Oğlunun mücadelesini devralan Meryem ananın direniş öyküsü…
09:00
Medya Cebe - Nişmiye Güler/JINHA
WAN - Devletin baskı ve işkencelerinden dolayı PKK saflarına katılan ve çıkan bir çatışmada yaşamını yitiren oğlunun mücadelesini devralan 75 yaşındaki Meryem Adıyaman, katıldığı her eylem ve etkinlikte giydiği rengarenk ulusal kıyafetleri ve elinden hiç çıkarmadığı sarı, yeşil, kırmızı eldivenleri ile direnişin sembolü haline geldi.
Uzun yıllardır imha, inkar ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Kürtler, bu baskılara karşı tarihin en görkemli direnişine de sahip bir halk. İçinden geçtiğimiz günlerde dahi katliam politikalarıyla karşı karşıya olan Kürt halkı, tarihteki direniş geleneğini bugün de sürdürüyor. Direnişin öncüsü Kürt kadınları ise bir yandan örgütlülüğünü büyütürken, bir yandan da dünya kadınlarının umudu haline geldi. Bu kadınlardan biri de 75 yaşındaki Meryem Adıyaman. Van'da düzenlenen her eyleme katılarak en ön sıralarda yer alan Meryem ana, giydiği çeşit çeşit yöresel kıyafetleriyle ve yaz-kış elinden çıkarmadığı yeşil, sarı, kırmızı eldivenleri ile etrafa adeta ışık saçıyor. Alanlarda slogan atmaya nefesi yetmeyen Meryem ananın, yaptığı zafer işareti ile nice anlamlar yüklenebilen duygu dolu bakışları meydanlarda sessiz bir çığlık gibi yankılanıyor.
Devlet baskıları ve bitmeyen işkenceler
Siirt'in Ewrex köyünde dünyaya gelen Meryem, 20'li yaşlarına kadar hayatını köyde sürdürüyor. Kendi köylerinde ailesiyle birlikte tarla işiyle uğraşan Meryem, ardından devlet baskıları nedeniyle zor günler yaşıyor. Meryem, "Neredeyse her gün askerler köyümüzü basıyordu. Evlerimize gelerek bizleri dövüyor erkeklerimize işkence yapıyorlardı. Süreç içerisinde ben evlendim ve Besta Gevo köyüne yerleştim. Beş çocuk dünyaya getirdim. O köyde de devlet aynı işkenceleri uyguluyordu. Kendi halimizde yaşarken durduk yere saldırıyorlardı. Bize koruculuğu dayatıyorlardı, olmadığımız için de köylerimizi yakıyorlardı. Ben ve ailem bu yüzden Siirt'ten göç ederek Van'a gelmek zorunda kaldık" dedi.
'Oğlum devletin zulmü yüzünden dağlara çıktı'
Yaklaşık 30 yıldır Van'da yaşayan Meryem, göç ettikleri her yerde baskılara maruz kaldıklarını ifade ederek, birçok genç gibi oğlunun da bu baskılara dayanamayarak PKK saflarına katıldığını belirtti. PKK'ye katılan oğlunun ölüm haberini alan Meryem, oğlunun devlet zulmü yüzünden dağlara çıktığına dikkat çekti. Meryem sözlerine şöyle devam etti: "O dönemde birçok genç PKK'ye katıldı. Küçük Nezir'im dağlarda Sipan oldu. Heybetli bir dağ ismi ile savaşını verdi ve bir dağ gibi durdu düşmanın karşısında. Oğlum mevzide beklerken çatışma başlamış. Çevresindeki arkadaşları bir bir şehit düşmüş. Sipan'ım kanının son damlasına kadar kahramanca savaştı. Ve o da en sonunda mevzisini korurken özgür bir gelecek için çıktığı dağlarda şehit düştü."
'Sipan'ım gibi direnecek ve alanlarda olacağım'
Oğlunun ölüm haberini aldıktan sonra kahrolduğunu söyleyen Meryem, "Devletin zulmü karşısında dağlara çıkan yüzlerce genç, Kürt halkının özgürlüğü için kendini feda etti. Oğlumun cenazesinde bile dimdik ayakta duruyordum. Oğlumu toprağa gömdükten sonra hem ona hem de kendime bir söz verdim. Sipan'ım bu yolda şehit düştükten sonra nasıl evimde oturabilirdim. Ben oğluma bir söz verdim ondan emanet aldığım mücadeleyi ben yaşatacağım. Yaşlandım belki ama oğlumdan aldığım güç beni ayakta tutuyor. Sipan'ım gibi kanımın son damlasına kadar direnecek ve alanlarda olacağım" diye belirtti.
'Eldivenli anne'
Sarı, kırmızı, yeşil renkli ipliklerden ördüğü eldivenlerini alanlara indiğinde ellerinden eksik etmeyen Meryem, eldivenleri ellerinde olmayınca rahatsız olduğunu ve onların yerinin kendisinde ayrı olduğunu ifade etti. 'Eldivenli anne' olarak anılmaya başlanan Meryem, küçük bir gülümsemenin ardından, "Bu eldivenler olmadan alanlara çıkmıyorum. Beni bu eldivenler tanıtıyor. Dostta düşman da benim yurtsever bir Kürt olduğumu anlıyor. Bu yüzden eldivenlerimden vazgeçmiyorum" ifadelerini kullandı.
Kendisine yaşlı olduğunu söyleyenlere kızdığını söyleyen Meryem, "Eğer herkes yaşanan bu zulümler karşısında alanlarda haksızlıklara karşı direnseydi ben sokaklara inmeyebilirdim. Ama oturmak zamanı değil. Devlet doksanlardan beter politikalar izliyor. Koltuk sevdasına evlatlarımız ölüyor. Bunu kabul etmiyorum ve alanlara iniyorum. Kürt halkı ayaklanmalı ve bu katliamları durdurmalı" çağrısında bulundu.
(ht/mg)
