Özgür basın çalışanı kadınlar: Ne yaparsanız yapın hakikatin izindeyiz

09:01

Eda Narin-Sibel Özalp/JINHA

İSTANBUL - Özgür basın kurumlarının bulunduğu binaya korsan polis baskınının değerlendiren Özgür Gündem Gazetesi Editörü Günay Aksoy ve DİHA Editörü Pınar Ural, "Bizler Apê Musa'nın ardıllarıyız. Ne olursa olsun gerçeklerin ve hakikatlerin peşinden koşmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Dicle Haber Ajansı (DİHA) 24 Temmuz'da Türk savaş uçaklarının Medya Savunma Alanları'na yönelik saldırısının başlatığı günden itibaren tırmadırılan savaş konseptiyle birlikte art arda kapatıldı. 21 kez engellenmesine rağmen "Gerçeklerden asla taviz verilmez" diyerek yoluna devam eden DİHA'nın Diyarbakır merkezi dün akşam saatlerinde adeta işgal edildi. Aynı binada bulunan Azadiya Welat, Kurdî-Der ve Aram Yayınları'nı da hukuka uygun olmayan arama kararlarıyla basan özel harekat polislerinin korsan araması 3-4 saat devam etti. Tepkiler üzerine usulsüz aramaya son veren polisler 32 gazeteciyi gözaltına aldı ve aynı gece geç saatlerde serbest bıraktı.

Özgür basının hakikat yazıcılarından büyük bir çoğunluğu geçmişten bu güne hep kadınlar oldu. Türkiye'nin ilk gazete genel yayın yönetmeni Gurbetelli Ersöz'le başlayan bu gelenek bu günlere büyük bedellerle geldi. Kapatma, baskın, gözaltı ile gerçeklere yönelik saldırıların hedefi olan özgür basın çalışanı kadınlara, "Neden bu kadar hedefsiniz?" diye sorduk.

'Baskılardan en fazla payı alan ajansımız oldu'

DİHA Editörü Pınar Ural, özgür basın çalışanları olarak bu tabloya yabancı olmadıklarını söyleyerek, "Daha önceki iktidarlar döneminde de özellikle Kürdistan'da savaş tırmandırıldığı zaman devlet gerçeklerin topluma yansıtılmasını önlemek amacıyla direkt basın çalışanları hedef alındı" dedi. Özgür basın çalışanlarının üzerinde yoğunlaşan baskının arttığının vurgusunu yapan Pınar, "Günümüze baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve geçici AKP hükümetinin talimatıyla devreye konulan savaşla birlikte ilk hedef alınan basın kuruluşları oldu" şeklinde konuştu. Yapılan baskının en fazla payını alan yine Dicle Haber Ajansı olduğuna dikkat çeken Pınar, "Özellikle gerçeklerin topluma ulaştırılmasını engellemek amacıyla ajansımız 21 kez erişime engellendi. Sesi kısılmaya çalışıldı. Ancak bizler tüm baskılara ve engellemelere rağmen gerçeklerin peşinden, hakikatin peşinde koşmaya devam ettik" şeklinde konuştu.

'Engellemeler hakikatin peşinden koşmamızı daha da kamçılıyor'

Gerçekleri topluma yansıtmak için baskılara ve engellemelere rağmen çalışmalarına devam ettiklerini dile getiren Pınar, "Seçimlerin de yaklaşmasıyla birlikte savaş daha da tırmandırılmaya başladı. Ve tüm bu politikalarla bağlantılı olarak ajansımız yine hedef alındı. Ajansımızla birlikte diğer kuruluşlar da hedef alındı" ifadelerine yer verdi. Baskı uygulamalarını gerçekleştiren sisteme ve iktidara seslenen Pınar, "Şunları anlamaları gerekiyor; onlar ne kadar şiddetle baskıyla üzerimize gelseler de bizler daha da hakikatin peşinden koşmaya devam edeceğiz. Bu engellemeler hakikatin peşinden koşmamızı daha da kamçılıyor" diye konuştu.

'Güçlü bir gelenekten geliyoruz'

Bütün iktidarlar döneminde anlaşılmayan durumun özgür basının hangi gelenekten geldiklerini anlamadıklarını kaydeden Pınar, "Toplumda yaratılan katliamlara, sokak ortasında yaşanan infazlara, 35 günlük bebeklerin gözümüzün önünde katledilmesine susmamızı bekleyemezler. Gerçekleri örtbas etmemizi asla beklemesinler. Güçlü bir gelenekten geliyoruz, bizler Apê Musa'nın ardıllarıyız. Ne olursa olsun gerçeklerin ve hakikatlerin peşinden koşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar da bunu böyle bilsinler" vurgusunu yaptı.

'Baskınlar 90'lı yılları aratmıyor'

Özgür Gündem Gazetesi Editörü Günay Aksoy, yapılan baskınların 90'lı yılları aratmadığını ifade etti. Günay, doğruları ve gerçekleri yazıp, topluma ulaştıran gazetecilerin başlarına polis tarafından silah dayanarak gözaltına alındıklarını belirterek, "Bu aslında şaşırtıcı bir durum değil çünkü AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sarayın savaşı başlatmasının ardından özgür basına çok ciddi bir yönelimin olacağını biliyorduk" dedi. Sadece özgür basın çalışanlarının gerçekleri yazma mücadelesi verdiğinin altını çizen Günay, Türkiye ve Kürdistan'ı birçok yerinde gazeteci arkadaşlarının çok zor koşullarda çalıştıklarını söyledi.

'Dayanışma büyümeye devam edecek'

Günay, DİHA'ya yapılan baskını "Susturamadıklarını, engelleyemediklerini ve daha fazla sansürlemeye çalışsalar da başaramadıkları bir operasyonu tamamlama derdi" olarak tanımlayarak, devletin yapmak istediği oyunu başaramayacağını dile getirdi. Yaşanan bu süreçte gazetecilerin dayanışmasının çok önemli bir yerde durduğunu ifade eden Günay, "Dayanışma büyüyecek ve büyümeye devam edecek. Kimse bunu engelleyemez. Kimse gerçekleri yazan, çizen gazetecilerin, yazarların, meslektaşlarımızın önüne engel olamaz. Bu bir dalgadır ve daha da büyüyecek" diye konuştu.

'Amaç baskınları meşrulaştırmak'

Günay, gazetecilere yönelik daha büyük saldırılar da yapılabileceğini kaydederek, bunun sorumlusu olarak AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a işaret etti. Günay, "Ne yaparsa yapsın bu toplumun gerçekleri almaya hakkı vardır. Bu hakkı hiç kimse engelleyemez" şeklinde konuştu. DİHA'ya yapılan baskının yandaş medyada bir eylemcinin içeriye girmesi üzerine gerçekleştirildiği iddialarının servis edilmesi üzerine konuşan Günay, bunun yalnızca baskın yapmak için bir bahane olduğunu söyledi. Günay, "Biz biliyoruz ki baskının hemen akabinde site 21'inci kez engellendi, sansürlendi. Sen o zaman siteyi niye sansürlüyorsun" diye sorarak, havuz medyasının gerekçe olarak eylemcinin içeriye girmesini vermesinin sebebinin Kürt basınına gerçekleştirilen baskınları meşrulaştırmak olduğunun altını çizdi.

(dc/fk)