HDP Kadın Seçim Bildirgesi: Özgürlük ve eşitlik için kadınlar kazanacak-2
12:46
JINHA
ANKARA - Türkiye'de artarak devam eden kadın katliamlarına dikkat çekilen HDP Kadın Seçim Bildirgesi'ne göre; yaşamın her alanında kadına ölümü ve tutsaklığı dayatan zihniyetle mücadele edilecek, şiddeti teşvik eden ve cezasızlığı doğuran yasalar değiştirilecek, ekolojik ve kadın merkezli bir yaşam esas alınacak, eğitimde ve sporda ayrımcılığa ve cinsiyetçiliğe verilecek.
HDP Kadın Seçim Bildirgesi:
Kadın katliamlarına son!
Kadına yönelik şiddet AKP döneminde yüzde 1400 artarak soykırıma dönüştü. 2014'te ise hemen hemen her gün bir kadın öldürüldü. İHD'nin açıkladığı rapora göre 2014 yılında 6'sı kadın cinayeti olmak üzere 302 kadın öldürüldü, 39 kadın intihar etti, 13 kadın da kuşkulu bir şekilde yaşamına son verdi. Kadınların 44'ü polis korumasındayken öldü. Kadın-ların yüzde 36'sı ailesinden ya da yakın ilişkide oldukları erkeklerden şiddet görüyor. İnsanı dehşete düşüren bu ciddi tablo ve rakamlar sadece adli mercilere ve basına intikal etmiş olanlar. Gerçek tablonun bundan çok daha korkunç boyutlarda olduğu bilinen gerçek.
AKP yetkilileri, başta cumhurbaşkanı olmak üzere kadınları aşağılayan sözleriyle şiddeti körüklüyor. Kadın katillerine verilen cezalar hafifletici nedenler gerekçe gösterilerek indiriliyor. Cezasızlık, erkeklere cesaret veriyor. En son Özgecan Aslan'ın katledilmesi ile kadınların sokaklarda ne kadar güvensiz olduğu bir kez daha kanıtlandı. Artık evde, sokakta, işyerinde, ulaşım araçlarında can güvenliğimiz kalmadı.
Kadın katliamı ve kadına yönelik şiddetle mücadele temel mücadele alanımızdır. Yaşamın her alanında kadına ölümü ve tutsaklığı dayatan zihniyetle mücadele içinde olacağız. Şiddeti teşvik eden ve cezasızlığı doğuran yasaları değiştireceğiz.
Kadın sığınağı/konukevi, özgür yaşam alanları.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 14 ilde açılan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile 94'ü Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı konukevi, 33'ü yerel yönetimlere, 3'ü de STK'lara bağlı olan sığınaklar ihtiyaca cevap vermekten çok uzak.
HDP, kadına yönelik şiddetin politik olduğu ve erkek egemen sistemden kaynaklandığının bilincinde. Bu nedenle, kadınların bedenini ve cinselliğini denetleyen ve erkeklerin kadınlar üzerinde tahakküm kurmak için sistematik bir şekilde yürüttüğü devlet ve erkek şiddetinin her biçimine karşı mücadeleyi esas alıyor.
Kadına yönelik her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılarak, başta CEDAW olmak üzere kadına yönelik şiddeti engellemeye ve cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik uluslararası sözleşmelerin gerekleri yerine getirilecek.
6284 sayılı yasa kadın örgütleriyle birlikte gözden geçirilerek aksaklıkları giderilecek ve kadına yönelik şiddete karşı daha aktif mücadele olanakları yaratılacak. İstanbul Sözleşmesi etkin politikalarla uygulanacak.
Nüfusu elli bini geçen her kentte Kadın Bakanlığı'na ya da yerel yönetimlere bağlı kadın "sığınağı" açılacak, açmayanlar hakkında yaptırım uygulanacak.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede bürokrasi azaltılacak, şiddet mağduru kadına ulaştığı ilk kurumda tam destek sağlanacak.
Kadın katliamlarını önlemek için acilen, kapsamlı bir eylem planı hazırlanarak hızla hayata geçirilecek.
Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetten yargılananların Ceza Kanunu'ndaki "haksız tahrik" ve "haksız tahrik indirimleri"nden yararlanmalarını ve TCK'nin 29. maddesinin uygulanmasını önleyecek yasal değişiklik yapılacak.
Kadın ve çocuklara yönelik her türlü cinsel ve fiziksel şiddet davalarına bakacak ihtisas mahkemelerinin kurulması sağlanacak. Hakim savcı ve avukatların toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi zorunlu hale getirilecek.
Yargıtayda da toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimini almış ve sadece bu mahkemelerin aldığı kararları denetleyecek, onaylayacak bir kurulun oluşturulması sağlanacak.
Konuyla ilgili çalışan tüm kamu personeli eğitimden geçirilecek, ihmali olanlar yargılanacak.
Şiddete maruz kalan kadının beyanı esas alınacak ve tıbbi rapor, yasal başvuru olanakları ve şiddetsiz bir yaşam sağlamak için önlemler geliştirilecek.
Şiddet mağdurlarının kamusal sağlık ve sosyal destek sistemlerinden yararlanmaları sağlanacak.
Koruma altındaki kadının ve çocuklarının kimliği, okullar ve SGK kayıtları da dahil kesinlikle saklanacak.
Önemli bir sorun olan ve çoğunlukla gizli tutulan aile içindeki cinsel istismar ile mücadele edilecek ve mağdurların tedavileri için merkezler açılacak.
İnsanların farklı cinsel yönelimlerinden dolayı maruz kaldıkları homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddetle etkin mücadele edilecek.
Evliliklerin yüzde37'sine ulaşan 18 yaş altındaki evliliklerin engellenmesi için gerekli yasal önlemler alınacak, "çocuk gelin" olgusuna karşı eğitim çalışmaları sürdürülecek.
Şiddet mağduru kadınların can güvenliğini sağlamak ve onları geleceğe hazırlamak için özgür yaşam alanları geliştirilecek.
Özgür yaşam alanları, merkezi bütçe desteğinde kurulacak ve çalışmalarını, yerel yönetimlerin inisiyatifindeki kadın kurumlarıyla eşgüdüm içinde sürdürecek.
Bağımsız kadın örgütleri desteklenecek, açtıkları sığınakların giderleri Kadın Bakanlığı tarafından ödenecek.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kadınlar tarafından yaratılan özsavunma biçimleri desteklenecek.
TCK'da kadının meşru müdafaa hakkı net tanıma kavuşacak ve özsavunmanın hukuksal boyutu olarak işletilecek.
Ekolojik ve kadın merkezli bir yaşam.
Doğanın, toprağın ve tohumun bilgisini taşıyan kadınlar ekolojik yaşamın öncüsüdür. Bugün yaşanan ekolojik krizden kurtulmanın yolları, kadının bu konudaki öncü rolü görmezden gelinerek oluşturulamaz. Karadeniz'de, Ege'de, Trakya'da, Hasankeyf'te kadınlar yaşam alanlarının tahrip edilmesine, suların kirlenmesine, HES'lere karşı mücadelede en önde yer alıyor. Kentlerin doğasızlaştırılmasına, kenti yağmalayan kentsel dönüşüm projelerine, tarihi, kültürel varlıkların ve kamusal alanların gasp edilmesine, hizmetlerin piyasalaştırılmasına karşı mücadelede en önde kadınları görüyoruz.
Kapitalizmin doğayı, kültürel ve doğal varlıkları ve yaşamı metalaştırarak sömürmesine karşı ekosistemi korumayı ilke edinen HDP, doğa haklarını savunurken, ekoloji mücadelesini cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyle birlikte ele alıyor.
Yerel yönetimlerin eril "modern kent" anlayışına karşı ekolojik, cinsiyet eşitlikçi ortak yaşam alanları yaratılmasını ve kentlerin ekolojik planlanmasını sağlayacak girişimler desteklenecek.
Kenti yağmalayan, en çok kadınları etkileyen kentsel dönüşüm programları yerine sosyal projelerle desteklenmiş yerinde dönüşümü gerçekleştirmek için gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.
