'Devletin bize yaptığı zulmün haddi hesabı yok'

09:05

Şehriban Aslan / JINHA

AMED- Kürdistan'da 1990'lı yıllarda devlet tarafından yakılan köylerini boşaltmak zorunda kalan Aysel Uludağ, devletin yaptığı zulmün haddi hesabı olmadığını belirterek, "Biz barış dedikçe onlar savaş diyor. Devlette biliyor ne ölümle nede tutuklamalarla biteriz" dedi.

Kürdistan'ın birçok yerinde olduğu gibi Diyarbakır'da da devlet tarafından yakılan köylerini boşaltan Kürtler, bugün yine aynı tehlike ile karşı karşıya. Aysel Uludağ, 24 yıl önce Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Boşat köyünden Diyarbakır merkeze göç etmek zorunda bırakıldı. Devlet tarafından büyük bir zulüm gördüklerini ve hayatlarını zorla kurtardıklarını söyleyen Aysel, "Biz köyde iken askerler evimize baskın yaptığında sesimizi bile çıkaramıyorduk. 'Sesiniz çıkarsa sizi öldürürüz' diyorlardı. Evlerimizden başımızı bile çıkaramıyorduk. Evimizin içi görünmesin diye kalın perdeler takıyorduk" ifadelerinde bulundu.

'Biz içerdeyken askerler evi ateşe verdi'

Askerlerin evlerini boşaltması konusunda kendilerini tehdit ettiğini anlatan Aysel, "Tehditlere aldırış etmedik. Evimizi, toprağımızı, köyümüzü ve hayvanlarımızı bırakmayacağımızı söyledik. Baktılar çıkmıyoruz, evin içindeyken evi ateşe verdiler. Ev yanmaya başladı. Biz ikinci kattaydık, kız kardeşim aşağı inmeye çalışırken ikinci kattan ateşin içine düştü. Zorla ateşin içinden çıkardık ve hastaneye yetiştirdik. Günlerce yoğun bakımda kaldı. Kardeşimin kurtulması bizim için mucize oldu diyebiliriz" diye belirtti.

'Hem devletle hem de yaşamla mücadele veriyorduk'

Kız kardeşinden sonra 65 yaşındaki amcalarının da Seydexnê Karakolu'na götürülüp işkence yapıldığını söyleyen Aysel, işkenceden dolayı amcasının felç olduğunu belirtti. Aysel, "Askerler bize sürekli 'terörist' diyordu. Askerler 'Evlerinizin devletin değil teröristlerin yaktığını söyleyin' diyorlardı. Bizde baktık bize rahat verecekleri yok Diyarbakır merkeze göç etmeyi çare olarak gördük. Diyarbakır'a gidince de bizi rahat bırakmadılar. Evimize devamlı baskın yapılıyordu. Bir yandan devletin zulmü ile uğraşıyorduk, bir yandan da yoklukla savaşmaya çalışıyorduk. Kaldığımız evde eşya dahi yoktu. Minder yerine karton seriyorduk. Eşimle ve 9 çocuğumla bugünlere gelebilmek için çok zor günler atlattık" dedi.

'Birlik olalım kanı durduralım'

Aysel son olarak şunları belirtti: "Erdoğan çocuklarını nasıl el üstünde tutuyorsa, bizde çocuklarımızı öyle el üstünde tutuyoruz. Hatta biz çocuklarımızı büyütürken fakirlik içinde, zorluklar içinde büyüttük. Bizimde yüreğimiz var, yürek taşıyoruz, taş değil. Biz barış dedikçe onlar savaş diyor. Devlette biliyor ne ölümle nede tutuklamalarla biteriz. Erdoğan'ın Kürtlerle alıp veremediği nedir? Ne derdi var bilmiyoruz. Asker annelerine sesleniyorum; gelsinler birlik olalım bu kanı durduralım."

(mg)