Diljin Kobanê: Arînler olmasaydı Rojava bu kadar diremezdi

09:41

JINHA

KOBANÊ - DAIŞ çetelerinin saldırılarına karşı Kobanê'de verilen direnişi anlatan YPJ'li Diljin Kobanê, "Kadının direndiği hiçbir yerde kayıp olmadı. İnanıyorum ki kadınlar olmasaydı Rojava bu kadar direnemezdi, çünkü Arîn'in şahsında gelişmiş bir direniş vardı" diye belirtti.

YPJ Takım Komutanı Dilar Gencxemîs (Arîn Mîrkan), Kobanê direnişinin 20'inci günü olan 5 Ekim 2014 tarihinde Miştenûr Tepesi'nde DAIŞ çetelerine karşı gerçekleştirdiği fedai eylemle kadınların direniş sembolü oldu. Kadın Savunma Birliği (YPJ) sorumlularından Diljin Kobanê, Rojava devrimini, DAIŞ saldırılarını ve Arîn Mirxan şahsında gelişen kadın direnişini anlattı.

Kobanê direnişini dar bir bakış açısıyla ele almamak gerektiğini belirten Diljin, Mezopotamya'da Kürt topraklarının çok zengin bir yapıya sahip olduğunu belirterek, "Gerek petrol, gerekse toprak verimliliği çok yoğundur. Bu sadece Kürt halkının değil, tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. Kürdistan coğrafyası etrafında şekillenen sınırlardaki devletler, Ortadoğu'da hakimiyet kurmak istemektedir. Bunun yolu da Kürdistan'dan geçmektedir. Biz, Ortadoğu'daki şekillenmeye 'Halkların Baharı' dedik, onlar 'Arap Baharı' dediler. Bizi cılız bir güç gördüler. Ama öyle değildi. Bizim amacımız, tüm halkların insanca yaşamasıdır. Rojava'da halkların sitemi oturursa, özelde bunu biz yapmış oluruz. Bu iktidar, devletlere dokunduğundan, Kürt somutuna indirgendi. Rojava'ya olan saldırı da bundandır. Kürt halkı direnişçi ve savaşçıdır. Bir ordu ve bir örgütü ele alırsak, bir ideolojiye bağlı olduğu için büyür. Biz halkın içinden çıktık, bizi halk büyüttü, halkın çocuklarıyız. Bu karşı devrimci gücü durduracak bir gücün olmasını istedik" dedi.

'Hiçbir ülke DAİŞ ile savaşmayı göze almadı'

DAİŞ'in kökünün Kürdistan sömürüsünün başladığı dönemde ortaya çıktığını kaydeden Diljin, "Amerika DAİŞ'e destek verdi, büyüttü, askeri alanda yardımcı oldu. Sonra onun denetiminden çıktı. Bu yüzden, 'onu nasıl şekillendirebilirim' anlayışı gelişti. Rojava'da birçok grupla savaştık. Genç komitelerimiz, kadın komitelerimiz sonradan silahlandı. İlk etapta kantonlarda, sistemlerimizde düzen oturtmak istedik. Ama bize karşı silahlı saldırılar başlayınca biz de silahlandık. Düşman birleşti. DAİŞ zeminini hazırlayanlar, daha da güçlendirildi. Kürt hareketinin karşısında dursun diye. Hiçbir ülke DAİŞ ile savaşmayı göze almadı. DAİŞ önce psikolojik olarak kendini güçlendirdi. Katliamları ve faşizan zihniyetiyle bunu yaptı. Kürt halkına karşı başarılı olacağını düşündü. Ama başta da belirttiğim gibi, Kürt halkı topraklarına büyük bir bağlılıkla sahip çıkmıştır. DAİŞ'in yaptığı saldırı da bu şekilde gelişti" ifadelerinde bulundu.

'İki tabur Kobanê'yi büyük bir irade ile savundu'

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın adım attığı topraklardan biri olan Kobanê'ye özellikle saldırıldığını dile getiren Diljin sözlerine şeyle devam etti: "Kürt toprakları arasında stratejik nokta olması, Fırat nehri, diğer kantonlara biraz uzak kalması… Kobanê düşseydi, bizim için her açıdan bir çöküntü yaşanırdı. Kobanê, YPG'nin ilk kurulduğu yerlerden, gücü en yüksek olan bölgeydi. Kobanê çok inatçıdır, asidir. DAİŞ'in asıl saldırısı bundandır. Kobanê alınırsa, Afrin ve Cizîrê kopar diye düşündüler. Cerablus ile Türkiye'de birleşince onların çıkarına gelişecekti. Kendi yolları açılınca Kürdistan'da hakim olabileceklerini düşündüler. Büyük bir gücümüz yoktu sadece iki tabur vardı Kobanê'de. İki tabur olmasına rağmen birkaç günde Kobanê'yi çok büyük bir iradeyle savundular."