Kadınların tarım üretiminde ekolojik ve kadın merkezli bir çalışma ve değer yaratma anlayışıyla hareket ettiği ekolojik köyler, kooperatifler kurmaları desteklenecek.
Eğitimde ayrımcılığa ve cinsiyetçiliğe son.
Eğitim kapitalist ulus devletlerde tekleştirme, kodlama, ötekileştirme, eleme ve bir baskı aracı olarak kullanılıyor; cinsiyetçi, merkeziyetçi, militarist, milliyetçi ve şoven içerikle donatılıyor. AKP iktidarı döneminde uygulamaya konan 4+4+4 eğitim modeli, 26 yaş öncesi evlenen üniversite öğrencilerinin kredilerinin silinmesi, imam-hatiplerin yaygınlaştırılması, anadilde eğitim üzerinde oluşturulan bariyerler ve son olarak karma eğitimin sonlandırılması tartışmaları, zaten sorunlu olan eğitim sistemini çökme noktasına getiriyor.
Bütün bu uygulamalarla erken yaşta evliliğe, "aile" ve "kadınlık" kurmaya özendirilen kadınlara eğitim hayatları boyunca 'kadınlık' rolleri hatırlatılıyor. 25
Anadilde eğitim bütünlüklü bir sorun olmakla beraber, kadının sosyal yaşama katılımı ve kendini özgürce ifade edebilmesinde önemli bir etken.
HDP olarak, cinsiyet eşitlikçi, ezilen cinsiyet kimliği ve yönelimlerinden yana, eşit, parasız, halkların ve inançların eşitliğini gözeten, anadilde, bilimsel ve demokratik eğitim zemini ve anlayışını kuracağız.
Eğitim müfredatı, ders kitapları ve diğer materyaller cinsiyetçi, eril, tekçi, merkeziyetçi, militarist, milliyetçi ve şoven içerikten arındırılacak.
Dili, dini, inancı, sınıfı, cinsiyeti, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ne olursa olsun tüm kadınların eğitim hakkından eşit bir şekilde yararlanması sağlanacak.
Kadınlara ve kız çocuklarına ulaşımdan beslenmeye, ders araç gereçlerinden sağlık önlemlerine kadar tüm hizmetler ücretsiz olarak sağlanacak.
Eğitim kurumlarında kadınların her tür baskı, şiddet, dışlama, görmezden gelmeye maruz kalmalarını engelleyecek karar ve uygulamalar esas alınacak.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi zorunlu ders olarak müfredata eklenecek.
Okullarda toplumsal cinsiyet atölyeleri kurulacak.
Karma eğitim yasal güvence altına alınacak.
Engelli öğrenciler için güvenli, eşitlikçi ve erişimi kolay bir yapı oluşturulacak.
Yoksulluk, kardeşlerine bakmak gibi nedenlerle ilköğretimden sonra okula devam edemeyen kadınlar için, kurs, atölye, panel, konferans gibi etkinlikler düzenlenecek.
Kurulacak "Yaşam ve Öğrenme Merkezleri"nde kadınların dil, çevre, barış ve demokrasi, sağlıklı yaşam, teknoloji okur-yazarlığı, insan hakları ve demokrasi, mesleki ve teknik uzmanlık, bilinçli tüketici, tarım ve kooperatifçilik gibi konularda eğitim almaları sağlanacak.
Öğrenci kadınlara ücretsiz yurt, ihtiyaç sahiplerine burs imkânları artırılacak. Yurtta kalmak istemeyenler için alternatif yaşam alanları oluşturulacak. Tüm sağlık kurumlarından ücretsiz yararlanmaları sağlanacak.
Ataması yapılmayan kadın öğretmenlerin ataması için gerekli alt yapı koşulları oluşturulacak.
Kadınlara eşit, parasız, ulaşılabilir, nitelikli ve anadilinde sağlık hizmeti.
Hem toplumun, hem de o toplumda yaşayan bireylerin sağlıklı olabilmesi için öncelikle barışa, sağlıklı ve güvenli çalışma yaşamına, sağlıklı ve güvenli konutta barınmaya, yeterli-dengeli beslenmeye, yerinde enerji kullanımına, ekolojik kentlere-yaşam ortamlarına, kendini gerçekleştirme ve geliştirme olanaklarına ihtiyaç var.
