Barbara Ferusso: Kürt kadınları bize direnişin yolunu gösterdi

09:02

Caroline McKusick-Eda Ağca/JINHA

İTALYA - Torino Antiseksist Meclisi'nden Barbara Ferusso, İtalya'nın Susa Vadisi'nde yapılmak istenen hızlı trene karşı mücadele veren kadınların Kürt kadınlarından aldığı ilhamı anlatarak, "Biz Kürt kadınlarının 'Korkmuyoruz!' mesajını duyuyoruz. Bu mesaj bizi derinden etkiliyor ve onu yayabildiğimiz kadar yaymaya çalışıyoruz" dedi.

Kobanê direnişinin yıldönümünde bir dayanışma mesajı da İtalya'nın kuzeyinde bulunan Susa Vadisi'nden geldi. Cinsiyetçiliğe karşı Torino Antiseksist Meclisi'nden Barbara Ferusso, bölgede yapılmak istenen, doğa ve yaşamı tahrip edecek hızlı trene karşı NoTav Hareketi ve bölgede feministlerin Kürt kadınlardan aldığı ilhamını anlattı. Rojava sınırını kapatan ve Susa Vadisi'ndeki toprakları yasaklayan dikenli telleri bir olarak gören Susa Vadisi kadınlar, mücadele eden Kürt kadınlara dayanışma mesajı göndermek için yürüyüş yaptı.

Nusaybin'de başlayan yolculuk Susa Vadisi'ne ulaştı

6 Mart tarihinde Rojava'daki kadın devrimini selamlamak için Nusaybin-Qamışlo sınır noktasında startı verilen Dünya Kadın Yürüyüşü'ne (DKY) katılan Feminist Karavan aktivistleri, Türkiye, Yunanistan ve Balkanlar'dan sonra İtalya'nın Torino kentine ulaştı. Torino bölgesinde kadın örgütleri ve NoTav hareketi olarak Feminist Karavan'ı ağırladıklarını anlatan Barbara Ferusso, "NoTav Hareketi ve kadınların hareketteki rolünü tanımak oldukça önemli. Bu sebeple biz de kadınların kendi örgütlerine odaklanmanın ve deneyimlerini paylaşmanın ilgi çekici olduğunu düşündük. Bunun yanı sıra 15 Eylül'de orada olmayı seçtik çünkü kuşatma altına alınmaya çalışılan Kobanê'nin direnişini selamlamak istedik" ifadelerinde bulundu.

'Susa Vadisi'nden Kürdistan'a mücadele devam ediyor'

Barbara, yerel halkın yirmi yıldır vadiyi yıkma hedeflerini boşa çıkarmak için çeşitli yolları denedikleri, fakat son üç yıl içinde vadinin dikenli teller, polis ve askerle çevrelenince yüzlerce hareket üyesine karşı dava açıldığını anlattı. Yürüyüşün sloganı 'Dalla Val Susa al Kurdistan, il movimento non si arresta'nın hem "Susa Vadisi'nden Kürdistan'a mücadele devam ediyor" hem de "mücadele hapsedilemez" anlamına geldiğini belirten Barbara, "Dikenli tellerin Kürdistan'da ve Susa Vadisi'nde kendi çıkarını ön plana koyan faşist zihniyetin tanımı olduğunun farkındaydık. Bu nedenle örgütlendik" dedi.

'Kürt kadınları bize örnek oldu'

Kürt kadınlarının Susa Vadisi ve Torino'daki kadınlara mücadelelerinde örnek olduğundan söyleyen Barbara, "Kürt kadınları kendimizi mağdur olarak görmeyi bırakıp hayatımızı kendi ellerimize alabileceğimizi fark etmemiz için büyük bir örnekti. Kürt kadınların bize direnişin yolunu gösterdi. Kürt kadınları DAIŞ'e ve Türkiye devletine karşı büyük bir cesaretle mücadele etti. Bütün dünyada kadınlar baskı altında ve dünyanın hiçbir yerinde kadınların lider rolü aldığını görmüyoruz. Bu bizi güçlendirmek için oldukça iyi bir sebep" diye belirtti.

