Bir gecede terk edilen hayatlar…
08:54
Derya Ceylan / JINHA
AMED – Çeşitli nedenlerden dolayı bölgeden 9,5 milyon insanın göç ettiğine dikkat çeken Marmara Göç İzleme Platformu üyesi Şefika Gürbüz, insanların köylerine geri dönebilmeleri için koruculuğun kaldırılmasını, mayınların temizlenmesini, insanların sosyal yaşamlarının güvence altına alınmasını ve köylerin yeniden inşa edilmesini istedi. İnsan Hakları aktivisti Feray Salman, göçlerle birlikte insanlığa karşı suç işlendiğini belirtirken, SES Diyarbakır Şube Başkanı Hülya Alökmen de, insanların yaşadıkları alanı bir gecede terk etmesi nedeniyle yaşanan psikolojik sorunlara dikkat çekti.
1990’lı yıllarda yaşanan çatışmalı süreçte bölgede gelişen olaylar ve köy boşaltmalardan dolayı hem bölge illerine hem de batıya doğru yoğun göçler yaşandı. Marmara Göç İzleme Platformu'nda yer alan Şefika Gürbüz, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın köye geri dönüşlerle ilgili tespitlerini çok önemsediklerini söyledi. Köye geri dönüşlerle ilgili yaşanan engelleri ve sıkıntıları kamuoyuna duyurmak ve kamuoyunda baskı gücü oluşturma çabası içinde olduklarını kaydeden Şefika, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana bilinçli olarak bölgenin yoksullaştırıldığını ve asimilasyon politikalarının sürdürüldüğüne dikkat çekti. Yaşanan göçlerin devletin sistematik politikalarından kaynaklandığına vurgu yapan Şefika, göç öncesi yaşanan yoksulluğunu, göç sonrasında daha da vahim hale geldiğini söyledi.
‘Köylerden 9,5 milyon insan göç etti’
Köylerde insanların genelde hayvancılık ve tarımla uğraştığını dile getiren Şefika, “Göçlerden sonra insanlar gittikleri kentlerde iş bulamadılar. Çünkü onların çalıştıkları saha, alıştıkları alan itibari ile tarım ve hayvancılık yapacak bir ortamları yoktu. O nedenle kentlere göç edenlerin sorunu çok büyük boyutlarda. Özellikle batı metropollerinde yaşanan insanların sorunu daha vahim. 9,5 milyon insan bölgeden göç etmiş durumda. Kimi insanlar ekonomik sebeplerden dolayı, bazıları isteğe bağlı, bazıları eğitim veya sosyal nedenlerden dolayı, bazıları bölgedeki savaştan dolayı köylerini terk etmek zorunda kaldı. Zorunlu göçten kaynaklı sadece İstanbul’a 1,5 milyon insanın göç ettiği söyleniyor” diye konuştu.
‘TBMM’nin verilerine göre 3 bin 428 hane boşaltı’
TBMM’sinin verilerine göre 1998 yılında 3 bin 428 hanenin boşaltıldığı yönünde tespitlerin olduğunu kaydeden Şefika, köye geri dönüşler konusunda zararların tazmin edilmesi gerektiğine işaret etti. Bölge’de yaşanan savaştan dolayı köylerin yakıldığını ve bu nedenle insanların zorunlu göçe maruz bırakıldığını dile getiren Şefika, “İnsanların köylerine geri dönebilmeleri için koruculuk kaldırılsın, mayınlar temizlensin, sosyal yaşam güvence altına alınsın, yeniden köylerimiz inşa edilsin” dedi. Devletin göç mağdurlarının taleplerini yerine getirmek için harekete geçmeyeceğinin altını çizen Şefika, devletin asimilasyon politikasından yana olduğunu kaydetti.
‘İnsanlar onurlu bir dönüş yapmak istiyor’
İnsanların örgütlü ve onurlu bir dönüş yapmak istediğini ifade eden Şefika, “Bölge’deki savaştan dolayı insanlara koruculuk dayatıldı. Birçok insanda bu baskılara dayanamayıp köylerini terk etmek zorunda kaldı. İnsanlar köylerine dönmek istiyor ancak onurlu bir dönüş yapmak istiyor. Özgür bir ortamda yaşamak istiyor. İnsanlar batı illerinde kaldıkça asimilasyon devam edecek. Devlette bundan yanadır. Benim önerim halkın kendi çabalarıyla geri dönüp yeniden bu topraklara yaşam getirmeli, bu topraklarda sönen ocakları yeniden tüttürmeli. Benim çözüm önerim budur“ şeklinde konuştu.