Oysa bugün sağlık hizmetlerinin kamusal niteliği kaybolmuş, ticari bir hale gelmiştir. AKP hükümetleri aracılığıyla "Sağlıkta Dönüşüm Programı" adı altında gelişen uygulamalar sonucu hizmet her adımda paralı hale getirilmiştir. Bebek ölüm oranı artmış, kızamık, sıtma gibi hastalıklar yeniden salgın yapar hale gelmiştir. İstenmeyen gebelikleri, sağlıksız koşullarda yapılan düşükleri ve anne-bebek ölümlerini tetikleyen anlayış egemen kılınmıştır.
Sağlıklı olmak toplumsal bir haktır. HDP sağlık hizmetlerinin parasız, kamusal, basamaklı, hizmeti toplumun ayağına götüren, eşit, ulaşılabilir, anadilinde ve cinsiyetçi olmayan bir anlayışla sürdürülmesini hedeflemektedir.
Sağlıkta Dönüşüm Programı'na son verilecek. Sağlık toplumsal bir hizmet haline getirilecek. Sağlığın toplumsallaşmasında da kadınlar öncü olacak.
Sağlık hizmetlerinin planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve denetlenmesi süreçlerinin tümüne kadınların katılacağı demokratik bir sağlık sistemi oluşturulacak.
Kadınlar sigortası olsun olmasın sağlık hizmetlerinden parasız yararlanacak. Nüfus cüzdanı olması sağlık hizmetinden yararlanması için yeterli olacak. Göçmen kadınlar da aynı haklardan yararlanacak.
Sağlık hizmetleri için prim uygulamasına son verilecek. Katkı-katılım ve her türlü cepten ödemeler kaldırılacak.
Sağlık hizmetlerinde koruyucu hizmetler ve sağlığı geliştirici hizmetler esas alınacak. Bu amaçla birinci basamak "Halk Sağlığı Birimleri" kurulacak.
Sağlığı etkileyen kadınların yaşam ve iş koşullarının düzeltilmesine öncelik verilecek.
Her mahallede kadınların hemen ulaşabileceği Kadın ve Çocuk Sağlığı Merkezleri'nin oluşturulması için yerel yönetimlerle ortak çalışmalar yapılacak.
İstenmeyen hamilelikler ve kürtaj önündeki engeller kaldırılacak; aile planlaması hizmetleri parasız temin edilecek.
Hamilelik, doğum ve annelik süreçlerinin; yoksullaşma korkusu olmaksızın, bir mutluluk kaynağı olması sağlanacak. Hem anneler, hem de bebekler devletin sağlık ve bakım koruması altında olacak.
Bebek gelişimlerinin sağlanması için ücretsiz mama desteği verilecek.
Sporda da cinsiyetçiliğe son!
Türkiye, nüfusunun kapasitesiyle, kalabalık ve genç oluşuyla övünen bir ülke. Ancak Türkiye spor yapılan, halkın kolaylıkla ulaşacağı spor merkezleri, sahaları, alanları olan bir ülke değil. Kadınlar ise bu olanaklara en zor ulaşan kesim.
Türkiye'de spor yönetimi ve yapılanması; "ne olursa olsun kazanma" anlayışının belirleyiciliği altında. Bu anlayış, cinsiyetçi, militarist ve milliyetçi ideolojilerin spor alanında yeniden üretilmesine zemin teşkil ediyor.
Spora ayrılan kaynaklar, başta kadınlar olmak üzere geniş kitlelerin spor yapmasını sağlayacak biçimde harcanacak.
Spor tesisleri, kadınların kolayca ulaşabilmesi için mahallelerde inşa edilecek.
Spor ortamı, militarizm, cinsiyetçilik ve milliyetçiliğin av sahası olmaktan çıkarılacak.
Spor yönetimleri demokratikleştirilecek, kadınların yönetimlere katılmaları teşvik edilecek.
(mg)