'YPG/YPJ gibi direnebilen çok az güç vardır'

DAİŞ'in ağır silahlarına karşı keleşle savaştıklarını kaydeden Diljin, "Bizim sayımız 3 iken onlar 200 kişi geliyordu saldırıya. Bu anlamda diyebilirim ki YPG/YPJ gibi direnebilen çok az güç vardır. Bizim savaşçı ruhumuz var. Son mermimize kadar direnir, sonra şahadete ulaşırız. Bu felsefemiz bizi ayakta tuttu. Alev topuna karşı bizimki etten bir kalkandı. Kobanê savaşı çok yoğun, fedai ruhun her şeye rağmen devam ettiği bir savaş. Şehit Rewan şahsında başlayan fedai eylemler devam etti. Şahadetlerimiz düşmana moral veriyordu, daha da ilerlemek istiyorlardı. Gerçekten bizi gören ve doğru düşünenler oldu düşman arasında" şeklinde konuştu.

'Kadınlar özgürlük çemberini oluşturdular'

Kobanê'de sokak savaşı başlamadan önce halkı kentten çıkardıklarını belirten Diljin, "Köylerde set oluşturduk, halk çıkana kadar seti bırakmadık. Kobanê merkezde tek bir mahalle kaldı elimizde. Bize ihanet edenler, kaçanlar oldu. Bizde bir bomba varken düşmanda çok fazla vardı. Silahımız yoktu, düşman tankla geliyordu. Bu da bazı insanları kırdı. Halkı çıkarmadan bu savaşı durdurabilmeliydik. Halk, faşist, nihilist, çıkarcı Türk devletine sığındı. Devlet de bunu kullandı. Halkı evsiz, aç, susuz bıraktı. Bu bize yakışmadı ama savaş durumu ortadaydı. Son mahalle elimizde kalınca ağır şahadetler yaşandı. Kadın arkadaşlar özgürlük çemberi oluşturdular. 'Biji Serok Apo' deyip fedai eylemler yaptılar. Birkaç kadın arkadaş sağ ele geçti, ama asla teslim olmadı. Kan damlalarını hesaplayıp ne kadar ilerleyebiliriz diye düşünürdük. Bazı insanlar bunu bir film izler gibi gördüler. Ama bunu yaşamak büyük bir şeydi" dedi.

'Kobanê'yi özgürlük kalesi olarak gördük'

Kobanê'nin koolisyon güçlerinin DAİŞ'i vurmasıyla değil, YPG-YPJ savaşçılarının direnişiyle kurtulduğunu söyleyen Diljin, şöyle konuştu: "Burada asıl amaç, emperyalizmin asıl amacı, gücü güce kırdırmaktı. Bu yüzden Amerikan uçakları ilk etapta vurmadı. Amaç ikisinin de yenilmesini sağlamaktı. Katliamlar dünyaya yayılınca müdahale oldu. Türkiye'den gelen gençler ilk etapta tutuklanmadı. 'Bugün gidiyorsunuz, yarın cenazeniz gelecek' anlayışıyla hareket etti Türk devleti. İki büyük örgütü birbirine kırdırmaya çalıştılar. Sayımız az olmasına rağmen savaşı bırakmadık. Düşman gelsin dedik. Kobanê'yi özgürlük kalesi olarak gördük bir kere. 'Düştü düşecek' diye bakan herkese karşı biz 'asla düşmeyecek' dedik."

'Arîn'in şahsında gelişen kadın direnişi...'

Kobanê'de DAİŞ'in asıl hedefinin kadın ve çocuklar olduğunu belirten Diljin, son olarak şunları belirtti:

"Kadın direnişi gerçek bir güç oldu. Mevzilerini bırakanlar, direnemeyenler oldu. Bir gün Kobanê'de yaralanmalar ve şahadetlerden sonra sadece kadın arkadaşlar vardı. Kadın arkadaşların zılgıtları, bağırışları, direnişleri büyük bir saldırıyı kırdı. Cihazlarını dinliyorduk, 'burada katil kadınlar var' diye bıraktılar. Bu Kobanê'de somutlaştı. Kadının direndiği hiçbir yerde kayıp olmadı. Halkımı, toprağımı alamayacaksın anlayışındaydık. Sayı olarak kadın arkadaşlar fazlaydı. İnanıyorum ki, kadınlar olmasa Rojava bu kadar direnemezdi. Arîn'in şahsında gelişmiş bir direniş vardı. Kürt kadını şahsında dünyada kadınların gücü anlaşıldı. Bu savaş çok uzun sürdü. Çok fazla şahadet gördük. Deneyimli arkadaşlarımızı kaybettik. Ama insanlar şahadete ulaşmasaydı bugün bir zafer olmazdı.