‘Çocuk işçiler göçzedelerden oluşuyor’
İnsan Hakları aktivisti Feray Salman, insanların zorla yerinden edilmesinin hak ihlali olduğunu kaydetti. Yaşanan göçlerle insanların yoksullaştığını belirten Feray, “Göçün bir yandan ekonomik olarak neden ve sonuçları vardır. Bir yandan 1990’lı yıllarda köylerinden kendi iradeleri dışında yaşanmış göçler vardır. Bu insanlar güvenlik güçleri tarafından yerlerinden edildi. Her şeyden önce bu bir insanlık suçudur. Göç eden insanların birçok sorunla karşılaştıklarını dile getiren Feray, “Birinci neden dil sorunu. Köylerini terk eden insanlar gittikleri batı illerinde iş bulamıyorlar. Çocuk işçiliğine bakarsak en çok göç eden insanlardan oluştuğunu görürüz. 18 yaşın altındaki bir çocuğun kapasitesi kendisini geliştirme kapasitesidir. Eve ekmek getirme kapasitesi değildir” diye konuştu.
İkinci göç…
Zorunlu göçün ekonomik, sosyal, kültürel ve politik sonuçları olduğuna dikkat çeken Feray, “Göç çözülmesi gereken bir sorun. İnsanları zorla yerinden edenlerin hesap vermesi gereken bir sorun. Zorla yerinden edilmenin çözümü ancak insan hakları prensiplerine bağlı katılımcı bir demokrasi ile mümkün olur“ dedi. Kürtler 1990’lı yıllarda yaşanan savaştan dolayı köylerinden zorla göç ettirildi. Bu çok yaralayıcı ve insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Batıda yaşayan göçzedelerin kentsel yenilenme projesi ile ikinci kez göç ettirilmek istendiğine dikkat çeken Feray, “Göç edenlerin yaşadıkları gece konduların tapuları yok. Bu nedenle ikinci bir göç yaşatılmak isteniyor. İnsanların kendi örgütlü gücünü, bireysel gücünü ön plana alan ve insandan doğru politikalar geliştirmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.
‘İnsanlara rağmen kararlar alınıyor’
Yapılmak istenen barajlara da dikkat çeken Feray, “Merkezi idare insanlara rağmen, taleplere rağmen kararlar alıyorsa burada hak ihlali vardır. Merkezi hükümete ait iki yapı arasında bir çatışma var. Birinin verdiği kararı öbürü yok ediyor. Güçlü olanın rant olan mekanizmayı ön plana sunmada daha güçlü çıkacağını diğer örneklere bakarak ta tahmin edebiliriz. Ama ne Kültür Bakanlığı ne de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bunu kendi yerel halkıyla konuşmadan halkın görüşünü yerel yönetimin görüşünü almadan oradaki kadınların, oradaki çocukların, oradaki çiftçinin, oradaki işçinin görüşünü almadan bu tür kararlar vermenin doğru bir şey olduğuna inanmıyorum” ifadelerini kullandı.
‘Yıllarca yaşadığın alanı bir gecede terk etmek…’
Göçlerin yarattığı psikolojik sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan SES Diyarbakır Şube Başkanı Hülya Alökmen, “Nerden bakarsanız bakın bir insanın kendi mekânından, kendi coğrafyasından, kendi çevresinden istemi dışında zorunlu olarak göçe tabi tutulması birçok psikolojik sonuç doğurur. Kürt coğrafyasında yaşanan göçlere bakın. Bir gecede zorunlu bir şekilde göç ettirilen insanlar yanlarına kendilerine ait olan herhangi bir eşyayı dahi alamadan göç ettirildi. Bu öyle kolay kaldırılabilecek bir durum değildir. Yıllarca yaşadığın alanı bir gecede terk etmek… Köylerde insanların alışık olduğu bir yaşam vardı. Beslenmesinden tutun, temizliğine kadar. Belli yaşam alışkanlıkları diyelim. Ve insanlar alıştıkları yaşadıkları ortamdan koparılarak, devasa apartmanların olduğu yerlere göç ettirildiler. Bu da insanlarda çok ciddi sağlık ve psikolojik sorunların yaşanmasına neden oldu” dedi.
(dc/mg)

