Sozdar Avesta: Bu yolun sonunda aydınlık ve yeni bir yaşam var
10:27
JINHA
BEHDİNAN - Hiçbir zulüm ve zorbalığın Kürt halkına asla geri adım attıramayacağının altını çizen KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, "Bu direnişin sonunda özgürlük vardır. İlan edilen özyönetim hamlesi artık yeni bir hamledir. Biz ne eskisi gibi yaşayabiliriz ne de eskisi gibi mücadele edebiliriz. Bu hamle ile mücadele de yeni bir aşamaya geçmiştir" diyerek bu yolun sonunda aydınlık ve yeni bir yaşamın olduğunu belirtti.
KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, AKP'nin Kürt halkına yönelik başlattığı savaş konseptini ve 1 Kasım seçimlerini ANF'ye değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve kurmaylarının Kürt halkına karşı yürüttüğü saldırıların insan ahlakının sınırlarını aştığını belirten Sozdar, "Çok kirli bir savaş yürütüyorlar. Kürt halkının tüm değerlerini ayaklar altına alarak çiğniyor. Fakat bilinmeli ki, şehitlerimize, şehitliklerimize karşı geliştirdikleri saldırılar, yaşanan vahşet Kürt halkı ve özgürlük için mücadele tüm halklarda daha fazla direniş ruhu geliştiriyor. Çünkü Erdoğan ve Türk devleti çok iyi biliyorlar ki saraydaki saltanatları boşa düştü. Bölgede tam bir baş aşağı gidişi yaşadıklarını gördüler. Mevcut politikalarıyla bölge ve uluslararası siyasette yalnız kaldılar. Bunun sebebi de Kürt sorununu çözülememiş olmasıdır. Çözüm sürecine doğru yaklaşılmamasıdır. Tabi en başta da önderliğimize doğru yaklaşmamalarıydı. Önder Apo, yaşananlar bir daha yaşanmasın diye büyük bir sabırla tarihi bir süreci geliştirdi. Ancak bugün bir kez daha görüyoruz ki, AKP'nin çözüm politikası yoktur. Öyle bir yaklaşımları hiç olmadı. Bütün yaklaşımları ikiyüzlü ve ahlaksızca bir kandırma politikasını kendi iktidarları için geliştirdiler" diye belirtti.
'AKP önderliğimiz üzerinde büyük bir zulüm uyguluyor'
PKK Lideri Abdullah Öcalan ile uzun süredir bir görüşmenin yapılamadığını kaydeden Sozdar, "Beş buçuk aydır Önder Apo'dan bir haber yok. Önder Apo ağırlaştırılmış bir tecrit altındadır. Sağlık açısından kaygılıyız. İyi biliyoruz ki adanın iklim şartları ağırdır ve uzun yıllardır sağlığı bir tehdit altındadır. AKP önderliğimiz üzerinde büyük bir zulüm uyguluyor. Kendince 'İmralı'nın iradesini kırarsam bütün Kürt halkının kırarım' diye düşünüyor. Ama o ne kadar İmralı üzerinden zulüm geliştirse de amacına ulaşamayacaktır. Bu beyhude bir çabadır. Aslında bunu da gördüler. İmralı'daki duruşu, iradeyi kıramayacağını, amaçlarına göre kullanamayacağını görünce bu sefer bütün imkanlarıyla Kürt halkına ve özgürlük mücadelesine yöneldi. 24 Temmuz'dan bu yana Medya savunma alanlarına ve uygulanan vahşete karşı özyönetim ilan eden bölgelere yönelmesi ve bu kadar ağır saldırılar gerçekleştirmesi bundandır. Cenazelere ve sivil Kürt halkına yaptığı işkenceler güçlü olduğundan değil zayıflığından, gafilliğinden ve faşist zihniyetinden kaynaklıdır" ifadelerinde bulundu.