'Hükümet kadınları annelik rolüne hapsediyor'

İtalya'da kürtaja ulaşımın kısıtlanması, kadınların anne rolüne hapsedilmesi gibi problemlere değinen Barbara, "Kilise ve Katolik toplumu için kadın yalnızca bir eş ve sevecen bir anne olabilir. Kadını bir birey olarak görmüyorlar" ifadelerinde bulundu. Kadına yönelik şiddetin gündelik yaşama yerleştiğini ve aile içinde başladığını belirterek şöyle devam etti: "Bu bağlamdan ele alınca da kadına yönelik şiddet hâlâ devam ediyor. İtalya'da üç kadından biri şiddet ve türevlerine maruz kalıyor, her beş kadından biri ise tecavüze uğramış. Kadınlara yönelik eğitici kampanyalar ise temeldeki cinsiyetçilik problemiyle mücadele etmekten ziyade bize çözüm olarak kadını evle sınırlandırmayı sunuyor. Şiddet çoğunlukla aile içinde vuku bulurken, medya, insanların, göçmenlerin kadınlara karşı tehlikeli bir düşman olduğunu düşünmesine izin veriyor. Fakat bu tamamıyla kapitalizm ve patriarkanın bir oyunu. Mağdurun karşısına mağduru koymaya çalıştıkları bir oyun. Ekonomik alanda ayrımcılık ve kadını destekleyen hizmetlerin kesilmesi de büyük sorunlar yaratıyor."

'Cinsiyet ayrımcılığının üstesinden gelmek yalnızca bir devrimle mümkün!'

Kadınların mücadele yöntemlerini anlatan Barbara, "Maalesef ki İtalya'da henüz yeteri kadar güçlü ve birleşmiş kadın örgütleri mevcut değil. Geçmişte mücadeleye öncülük etmiş ve bugün sahip olduğumuz hakları (oy hakkı, kürtaj) kazanmış kadınlar meydanları bıraktılar ve rollerinden çekildiler. Şimdi kurumlarda yer alıyor ve çoğunlukla sırtüstü yatarak hükümette lobi oluşturuyorlar" diye belirtti. Barbara, İtalya'daki yeni feminist ve LGBTİ örgütlenmeden bahsederek, şöyle devam etti: "Benim de üyesi olduğum Torino Antiseksist Meclisi, feminist mücadeleden, lezbiyen militanlardan ve muhalif kolektiflerden bir araya gelen kişiler tarafından kurulmuş. Bizim için antiseksist bir örgüte bağlı olmanın ve direniş hareketlerinin tümüne katkı sunmanın oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Temel bir hareket hedefinde, halkın girişim ve fırsatlarını örgütleyen eğitim ve müzakereler düzenliyoruz. Şunda hemfikiriz ki, cinsiyet ayrımcılığının üstesinden gelmek yalnızca bir devrimle mümkün!"

'Tüm dünya hiçbir şey yapmadan öylece izliyor'

Kürdistan'da son dönemde yaşanan olaylara dikkat çeken Barbara, "Bir hükümet için halka özerklik verilmesi tehlike olarak görülüyor. Bunun sonucunda hükümet gücünü kaybedecek. Türkiye, Rojava'daki özerkliği engellemek için sınırları kapatıyor ve DAIŞ'i desteklemek gibi bir yöntem tercih ediyor. Militanlara işkence ediyor ve öldürüyorlar. Cizre'de olduğu gibi sivilleri katlediyorlar. Bu nefret uyandıran bir yöntem. Zira 'terörle mücadele' kisvesi altında cezadan muaf olacakları eylemler gerçekleştiriyorlar ve tüm dünya hiçbir şey yapmadan öylece izliyor" ifadelerinde bulundu. Kadınlara uygulanan iktidar baskısına dikkat çeken Barbara son olarak şunları belirtti: "Erdoğan hakkında konuşan kadınlara yapılan muameleyi açıkça görüyoruz. Ekin Wan'ı biliyoruz. İşkence edildi ve öldürüldü. Belediye eş başkanı kadınlar tutuklandı veya görevden alındı. Fakat biz Kürt kadınlarının 'Korkmuyoruz!' mesajını da duyuyoruz. Bu mesaj bizi derinden etkiliyor ve onu yayabildiğimiz kadar yaymaya çalışıyoruz."

(mg)