destek görüşmelerinde kadınların çoğunun şiddete maruz kaldıklarının farkında olduklarının ancak ifade biçimleri ile kurumsal çalışmaların ölçütlerinin uyuşmaması nedeniyle şiddetin görünür olmadığı belirtilen açıklamada, kadınların tanık oldukları sonuçlar nedeniyle, ‘kurumsal çalışmalara’ ilişkin güvenlerini kaybettikleri kaydedildi. Açıklamada, “Yapılan görüşmeler, cinsel zorlama, ekonomik olarak yoksun bırakma, yok sayma, aşağılama, hor görme, temas etmeme gibi farklı şekillerde psikolojik şiddetin düzeyinin giderek arttığını ortaya koymaktadır. Bütün bu tespitleri bir araya getirdiğimizde yaşadığımız kentte kadına yönelik şiddetle aktif ve etkin bir mücadele yürütmek her birimizin sorumluluğundadır. Her birimizin bu mücadele ağında katacağı emek anlamlı ve değerlidir. Özgün çalışmalarımız olmakla birlikte ortaklaşabileceğimiz çok daha acil bir ihtiyaç vardır. Bu da bir cins kırımına dönüşen kadına yönelik şiddetle mücadele etmedir. Ancak bu şekilde, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir değerler dizisini yaşamın her alanında yaygınlaştırmanın inşacıları olabileceğimiz kanısındayız” sözleri ifade edildi.
(zd/mg)

