Baskılara karşı gazeteciler dayanışma içinde olmalı
09:44
JINHA
İSTANBUL - Özgür basın çalışanlarının uğradıkları hak ihlallerinin, yaygın medya tarafından "normal" bir olaymış gibi görülerek, haber değeri dahi taşımadığını eleştiren gazeteciler, DİHA'ya yönelik devam eden sansür ve gözaltı operasyonlarına karşı batıdaki gazetecilerin özgür basın çalışanlarıyla dayanışma içinde olması gerektiğini vurguladı.
Savaş konseptinin bölgede yürütülmesindeki en büyük engellerden biri olan özgür basına yönelik saldırılar devam ederken, önceki akşam DİHA, Azadiya Welat ve Aram Yayınları çalışanı 32 gazetecinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin gözaltına alınmasıyla birlikte, ateş altında çalışan gazetecilere dönük hukuksuzluğa bir yenisi daha eklendi. Baskı ve operasyonlara rağmen yılmadan çalışan gazetecilere dönük uygulanan yıldırma politikalarına karşı batıdaki gazeteciler tepki gösterdi. Bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü Çiçek Tahaoğlu, özgür basın çalışanlarının yaşadığı hak ihlallerinin batıdaki meslektaşları tarafından dahi haber değeri olmayan bir olay olarak görüldüğünü belirterek, özellikle basın çalışanlarının her nerede olursa olsun birbirileriyle dayanışama içinde olması gerektiğinin altını çizdi.
'Bakıların normalleşmesine karşı mücadele etmeliyiz'
Medyaya yönelik baskıların, barış odaklı haberciliğe ve gerçeklerin duyurulmasına en çok ihtiyaç duyulan dönemlerde artmasının bir tesadüf olmadığını söyleyen Elif, özgür basının susturulmaya çalışılmasının bir kısım medyanın ve iktidarın uzun süredir kararlılıkla yürüttüğü 'gerçek bükücülüğü'nü de kolaylaştırdığının altını çizdi. Çiçek, "Tüm bu baskılar, müdahaleler, engellemeler, tutuklamalar ve daha da fazlası, maalesef Türkiye'de bizi şaşırtmayan olaylar haline geldi. Esas üzücü olan ise gazetecilerin diğer gazetecileri hedef göstermeye başladığı bu süreçte, yaygın medyanın meslektaşlarına yönelik baskılarda bırakın dayanışma hissiyle hareket etmeyi, haber değeri bile görmüyor olması. Haberciliğe ve basın özgürlüğüne yönelik engellemeleri aşmamızın en önemli adımı gazeteciler arası dayanışmadan geçiyor. Bu baskılara şaşıramıyor oluşumuz, normalleştirdiğimiz anlamına gelmiyor. Tam tersine normalleşmesi tehlikesine karşı hep beraber mücadele etmeliyiz" diye konuştu.
'Karartılan gerçekleri özgür basın duyurdu'
7 Haziran'da Tayyip Erdoğan'ın tek başına iktidar olamaması üzerine bölgede savaş başlattığını dile getiren Birgün gazetesinden Elçin Yıldıral ise savaş konseptinden Kürt basının da nasibini almasının beklendik bir durum olduğunu ifade etti. Bölgenin farklı noktalarında ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve bu yasakla birlikte tüm şiddet aygıtlarıyla bir ilçeyi, mahalleyi abluka altına alan, iletişimi keserek gerçekleri karartmaya çalışan iktidarın yalanını gözler önüne seren önemli bir gücün Kürt basınının oluşturduğunu kaydeden Elçin, "Bu savaşın iktidar uğruna çıkartıldığı ve bu amaç uğruna ölümlerin yaşandığı Kürt basınında çalışan basın emekçileri tarafından fotoğraflandı. Tüm delilleriyle deşifre olup kayda geçti. Bu durum karşısında devlet basına yönelik bilindik uygulamalarını hayata geçirdi. Ve ilk hamlesi Kürt basınını TİB eliyle sansürlemek oldu" diye konuştu.
'Özgür basın susturulamaz'
"Temmuz ayından bu yana DİHA 21 kez sansürlendi" diyerek Türkiye tarihinde basına yönelik en yoğun baskıların DİHA şahsında gerçekleştirildiğinin altını çizen Elçin, sansür hamlesinin de işlevsiz kalmasıyla birlikte baskıların daha da ağırlaştığını söyledi. Elçin, "Basın emekçilerinin her adımı göz hapsine alındı, tehdit edildi ve hatta üzerlerine ateş açıldı. Son olarak DİHA'ya baskın gerçekleştirildi ve 32 meslektaşımız gözaltına alındı. Ancak tüm bu baskılara, şiddet ve yıldırma politikalarına rağmen Kürt basını var olmaya, gazetecilik yapmaya devam etti ve edecektir. Devletin ısrarla anlamadığı şu ki; ne yaparsa yapsın özgür basın susturulamaz" ifadelerinde bulundu.
(zd/fk)

