Margaret Owen: Cizre'de gördüğümüz savaş suçu tablosuydu
09:00
JINHA
LONDRA - Britanya'dan Cizre'ye giden heyette bulunan insan hakları savunucusu avukat Margaret Owen, Cizre'de gördüklerinin tamamen savaş suçu tablosu olduğu belirterek, Türk devletinin Cizre'de birçok uluslararası hukuku çiğnediğini ifade etti. Margaret, Cizre'deki yaşanan vahşeti en geniş kitlelere ulaştırmak için yoğun bir çalışma yürüteceklerinin altını çizdi.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 4-12 Eylül tarihleri arasında uygulanan 9 günlük sokağa çıkma yasağı ile aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 21 sivil yurttaş, devletin keskin nişancıları tarafından katledildi. Yaşanan olaylar nedeniyle Cizre'de incelemelerde bulunan İngiliz kadın heyeti, İngiltere'ye dönerek, hazırladıkları raporu İngiltere başbakanlığı olmak üzere birçok kuruma sundu. İngiltere Başbakanı David Cameron'a hitaben yazılan ve aralarında tanınmış milletvekili, yazar, insan hakları savunucuları, sanatçılar ve akademisyenlerin olduğu bir grup kadının imzalarının yer aldığı mektupta, Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarının acilen durdurulması, Rojava'daki özerk yönetimin tanınması, PKK'nin terör örgütleri listesinden çıkarılması, çözüm sürecinin tekrar başlaması ve bununla birlikte PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması için aktif olarak girişimlerde bulunması çağrısı da yapıldı.
'Kürt kadınların cesaretine hayran kaldım'
Cizre'de incelemelerde bulunan İngiliz kadın heyetinde yer alan insan hakları savunucusu avukat Margaret Owen, izlenimlerini ajansımıza anlattı. Kürt kadının mücadelesine olan hayranlığını ifade eden Avukat Margaret Owen. "Britanya'dan Cizre'ye giden kadın delegasyonuna öncülük yapmam için davet edilmekten büyük gurur duydum. Kürt kadınları bir yandan cins eşitliği mücadelesi verirken bir yandan da erkekler birlikte Türkiye devletinin neden olduğu acı, savaşı ve Kürtlere karşı baskıyı durdurmak için çalışıyor. Bu nedenle Kürt kadınlarının cesaretine, gücüne, bağlılığına ve direncine hayranım. Bizler Cizre'de yaşanan korkunç katliamı okuduğumuzda alınan sokağa çıkma yasağını utanç verici bulduk. Evlere ve insanların geçim kaynaklarına yapılan zararı, gelip kendimiz görmek ve tanık olmak istedik. Özellikle kendi Britanya hükümetimize ve dünyaya gördüklerimizi, masum kadın ve çocuklara etkisini anlatmak istedik" sözlerini ifade etti.
'AKP'nin hedefinde DAIŞ değil Kürtler var'
AKP hükümetinin seçimlerde istediği oyu alamamasından sonra Kürtlere topyekûn bir saldırı başlattığını ve bunu da dünyaya DAIŞ ile mücadele yalanıyla örtbas etmeye çalıştığını ifade eden Margaret, "AKP 7 Haziran'da istediği sonucu alamadığı için Kürtlerden öç alıyor. AKP, 'barış sürecini' yok etmek için PKK ve Kürtleri tahrik edip onları kendilerini savunmaya zorluyor ardından da Kürt halkını 'terörist' olarak tanımlıyor. AKP NATO'yu aldatıp DAIŞ'e karşı savaşacağını söyledi ancak DAIŞ'e değil Kürtlere saldırdı. Devamlı olarak PKK'nin ateşkes kararını saldırılarıyla sonlandıran AKP gerçek anlamda barış istemiyor. Cizre'de gördüğümüz manzara savaş suçu tablosuydu. Uluslararası tüm hukuku çiğneyen bir tabloydu" diye konuştu.
'Türkiye BM Güvenlik Konseyi Kararlarını ihlal ediyor'
Kadınların demokrasinin merkezinde bulunduğunu söyleyen Margaret, kadınların barış antlaşmaları merkezinde yer aldığını kaydetti. Margaret, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları'nın 1325 (2000) Sayılı Kararda kadınların barış antlaşmalarında yer alması uluslar arası hukukun bir parçasıdır. Türkiye bu hukuku ihlal etmektedir ve barış değil savaş yolundadır. Dolayısıyla Türkiye'nin bu pratiği ve eylemleri Birleşmiş Milletler, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa Birliği tarafından kınanmalı ve mahkum edilmelidir" dedi.
'Yaşanan vahşeti anlatmaya devam edeceğiz'
Cizre'deki yaşanan vahşeti en geniş kitlelere ulaştırmak için yoğun bir çalışma yürüteceklerini ifade eden Margaret, "Londra'da, bu bulguların en geniş kitleye ulaşmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Başbakanımız David Cameron, izlenimlerimizi içeren mektubumuzu almıştır; milletvekilleri, STK'lar ve medya organlarına da bildirildi ve biz her fırsatta Cizre ile ilgili konuşuyoruz. Aynı zamanda, uluslararası gözlemcilerin, Kasım'da yapılacak erken seçim için Türkiye'ye gitmeleri için ısrar ediyoruz. Kürt kadınlarının adalet ve barışı elde etmek için sarf ettikleri çabayı taktir ediyoruz. Kürt kadınlarını destekliyoruz ve her yerde Kürtleri, Kürt kadınlarını anlatmaya devam edeceğiz" ifadelerinde bulundu.
(ey/mg)

