Newroz Ceren: Güneyli kadınların ihtiyacı birlik ve örgütlenme

09:00

Newroz Dijwar/JINHA

SILEMANÎ - Güney Kürdistan'daki örgütlerin kadın sorunlarının ağırlığına cevap olamadığını belirten aktivist Newroz Ceren, "Kadın hareketleri toplumun temel kurumlaşmaları olan siyaset, hukuk, diplomasi, edebiyat vb. çalışmalarında çok etkisiz. Bir kadın hareketinin güç ola bilmesi için ideolojiye, örgütlenmeye ve eyleme ihtiyacı var. Bu olmazsa güç biriktiremezsiniz, işte Güney'de güç biriktirme yok. Doğal olarak güç biriktirme olmadığı için de etkili olunamıyor" dedi.

Federal Kürdistan'da uzun bir süredir çalışma yürüten kadın aktivist Newroz Ceren, faaliyet yürüten kadın örgütlerinin toplumsal alana katılımını, kadına karşı şiddetle mücadele yöntemlerini ajansımıza değerlendirdi. Güney Kürdistan'da kadın örgütlerinin parçalı olduğuna dikkat çeken Newroz, "Güney Kürdistan'da küçümsenemeyecek sayıda kadın örgütü var, bu örgütlerin içinde idealist insanlarda var fakat etkili olmak bazı kalıpları kırmaya yetmiyor. Oysa ortada ciddi bir cinsiyetçilik sorunu var, kadınların özgürlük sorunu var. Bu sorunun bu denli yakıcılığı bile kadın hareketlerinin varlık nedenini güçlendiriyor. Öncelikle kadın hareketleri olarak kendini geleneksel duruştan, aşırı kadınsılaştırılmış ve aşırı erkeksileştirmiş düşüncülerden koparmamız lazım. Bize esin olabilecek kocaman bir Kürt kadın özgürlük hareketi var diğer parçalardaki kadın deneyimleri var" diye konuştu.

'Kadın örgütleri siyasal varlık gösteremiyor'

Güney Kürdistan'da kadın örgütlerinin direkt ya da dolaylı olarak destekledikleri siyasi örgütler bünyesinde örgütlediğini belirten Newroz, bu sebeple inisiyatifli olamadıklarını kaydetti. Kadın eylemlerinin elit kaldığına dikkat çeken Newroz, şöyle konuştu: "Güney Kürdistan'da partiler üstü olarak adı en çok anılan ve resmi düzeyde adı en çok geçen örgütlerden biri "Encümeni Hanıman" yani Hanımlar Meclisi. Bu meclis eski milletvekillerinden oluşuyor ağırlıklı olarak. Encümeni Hanıman özellikle raportör çalışmaları yürütüyor. Genel durumu, siyasi otoritelere iletiyor, bazı yardım kampanyaları yürütüyor. Biraz da siyasi partiler arasındaki çekişmelerden uzak durmaya çalışıyor. Fakat bu nedenle siyasal olarak bir varlık gösteremiyor. Diğer kadın örgütlerinin birçoğunun sorumlusu erkekler, kadın dergilerini erkek editörler çıkarıyor. Bu belirleyici gerçeği vurgulamadan nasıl çalışmalar yürütüldüğünü anlatmam sanırım eksik olacak. Çünkü ancak bunu belirterek kadın örgütlerinin çalışma düzeninin anlatmam mümkün olacak. Birçok kadın örgütü var. Bu örgütlerin temel çalışmaları ise projelere dayanıyor. Güney Kürdistan hükümeti veya Avrupa'dan alının projeler hem kendini finanse etmeye yarıyor, hatta kişilerin gelir kaynağı oluyor. Projeler kapsamında eğitim, toplumsal bilinçlendirme çalışmaları var. Fakat toplantı ve konferans çalışmaları daha yoğun yapılıyor. Bu nedenle toplumsallaşmış ve kitleselleşmiş eylem biçimleri yok daha çok elit bir kesim dar bir kesime ulaşıyor. Eleştirilecek bu yönleri ile beraber belli bir varlıkları da var. Örneğin kadın sığınma evleri var, bu evlerin bazıları içinde yaşananlardan dolayı kötü bir üne sahip olsa da yine de bazıları kadınlara kalacak yer sağlıyor. Ayrıca olaylara dönük eylemsellikler de var."

'Şiddete karşı radikal değil, reformist eylemler var'

Güney Kürdistan'da her geçen yıl kadına karşı şiddetin daha da arttığını kaydeden Newroz, kadın örgütlerinin radikal eylemler yapmadığını dile getirdi. Newroz, "Kadına karşı şiddeti engellemenin yolu kadınlara bir yol göstermek ve kadınları örgütlemekten geçiyor. Fakat erkeklerden lütfen kadınları dövmeyin biçiminde bir merhamet dilenmeye dönüşüyor iş. Tabiî ki bu konuda Güney'de kadın kurumlarının karşılaştığı siyasi ve yargı zorluklarını da dile getirmek gerek. Bazı olaylardaki tavır gösterme istemleri de çok sert bir duvara çarpıyor. Bu açıdan yola çıkan kadın örgütleri yaşanan şiddeti engelleyeceğiz konusunda ki iddialarında zayıflık var. Yani şiddete karşı radikal değil reformist bir duruş var diye biliriz" diye konuştu.

