Gazili kadınlar: Özyönetimi sahiplenmeliyiz
09:02
Mizgin Tabu/JINHA
İSTANBUL- Gazi Mahallesi'ndeki kadınlar, farklı kadın örgütlerinin bir araya gelmesini ve batı ile Kürdistan'daki kadınların dayanışma içerisinde hareket ederek, 'Özyönetim' ilanlarını sahiplenmeleri gerektiğini söyledi. Yapılan özyönetim ilanlarının tanınmaması ile halkın iradesinin tanınmadığını söyleyen Gazili kadınlar, "Halkın iradesi esas alınmalıdır" dedi.
Geçtiğimiz 12 Ağustos'ta KCK'nin "Kürdistan halkı için özyönetimden başka bir seçenek kalmamıştır" mesajından sonra bölgede birçok il ve ilçede özyönetim ilan edildi. Silopi, Cizre, Sur, Silvan, Yüksekova, Hizan, Varto, Edremit, Batman başta olmak üzere birçok il ve ilçede kurulan halk meclisleri tarafından yapılan özyönetim çağrılarının ardından ilanlar yapıldı. Türkiye'de ise İstanbul'un Kanarya, Gazi ve Gülsuyu mahallelerinde halkın kendisiyle ve yaşadığı coğrafyayla ilgili kararları kendisinin vermesi gerektiğini söyleyen mahalleliler, 15 Ağustos günü özyönetim ilanları yaptı. Özyönetim açıklaması yapan Sur, Silvan, Hakkâri belediye eş başkanları tutuklandı. Gerekçe olarak ise devletin birliğinin ve bütünlüğünün bozulduğu öne sürüldü. İlanların ardından güvenlik güçleri tarafından geniş kapsamlı operasyonlar başlatıldı. Buna ilişkin Gazi Mahallesi'ne giderek, böyle bir yönetim şekline neden ihtiyaç duyduklarını, özyönetimden ne anladıklarını ve özyönetim modelinde kadının misyonunu sorduk. Ajansımıza konuşan Gazi Mahallesi'ndeki kadınlar, özyönetimin devleti tanımamak olmadığını, aksine devletin yapılan müdahaleler ve baskılar ile halkın iradesini tanımadığının göstergesi olduğunu söyledi. Kadınlar, "Halkın iradesi tanınmadığı için özyönetim ilanları yapılmıştır" ifadelerinde bulundu.
'Halkın iradesi esastır'
Gazi Mahallesi'nde mikrofon uzattığımız Jîyan Çelikten, özyönetim ilanlarının yapılması gerektiğini belirterek, "Çünkü geçmişten bu yana Gazi Mahallesi devletin ciddi baskısıyla karşılaşmış durumda. Bugün Kürdistan'da savaş gerçekliği varken de devletin çok ciddi baskısını burada gördük. Devleti inkâr etmiyoruz, devletin terör eylemlerini inkâr ediyoruz" dedi. Jîyan, "Devletin ciddi baskıları zaten vardı üzerimizde. Öz yönetim ilan edildiği zaman yanlış bir algı oluştu. Şöyle bir gerçeklik var; Gazi Mahallesi'nde halk çok ciddi acılar çekmiş. Biz halk olarak esasen devleti inkâr etmek değil, devletin halkı inkâr etmemesi gibi bir yönetim şeklinden bahsediyoruz" şeklinde konuştu. Halkın kendini yönetmesinin esas olduğunu söyleyen Jîyan, "Halkın iradesi esastır. Bu sebepten dolayı Gazi'de böyle bir yönetim şekli ilan edildi. Bu noktada artık bir şeyler yavaş yavaş somutlaşacaktır" diye kaydetti.
'Cizre ile Gazi'yi ayrı tutmuyoruz'
Cizre ile Gazi Mahallesi'ni ayrı tutmadıklarını ifade eden Jîyan, "Biz Gazi'de sessiz olursak Kürdistan'da olan ne varsa burada da olacak veya Kürdistan'da daha fazla yapacaklar. Kürdistan'la burayı ayrı tutmuyoruz. Aynı devlet aynı zihniyet. Orada yapılan burada da yapılır. Çünkü başta kadını hedef alan bir zihniyet var. Karşımızdaki zihniyet örgütlü kadından hoşlanmaz" ifadesini kullandı. Jîyan örgütlü kadının kazanacağının altını çizerek, "Geçmişten bu yana çok bedel verdik, ama kazanımlarımız da oldu ve olacaktır da. Gazi'de birlik olursak ve demokratik zeminde kendimizi ifade edersek o kadar kazanacağız" şeklinde düşüncelerini belirtti.
'Özyönetim bir savunmadır'
Özyönetimi bir savunma olarak tanımlayan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyesi Arzu Çelik ise, "Batıda özyönetim ilanlarının olması üzerimizdeki sistematik katliamlara karşı bir savunmadır. Cizre'de ilan edilen özyönetim bize ışık oldu. Hayal olarak düşünülen yönetim şeklini ilan etme cesareti bize hayalin gerçek olabileceğini gösterdi" diye konuştu. Arzu demokratik özyönetimin çok değerli olduğunu belirterek, "Aslında bizler batı ile Kürdistan arasında bir köprü kuramıyoruz, yani ilanlar oldu fakat somut çalışmalar adına yetersiz kalmamalı. Ben bir kadın olarak beni sürekli katleden sistemin içerisinde nasıl durabilirdim ki" sözlerini kullandı.
'Özyönetim düşüncesinin temeli Kobanê'de atıldı'
Kobanê direnişinin başladığı zaman batıda olanların yalnızca televizyondan izliyormuş gibi göründüğünü söyleyen Arzu, "Aslında en yakınımızdakiler gitti. Mesela Kader Ortakaya benim 6 senelik mücadele arkadaşımdı. Kader'i Kobanê'ye götüren neydi; Öz savunmaydı. Yani özyönetim ilanlarının oluşumu Kobanê'den, Rojava'dan başladı. Birey olarak ben örneğin Kader Ortakaya'nın Kobanê'ye gitmesini merak ettim. Kadın olarak öz savunmamızı geliştirmeli ve özyönetimlere destek vermeliyiz" diye kaydetti. Arzu Muş'un Varto ilçesindeki YJA-Star gerillası Ekin Wan'a yapılanlara da dikkat çekerek, "Ekin Wan'ın duruşunu devlet küçümsedi. Çıplak bedenini teşhir eden devlet biliyor muydu ki o bedenin içerisinde bir sürü fikir ve enerji var" ifadelerinde bulundu.
'Özyönetimleri sahiplenmeliyiz'
Arzu kadınlardan korkan bir sistemin varlığına işaret ederek, "O yüzden Ekin Wan'ı katlettiler" dedi. Son olarak kadınlar arasında bir eksikliğin olduğunu vurgulayan Arzu, "Kürdistan'daki ve batıdaki kadını devlet birbirinden ayırmıyor. Hem buradaki hem Kürdistan'daki kadınların bedeni devlet için günah, ayıp ve mücadeleye yakışmayacak durumdadır. Bu yüzden farklı örgütlerdeki kadınlar bir araya gelmeli ve özyönetim ilanlarını sahiplenmeliyiz" şeklinde konuştu.
(sö/dc/mg)

