'Cizre'de hayat devam etmeli ama biz hayatımıza aynı şekilde devam etmemeliyiz'

17:21

JINHA

İSTANBUL- Cizre'ye giden ve abluka altında neler olduğunu, zılgıtların ne işe yaradığını, o karanlıkta yaşamın nasıl örüldüğünü gören kadınlar tanıklıklarını anlattı. Akademisyen Dilek Hattatoğlu, "Orada hayat devam etmeli ama biz hayatımıza aynı şekilde devam etmemeliyiz" dedi.

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG)'in çağrısıyla Cizre ve Silopi'ye giden 150 kadın gördüklerini, dinlediklerini, şahit olduklarını kamuoyu ile paylaşmak için Cezayir Restaurant Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi. "Cizre'ye tanığız barışın savunucusuyuz" yazılı pankartın yer aldığı toplantı, Cizre'de çekilen görüntülerden oluşan videonun izlenilmesi ile başladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili ve HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ayşe Erdem'in de katıldığı toplantıda basın metnini BİKG üyesi Feride Eralp okudu. Cizre'den dönüşlerinde kadınlara söz verdiklerini dile getiren Feride, "Cizre'de çocuklar bizleri 'Abla keskin nişancılar var' diyerek uyardı. Bizler hem kadınlara hem de çocuklara yaşadıkları katliamları anlatacağız diye söz verdik, böyle bir şey yaşamamaları için mücadele edeceğimizi söyledik" dedi.

'Hep beraber hakikatin peşinde olalım'

Cizre'deki anne ve babaların bu acıları 90'lı yıllarda da yaşadığını ifade eden Feride, "Babalarının eşlerinin cenazelerini dere kenarlarından alan, yakılan yakınlarının kokusu burunlarından gitmeyen aileler bu kez çocuklarını kaybetti, bu kez çocukları katledildi. Onlar bu acıları ilk kez yaşamadı" şeklinde konuştu. Yaşanan katliam sonrası halkın sinmediğini, daha da kararlı ilerlediğini söyleyen Feride, "Bir ara çok bahsedilen hendekler vardı. Gençler, toplu tutuklamalardan kendilerini korumak için o hendekleri kızmış. Cizre halkı başına gelecekleri bilircesine önlem almış" diye belirtti. Elektriklerin kesildiği Cizre'de keskin nişancıların dışarı çıkan herkesi hedef aldıklarını belirten Feride, "Keskin nişancıların katlettiği bedenler buzdolabında bekletilse de o dolaplar elektrik yok diye çalışmıyordu. Bu yüzden diğer evlerden buz taşınıyordu, bu ise kahramanlık oluyordu" diye konuştu.

Cizrelilerin kendilerine anlatmaya çalışılanın 'hakikatin kendisi' olduğunu vurgulayan Feride, "Cizreliler devletin sadece kendilerine zarar verdiklerini anlattı. Onlar, özyönetim ilan ederek merkezi devletin kendilerine olan şiddetine karşı koydu. Hep beraber hakikatin peşinde olalım" dedi. Herkesin barışa ihtiyacı olduğunun altını çizen Feride, "Biz kadınlar onurlu bir barış için masaya oturtulması gerektiğini düşünüyor ve barış için ses çıkartıyoruz" cümlelerine yer verdi.

'Devletin ceberut yüzünü gördük'

Feride'nin ardından ise Cizre'ye giden ilk heyet arasında yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi, kadın aktivisti Gülseren Onanç tanık olduklarını anlattı. Gülseren batıda yaşayan kadınların oraya giderek halkın acılarını paylaşması gerektiğini ifade ederek, "Bizler de bunu yaptık. Gittik, tanık olduk ve devletin ceberut yüzünü gördük. Evlerin havan toplarıyla, mermilerle delik deşik edildiğini gördük" dedi. Cizre'deki kadınlarda kırgınlığın ve üzüntünün hakim olduğuna dikkat çeken Gülseren, "Ama bu kadar şeye rağmen hepsinin içinde direnişin verdiği bir barış isteği hala vardı. Bizlere, insanlara ve barışa olan inançlarını ayakta tutma isteklerinin olduğunu gördük. Bizler oradaki kadınların direniş ruhuyla barışı beraber kurabiliriz" şeklinde konuştu.

'Bu dünya hepimize yeter'

Barış için devlet üzerinde daha fazla baskı yapılması gerektiğinin altını çizen Gülseren, "Oradakiler bizlere hep 'biz bu ülkenin eşit vatandaşı değil miyiz' diye soruyorlardı. Biz de diyoruz ki, devlet tüm vatandaşlara eşit davranılması gerektiğini anlamalı. Bu uygulamalarla Erdoğan'ın Cizre'den beklentisi gerçekleşmeyecek. Kimse AKP'den korktuğu için AKP'ye oy vermeyecek. Bölgede güvenlik bir an önce tesis edilmeli" diye kaydetti. BİKG üyesi Nefes Polat 'oraya gitme savaş var' söylemlerinin söylenmesine rağmen savaşa gittiğini belirtti. Nefes orada savaş olmasına rağmen bir kadının 'Bu dünya hepimize yeter' söylemini hatırlatarak, "Bunu elinde kalaşnikof tutan bir adama söylüyordu. Beni oraya götüren bir kadındı. Bir anlık refleksle gittim, reflekslerimizi devam ettirelim" diye konuştu.

'Tek istekleri barış'

Barış İçin Akademisyenler oluşumunda yer alan ve Cizre'ye giden Barışa Sahip Çıkan Kadınlar adına konuşan akademisyen Dilek Hattatoğlu ise, "Orada hayat devam etmeli ama biz hayatımıza devam etmemeliyiz" dedi. Dilek Cizre'den dönüşlerinde kadın ve çocuklara 'döndüğümüzde ne söylememizi istersiniz' sorusunu sorduklarını belirterek, "Onlar bize tek isteklerinin barış olduğunu söylememizi istediler" şeklinde konuştu. Cizre'de bir teyzenin ise kendisine bir şey söylediğini ifade eden Dilek, "Teyze bana dedi ki; 'Git o Erdoğan'a söyle, beni parçalasa da öldürse de ben oyumu yine HDP'ye vereceğim" cümlelerini kaydetti.

'Sivil insanların ne yaşadığının dinlenmesi gerekiyor'

Son olarak söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise basına seslenerek, "Artık ünlü insanlar değil ünsüz insanları haber yapın. Dinleyin yoksa hepimiz yuvarlanacağız" diyerek o bölgede konuştuğu bir polisin kendisine 'Bir şeyler yapın, bu savaşı durdurun' dediğini belirtti. Devletin hiç bir şey dinlemediğini dile getiren Filiz, "Silahların karşılıklı susması lazım. Sivil insanların ne yaşadığının dinlenmesi gerekiyor" ifadelerinde bulundu.

Toplantı soru cevap bölümü ile sona erdi.

(ekip/dc/fk)