'İdeolojisiz oldukları için net değiller'

Newroz konuşmasına şöyle devam etti: "Kadın örgütleri elitsizimi aşamadığı için toplumun ancak küçük bir bölümüne ulaşabiliyor. En önemlisi de kadınlar kendini yakıyor diye feryat figan edip ardından her hangi bir engelleyici eylem yapmadığınızda veya kadına karşı şiddet uygulayanlara karşı sert bir tutum almayıp hukuksal düzenlemeler yapmadığınızda yani kadınlara başka bir yol göstermediğinizde tam tersine daha teşvik edici olunuyor. Yani kadınlar toplumda zaten şiddet görüyor, kendini yakıyor diye doğallaştırmış oluyorsunuz. Bir şeyi engelleyecek girişiminiz olmadan sürekli tekrarlamak bir yerden sonra teşvike dönüyor, tek yol olarak göstermiş gibi oluyorsunuz. Bu niyetten bağımsız olarak böyle. Tabi bir de şiddetin kaynağına inmeden, kaynağındaki asıl nedenleri teşhir edip ona karşı mücadele etmeden harekete geçme var. Bence asıl bu noktada Güney Kürdistan'da ki kadın hareketlerinin ideolojisiz olmaları tam olarak neyi istedikleri konusunda muğlak tutum sahibi olmalarının olumsuz etkisini görüyoruz."

'Kadınların güç olabilmesi için ideolojiye, örgütlenmeye ihtiyacı var'

Kadın hareketlerini yanı sıra sivil toplum örgütlerinin de etkinliklerinin zayıf kaldığına vurgu yapan Newroz, "Öncelikle şunu söylemek istiyorum değerlendirmelerim hiçleştirme amaçlı değil sadece gerçeği ortaya koyma amaçlıdır. Kadın hareketleri toplumun temel kurumlaşmaları olan siyaset, hukuk, diplomasi, edebiyat vb. çalışmalar da çok etkisizler. Bir kadın hareketinin güç ola bilmesi için ideolojiye, örgütlenmeye ve eyleme ihtiyacı var. Bu olmazsa güç biriktiremezsiniz, işte güneyde güç biriktirme yok. Doğal olarak güç biriktirme olmadığı için de etkili olmak yok" şeklinde ifade etti.

Newroz ayrıca bölgede yeni oluşturulacak anayasada kadınlara yeterince yer verilmediğini de belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: "Güney Kürdistan'da yeni bir anayasa hazırlanması süreci var. Bu konuda meclis kadın komisyonu kadın örgütleri ile bir araya gelip görüş aldı, ayrıca benim bildiğim 3 ayrı toplantı yapıldı. Fakat buna rağmen biz bunu yaptık diyebileceğimiz somut bir şey yok ortada. Veya kadına karşı şiddete karşı ceza hukukunda şunları istiyoruz diye başlatılmış ortak bir eylem süreci yok. Hatta bazı camilerde imamlar cuma hutbelerinde kadın örgütlerini küçük düşüren ifadeler kullandılar ve kadınlara karşı açık saldırılar yaptılar bunlarla da ciddi bir ortak mücadele yapılamadı. Şimdi bu tür genel durumlarda ortak eylem gücü olmayınca doğal olarak toplumsal sorunlara da müdahil olunamıyor. Çünkü kadınları güç yapan argümanlardan uzak düşmüş oluyoruz. Bazı olaylara müdahaleleri oluyor fakat kadını feodal toplum yapısına karşı korumak çok zor. Bu nedenle olaylara yaklaşım uzlaştırmaya, barıştırmaya dönük."

'Kadının özgürlüğünde ısrar eden bir duruşa ihtiyaç var'

Kadınların örgütlü mücadelesiyle ancak gelişmelerin sağlayacağını kaydeden Newroz, "Kendinde ısrar etmeyen, kadının özgürlüğünde ısrar eden bir duruşa ihtiyaç var. Kendini devletin, devletçiliğin ve onun temsilcisi olan siyasi partilerin dışında ifade ede bilecek düzeye gelmemiz lazım. bir birimiz rakip olarak görmekten vazgeçmemiz lazım. Amaçlarımızda net olmamız lazım. Bunlar olmadan ilerleme kaydetmemiz çok zor" dedi.

Newroz Kürt kadınlarının diğer ülkelerdeki kadınlara göre daha fazla imkana sahip olduğuna vurgu yaparak, konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Kürt kadınları olarak bir çok ülkeden daha fazla imkanlara sahibiz, örneğin Encümeni Hanıman siyasi partilerin dışında siyasal konularda bir ortaklaşma yeri olabilir. Ayrıca Süleymaniye merkezli oluşturulan 'Kadınlar Ağı' adlı oluşumumuzda da pek çok kadın örgütü var. Ayrıca şehirlerde kurulan kadın grupları da daha ciddi etkinlikler gösterebilir. Fakat kurumlarımızın niteliği ve kuruluş amaçlarını düzeltmeden, tek tek kadın aktivistler olarak daha radikal ve mücadeleci bir yolu seçmeden kuracağımız birliklerde yetersiz kalacaktır. Elbette çalışmalarımızı hiçleştirmek istemem fakat kadınların kendini yakma derecesine getiren trajediler karşısında duruşumuzun yetersiz olduğu kesin."

(fk)