DAİŞ'ten kurtulan Şehnaz Elyas yaşadıklarını anlattı

09:04

Newroz Dijwar/JINHA

SILEMANİ - 6 ay önce DAİŞ'in elinden kurtulmayı başaran Şehnaz Elyas Murad, "Kadınlarımızın bir an önce o vahşilerin elinden kurtulması lazım. Orada yaşananları anlatmak bile çok zor. Ben kaçmayı başardım ama aklım orada çetelerin işkencesi altında olan kadınlarda" dedi.

DAİŞ çetelerinin Şengal'e saldırmasıyla çetelerin eline geçen Şehnaz Elyas Murad, 6 ay önce kaçmayı başardı. Şu an Süleymaniye mülteci kampında kalan Şehnaz, kadın düşmanı çetelerin elindeyken neler yaşadığını ajansımıza anlattı. Şehnaz, "O günler gözlerimin önünden gitmiyor. Yatamıyorum, yemek yiyemiyorum. Başımıza gelenleri asla unutamıyorum. Köle olarak satıldık, çocuklarımız gözlerimizin önünde öldü. Soruyorum bu yaptıkları hangi dinde yazılıyor" dedi. Şehnaz ayrıca DAİŞ'in elinden kaçmayı başaran kadınların yurtdışına gönderilmesini doğru bulmadığını belirterek, "Beni de göndermek istediler. Ama ben gitmedim. Kadınlarımız o vahşilerin elinde olduğu sürece böylesi bir yaklaşıma gitmeleri beni üzüyor" dedi.

'Zorla Müslüman yapmaya çalıştılar'

Şengal'in Solak köyünden 10 aile ile birlikte esir düştüklerini belirten Şehnaz, çetelerin onları zorla Müslümanlaştırmak istediğini belirterek, "Biz Ezidiyiz. Yüce yarabbi bizi böyle yarattı. Onlar bizi Müslüman yapsalar bile gerçekten Müslüman mı olacağız? Ezidi geldik, Ezidi gideceğiz bu dünyadan. Kimse bizi başka bir dine zorlayamaz" diye konuştu. Babasının ve kardeşlerinin halen çetelerin elinde olduğunu söyleyen Şehnaz konuşmalarını şöyle sürdürdü: "Çeteler köye ilk girdiklerinde bize bir şey yapmayacaklarını söylediler. Bizi Müslüman olmaya zorladılar. 'Müslüman olmazsanız sizi öldürürüz' dediler. Birkaç aile Müslüman olmayı kabul etti. Ama ona rağmen de işkence gördüler. Bazı erkekleri öldürdüler hepimizin gözü önünde. On aile esir düştük. Bizi Telafer'e götürdüler. Kim yaşıyor, kim kalıyor hiç bilmiyorum. İlk başlarda hepimiz birlikte kalıyorduk. Benim de çocuğum yanımdaydı. Daha 20 günlüktü. Ne yemek vardı yiyelim ne su vardı içelim. Halimiz perişandı. Çeteler gelip içimizden istediği kadını alıp götürüyordu. Benim de kız kardeşimi götürdüler. Bir daha da haber alamadım zaten."

'Bizi köle gibi çalıştırıyorlardı'

Çetelerin insanlık dışı işkencelerine maruz kaldıklarını dile getiren Şehnaz, "Hayvanlar bile bizden kıymetliydi. Ne yemeğimiz vardı yiyelim ne suyumuz vardı. Yaşadığımıza halen inanamıyorum" diye kaydetti. Şehnaz konuşmalarına devamla, "Büyük baş hayvanlara bakıyorduk. Süt sağıyorduk. Bizi köle gibi çalıştırıyorlardı. Sağdığımız sütü gelip alıyorlardı. Bir yer yoktu çocuğumu yatırayım. Yerde yatırıyordum. Bütün Ezidi çocukları öyleydi. Birçok çocuk açlıktan ya da hastalıktan öldü. Kaçanları hepimizin gözü önünde öldürüyorlardı. Bazılarına da işkence yapıyorlardı. Ben ordayken bir kadın kaçarken yakalanmıştı. Hepimizin gözü önünde ellerini kestiler. İçimizden beğendiklerini gelip alıyorlardı. Gözlerimizin önünde tecavüz ediyorlardı. Orada yaşadıklarımı asla unutmayacağım" dedi.

'Günlerce aç yürüdük'

26 kişiyle birlikte kaçtığını söyleyen Şehnaz, "Grubumuzun çoğunluğu yaşlı ve kadınlardan oluşuyordu. Üç gün boyunca yolda kaldık. Akşamları yürüyorduk gündüzleri ise yatıyorduk. Yolda ne su vardı ne yiyecek. Günlerce aç yürüdük" dedi. Babası, abisi ve birçok akrabasının DAİŞ'in elinde olduğunu belirten Şehnaz, "Yaşıyorlar mı ölüler mi bilmiyoruz. Yaşıyorlarsa bile onların yanında olmaları aslında ölüm. Bütün dünyaya sesleniyorum. İnsanlarımızı kurtarın o çetelerden" diye konuştu.

'Bizimle kimse ilgilenmedi'

DAİŞ'in elinden kurtulduktan sonra kimsenin onlarla ilgilenmediğini belirten Şehnaz, maddi ve manevi desteğin yetersiz kaldığına dikkat çekti. Şehnaz son olarak şunları ifade etti: "İlk geldiğimizde bizi ziyarete gelenler oldu. Ama ondan sonra kimse halimizi sormadı. Neye ihtiyacımız var hangi durumdayız kimse ilgilenmedi. Biz kimseden bir şey istemiyoruz. Sadece insanlarımızın o vahşilerin elinden kurtulmasını istiyoruz. Bana 'seni Almanya'ya gönderelim' dediler. Ben kabul etmedim. Bunu da doğru bulmuyorum zaten. Kadınlarımızı kendi topraklarından koparmak istiyorlar. Hiçbir yer insanın kendi toprağı kadar güzel değildir. Burada kalacağız, yaşadıklarımızı burada aşacağız."

(gc)