Cumartesi Anneleri: Devletin yeni suçlar işlemesine engel olmalıyız
13:52
JINHA
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri adalet arayışlarının 549'uncu haftasında Muş'ta gözaltında kaybedilen aynı aileden kaybedilen 6 kişinin akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, "Bizim aramıza her gün yeni aileler katılıyor. Devletin suç işlemesine engel olmalıyız, bu konuda kamuoyu duyarlı olmalıdır" dedi.
Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilenler için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 549'uncu haftasında da Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde, kayıplarının fotoğrafları ve adalet arayışlarının simgesi haline gelen kırmızı karanfiller taşındı. Cumartesi Anneleri eylemlerinde bu hafta 1994' Muş'un Hasköy'e bağlı Ortaç (Zirkêt) Köyü'nde kaybedilen aynı aileden olan 6 kişinin akıbeti soruldu. Cumartesi Anneleri'ne sanatçı Pınar Aydınlar ve Suruç'ta yaşamını yitiren Çağdaş Aydın'ın ailesi de katılırken, eylemde Rojava'da yaşamını yitiren BÖG komutanı Aziz Güler'in ailesinin gönderdiği mektup okundu.
'Alınları secdeye değiyor ama yürekleri buz gibi'
Mektupta, "Bir ülkede bir baba, 'Eğer cenazemin geçişine izin vermezlerse ben burada kalır savaşırım' demek zorunda bırakılıyorsa, bir annenin, 'Alınları secdeye değiyor ama yürekleri buz gibi' diyerek bizlere zaten bilinen bir gerçeği hatırlatıyorsa, bir ağabey 'Gerekirse kardeşimi sırtımda taşıyacağım ve sınır kapısına dayanacağım. Kardeşimi buraya getireceğim' diyorsa bu durumu yazar Ariel Dorfman'ın 'Sonra günün birinde bakarsınız ki, bu çılgınlık kendi sınırlarını aşıp sizin mahallenize girivermiş' sözüyle açıklayabiliriz" denildi.
'Adalet sağlanamadıkça suç devam ediyor'
1995'de katledilen Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak söz alarak, faillerin gizlenmeye çalışılarak, devletin suç işlemeye devam ettiğini söyledi. Devletin suçluları yargılaması yerine yeni katliamlar yaparak, suçların arttığını belirten Ali, "Bizim aramıza her gün yeni aileler katılıyor. Devletin suç işlemesine engel olmalıyız, bu konuda kamuoyu duyarlı olmalıdır" diye konuştu.
İHD İstanbul Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan, Suruç katliamında yaşamını yitiren Çağdaş Aydın'ın bugün doğum günü olduğunu hatırlatarak, "Sen hep burada yanımızda oldu. İyiki doğdun Çağdaş" diyerek konuşmasına başladı.
Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını yapan Sanatçı Pınar Aydınlar, 549 haftadır, topraklarda zulmün değil, insan haklarının, savaşın değil barışın, ölümün değil yaşamın olmasını talep ettiklerini söyledi.
"Taleplerimizin gerçekleşmesi için hukukun üstünlüğü ilkesinin hüküm sürdüğü bir ortamda yaşama hakkımıza, her türden şiddetten koruma hakkımıza sahip çıkıyoruz" diyen Pınar, " İnsan haklarının güvence altına alındığı bir ortam ancak kalıcı bir barışla mümkündür. Tüm evlatlarımızın can güvenliği ancak barış ortamında mümkündür. İnsanlığa karşı suçların son bulması barış ortamında mümkündür. Kayıplarımızın akıbetlerinin açığa çıkarılacağı, kaybedenlerden hesap sorulacağı demokratik bir iklim ancak barış ortamında mümkündür. Bunun için kayıplarımızı isterken barışı da istiyoruz" dedi.
Ailenin yakınlarını aramasına engel olundu
Pınar, Sadi Tatu'nun koruculuğu kabul etmeyerek hayvancılıkla uğraştığını 17 Ekim 1994'de Muş'un Hasköy ve Bitlis'in Mutki İlçesi arasında bulunan Hasköy'e bağlı Ortaç (Zirkêt) Köyü'ne bir kilometre uzaklıktaki Zirkêt Yaylası'na hayvanlarını otlatmak için götürdükten sonra kendisinden bir daha haber alınmadığını söyledi. Sadi'nin yanına giden eşi Gülnaz Tatu ile kardeşi Halil'in eşi Kadriye Tatu'nun kaybedildiğini ifade eden Pınar, eve dönmeyen Sadi, Gülnaz ve Kadriye Tatu'yu aramaya başlayan ailesinin Hasköy Jandarma Karakolu Komutanı Nurullah isimli yüzbaşı tarafından "O bölgede günlerdir geniş çaplı bir operasyon yapılıyor. Biz gidemeyiz. Sakın sizde gitmeyin" cevabı verilerek yakınlarının aranmasının engellendiğini kaydetti.
Pınar, "Yetkililerin harekete geçmemesi üzerine Sadi ve Gülnaz Tatu'nun oğlu Ferzende, Kadriye Tatu'nun eşi Halil ve oğlu Enver Mutki ile Hasköy ilçesi arasında Zirket yaylasını içine alan Çilingis (Çiringêz) bölgesine yakınlarını bulma umuduyla gitti ancak onlarda geri dönemediler" dedi. Geride kalanların aileye ulaşma çabalarının da sonuçsuz kaldığını kaydeden Pınar, "Tatu ailesinin kaybedilmesinin üçüncü gününde köye gelen Karakol Komutanı Yüzbaşı Nurullah, Tatu ailesinin geride kalanlarına 'Başınız sağ olsun aileniz PKK tarafından Çilingis (Çiringêz) Dağı'nın orada öldürülmüş' diyerek köyden ayrıldı" diyerek yaşanan olayı anlattı.
'21 yıllık cezasızlık son bulsun'
"Öldürüldülerse gidip cenazelerimizi birlikte alalım" talebi reddedilen Sadi Tatu'nun oğlu Müslüm'ün karakoldan kovulduğunu söyleyen Pınar, Müslüm'ün Muş'a başvuruda bulunmak için yola çıkan Müslüm Tatu'nun da gözaltına alındığını ve kayıplarının izni sürülmesinin engellediğini belirterek, AİHM'e yaptıkları başvurunun da henüz sonuçlanmadığını belirtti. Ailenin devlet baskısı nedeniyle soyadını değiştirdiğini söyleyen Pınar, "21 yıllık cezasızlık son bulsun, Tatu ailesinin 6 ferdinin akıbeti etkin bir biçimde soruşturulsun, failleri yargılanarak cezalandırılsın" dedi.
(ödk/fk)