'AKP kendi yarattığı bataklıkta boğulacak'
AKP zihniyetinin faşist, despotik bir zihniyet olduğunu ve ortadan kaldırılması gerektiğini kaydeden Sozdar sözlerine şöyle devam etti: "AKP ve Erdoğan Kuzey Kürdistan'da gelişen halkların birliğini, halklar arasında oluşan demokrasi blokunu ve 7 Haziranda ortaya çıkan başarıyı hazmedemedi. O faşist ve tekçi zihniyetini yeniden hakim kılmak için böyle bir savaşa ihtiyaç duydular. Biz iyi biliyoruz ki bu kirli savaşta sömürgeciler kaybedecek. Sömürgeciler adeta bir bataklığa saplanmışlardır. Her ne kadar hilelerle kendilerini bu bataklıktan kurtarmaya çalışsalar da daha da dibe batıyorlar. Çünkü onlar bu bataklığı yarattı ve onlar bu bataklıkta boğulacaklar."
'Kürt halkının artık kaybedecek hiçbir şeyi yok'
Kürt halkının onurlu bir halk olduğunu ve özgürlüğünden asla geri adım atmayacağının altını çizen Sozdar, "Bu halkın artık kaybedecek hiçbir şeyi yok. Kürt halkının kaybedeceği sarayları, holdingleri, fabrikaları ve şirketleri yok. Kürdistan halkının kaybedeceklerinden çok kazanacakları var. Bütün demokratik güçler bu biçimdedir. Çünkü onlar onur savaşı veriyorlar, onlar insanlık, özgürlük, eşitlik mücadelesi var olma ve yeni bir sistem kurma, yaşamı birlikte eşitçe yaşama mücadelesi veriyorlar. Bu uğurda ne kadar mücadele de verilse ne kadar bedel de verilse kutsaldır ve biz bu bedeli vermekten de kaçmayacağız" sözlerini ifade etti.
'DAIŞ Erdoğan'ın emir ve perspektifleri ile hareket etti'
PKK'lilerin mezarlıklarına yönelik saldırıları da değerlendiren Sozdar şunları belirtti: "Şehit cenazeleriyle oynamanın DAIŞ zihniyeti olduğunu biliyoruz. DAIŞ çetelerinin öğretmeni saraylar yapanlardır. DAIŞ gökten zembille inmedi ya da öyle çok uzak, bilinmeyen bir yerden de gelmedi. Türkiye'de bizzat Erdoğan'ın özel savaş ekibi tarafından eğitilmiş ve halkların başına bir bela olarak ortaya salınmışlardır. DAIŞ ondan dolayı Kürdistan'ı hedefine aldı. Bütün saldırılarını Kürdistan'a yönlendirmesi bundan kaynaklıdır. Dikkat edin DAIŞ'in şimdiye kadar en fazla da Kürtlere yöneldi. O açıdan Kobanê, Şengal ve Güney Kürdistan'da da saldırdığı yerler açısından oldukça manidar baktığımızda bu saldırıların oldukça manidar olduğu görülür. DAIŞ'in saldırıları Kürtlerin direniş geliştirdikleri yerlerin ötesine geçmedi. DAIŞ'in Şengal'e saldırıları da Kürtlerin köklerine bir saldırı olarak gelişti. Kürtlüğü orada bitirmek istediler. Maxmura saldırdıklarında tümden ortadan kaldırmak istediler. Maxmur'un 22 yıldır yaşadığı mültecilik statüsünü berhava etmek istedi. Kerkük halklar mozaiğinin olduğu bir yerdi. Süryaniler, Asuriler, Türkmenler ve Kürt halkının birlikte yaşadığı bir yerdi. Kobanê saldırısı aynı şekildedir. Şunu açıkça söylemek istiyorum. DAIŞ şimdiye kadar Erdoğan'ın emir ve perspektifleri doğrultusunda hareket etti. DAIŞ Türk devletine karşı bir güç değildir. Bu yapmacık ve palavradır. DAIŞ deşifre olunca bu yalana sarıldılar. DAIŞ'i gerileten, iradesini kıran, Erdoğan'ın 2023 projesini bu anlamıyla boşa düşüren gerilla, YPG ve YPJ güçleriydi. Onun içindir ki Erdoğan ve çeteleri gerillaya karşı bu kadar öfkeliler. Cenazelerine işkence uyguluyor. Şehitliklere ve insanlık onuruna saldırıyorlar."