'Burada yaşanan savaş tüm dünyaya gücümüzü gösterdi'

Taktiksel olarak sadece hatalarımız oldu, ama direndik. 'Sadece bir saniye silah sesi duymasak yeter' diyorduk. Aynı evin içerisinde farklı odalarda kalıyorduk düşmanla. Soğukkanlı ve mantıklı düşünmezsen bu durumda yapamazsın. Kobanê'de yaşananlar bir gün, iki gün, bir köy, iki köy değildi. Bunu ancak yaşayan bilir. Şahadet saniyesinde arkadaşların çatışmaları anlatılmaz birşeydi. Şehit Welat gidip düşmanın yüzüne bomba atıp çıkardı. Şehit Welat soğukkanlı ve cesur bir arkadaştı. Kobanê'yi Kobanê yapan bu değerler oldu. Milim milim kanla sulandı bu topraklar. Daha bir kan soğumadan başka bir kan düşerdi üzerimize. Burada yaşanan savaş tüm dünyaya gücümüzü gösterdi. Tüm dünyaya karşı savaşacak gücümüz olsa saldırmayız, ama tüm dünyaya karşı kendimizi savunuruz.

'Kadınlar ortak mücadele yürütmelidir'

YPG-YPJ'yi, siyasetlerimizi, bizi toplantılara çağırdılar. Biz sadece askeri bir savaş kazanmadık, ideolojik, siyasi bakımdan güçlendik. Ortadoğu'da hakim bir güç haline geldik. Egemen demiyoruz, hakim bir güç diyoruz. Biz devletçi bir zihniyette değiliz. Halkın kendi kendisini yaratıp büyümesini istiyoruz. Son günlere kalsak da bu düzen oturtulacaktır. Dışarıdan gelip bir hakimiyet kurmayacaktır. İlkeli bir halk olacaktır burada. Ödenen tüm bedeller böyle bir yaşam içindir. Kadınlar bu noktada ortak bir mücadele yürütmelidir. Türk, Arap, Kürt tüm kadınlar bir araya gelip bunu yapmalıyız. Toplumu yaratacak olan kadınlardır. Her alanda biz kadınlar olarak öncüyüz, bunun gereklerini yerine getirmeliyiz.

'Kobanê dünya tarihinin onurudur'

DAİŞ Kürt halkını kıracak güç olarak tasarlandı. Her türlü desteği verdiler, hatta aralarında askerler de vardı. Son patlamanın yaşandığı yerde bu apaçık kendini gösterdi. Kaniya Kurda'da hem DAİŞ'e hem TC'ye karşı savaştılar. Bu pek gündem olmadı ama yaşandı. Türkiye'de DAİŞ gibi katliamcı bir yapıya sahiptir. Bu, Kobanê savaşında da görülmüştür. Gerçekten dünya tarihinde Kobanê savaşı ayrı bir yer aldı. Devrim yolunda hem yenilgi hem direniş yolu vardır. Kobanê'de direniş çizgisi iyice ağırlık kazandı. Kobanê asla bizim değildir. Dünya tarihinin bir onurudur.

'Arînler ölümsüzlüğü yarattı'

Kobanê'de gösterilen direniş, mücadele, tüm dünyaya örnek oldu. Bize düşen görev, buna sahip çıkmaktır. Onuruna her zaman sahip çıkacaksın. Şehitler, arkadaşlar ve halk için damarlarındaki kanı milim milim hesaplayacaksın. Çünkü Arîn, Çekdar, Welat böyle insanlardı. Biz, onların yolundan yürüyeceğiz. Arîn'in bir gülüşü dünyaya bedeldi. Bedenleri düşmana karşı bir alev topuydu. Gülüşleri düşmana en büyük darbeydi. Belki şu an fiziksel olarak aramızda değiller ama onlar ölümsüzlüğü yarattılar. Ben ve tüm yoldaşlar için asıl amaç, onlara layık olmaktır."

(mg)