'AKP artık tarihi bir yenilgiye doğru gidiyor'
AKP'nin artık tarihi bir yenilgiye ve kaybetmeye doğru gittiğine dikkat çeken Sozdar, "3 Kasım'la geldi 1 Kasım'la da gidecek. Kendisini kurtaracak hiçbir yalanı kalmadı. Ekonomik olarak kaybetmiştir. Siyasi olarak hem bölgede hem de uluslararası alanda kaybetmiştir. Askeri anlamda iradesi kırılmıştır. Halkın desteğini kaybetmiştir. Bütün bunları yeniden elde etmek için bayrak mitingi adı altında milliyetçi duygulara sarılarak, faşizmi, şovenizmi, ırkçılığı geliştirerek kendisini kurtarmaya çalışıyor. AKP bu politikalarıyla ateşle oynuyor. Toplumlar arasında çelişkileri derinleştirmek ve iç savaş yaratmak istiyor. Toplumlar arası çıkacak bir kargaşanın, akacak tek damla kanın sorumluları Erdoğan ve Davutoğlu'dur. Bütün toplumda bunu iyi biliyor" dedi.
'Zulüm ve zorbalık bize sökmez'
Kürt halkının kendini küllerinden yeniden yarattığını söyleyen Sozdar konuşmasının devamında şunlara yer verdi:
"Hiçbir zulüm ve zorbalık asla bize geri adım attıramaz. Bunların boşa çıkması için halkımız bütün cephelerde başlayan ve devam eden kutsal demokratik özerklik direnişine sahip çıkmalıdır. Gever, Lice, Farqin ve Cizreli anaların ve halkının duruşu bu konuda tarihi ve kutsaldır. Bu direnişin sonunda özgürlük vardır. İlan edilen özyönetim hamlesi artık yeni bir hamledir. Biz ne eskisi gibi yaşayabiliriz ne de eskisi gibi mücadele edebiliriz. Bu hamle ile mücadele de yeni bir aşamaya geçmiştir. Bu çerçevede nerede olursak olalım bu yeni hamleye güç verelim. Bütün halkları demokratik çevreleri bu hamlenin başarıya ulaşması için ve sadece Kürdistan'a sınırlı kalmaması için mücadeleye katmak gerekiyor. Bu yolun sonunda aydınlık ve yeni bir yaşam var halkımız bunu böyle bilmelidir.
'Artık eylem zamanıdır'
Halk olarak çok önemli ve zorlu bir süreçten geçiyoruz. Önderliğimiz üzerinde çok büyük bir tecrit var. Bu sürece destek olmak için herkes olduğu yerde elinden geleni yapmalıdır. Seçimlerde başarı iki katına çıkarılmalıdır. İlan edilen özyönetimlere sahip çıkmak ve edilmeyen yerlerde de ilan edip geliştirmek çok önemlidir. Bu yeni sürecin öncüleri kadın ve Kürdistan gençliğidir. Gençlik Haki Karer ruhuyla Tirej ve Baran Dersim arkadaş gibi militanların bu harekete bıraktığı çok büyük bir tecrübe ve miras var. Gençlik bu ruhla mücadeleyi geliştirmeli ve özgürlük saflarındaki yerini almalıdır. Baran yoldaşın bu mücadeleye büyük bir emeği oldu. Onun anısına denk bir mücadele geliştirilmelidir. Kürt kadınları, kadın örgütleri Cizre ve Gever'de geliştirilen mücadele kadının özgürlük özlemidir. Bu açıdan artık eylem zamanıdır. Günlerdir kadınlar Cizre'ye destek ziyaretleri yapıyorlar. Ama bununla sınırlı kalmamak gerekir. Türkiye'de de kadın örgütleri mücadelelerinin geliştirmelidirler. Kadınlar ve genç kızlar bu süreçte rollerini önemli oranda oynadılar. Ancak özellikle genç kadınlar bundan sonrada hem öz yönetim savunmalarında hem de gerilla saflarında daha aktif mücadeleye katılmalıdırlar.
(mg)

