Silvan'da direnişin komün hali
13:15
JINHA
AMED - Silvan'da günlerdir devam eden halka yönelik saldırılara karşı direnen halk komünal bir şekilde ekmeğini suyunu birbirleriyle paylaşırken çocuklarda can güvenlikleri olmadığı halde evlere su taşıyor.
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 4 gündür devam eden abluka ve özel harekat polislerinin sivil halka yönelik saldırıları devam ediyor. Kadın çocuk yaşlı demeden top atışlarının yapıldığı ilçede rastgele etrafa ateş ediliyor. En temel ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı ilçede evler, sokaklar, işyerleri ve tarihi yapılar da yakılıp yıkılıyor. Suyu ekmeği tükenen yurttaşlar birbirleri ile ekmeğini suyunu paylaşıyor, evlerinde yemeği olan aileler ise kapı kapı dolaşıp yemeği olmayan komşularına yemek ulaştırmaya çalışıyor. Her seferinde hedef alınan ve aslında yaşamın en masumu olan çocuklar su taşıma işini görev biliyor ve belediye bahçesinden, itfaiye binasından ve sokaklardaki çeşmelerden evlerine su taşıyor. Su kuyuları ve musluklar önünde kuyruk oluşturan en büyüğü 12-13 yaşlarında çocukların cıvıltısı sokaktan zırhlı araçların geçmesi ile kesiliyor.
Çocuklar sokağa çıkma yasağını tanımıyor
Zırhlı araçların geçişi ve "evlerinize dönün yoksa müdahale edeceğiz" anonsları ardından çocuklar yine onlar için oyun olan yetişkinler için ise yaşamın sürmesi için ihtiyaç olan su taşıma işine koyuluyor. Caddeleri kontrol ettikten sonra temkinli minicik adımlarla yola koyuluyorlar. Can güvenliklerinin olmamasına rağmen sokaktan ayrılmayan çocuklar devletin getirdiği sokağa çıkma yasağını tanımayarak sık sık yolları taşlarla kapatılıyor. "Niye sokaktasınız" diye sorduğumuzda ise "burası bizim evimiz bizim sokağımız biz istemediğimiz halde onlar buraya geliyor. Onlar yasakladığında biz neden dinleyelim" cevabını veriyor. Aslında onlara basit gelen ama devletin baskısını tanımayan pratikleri ile aslında sokakta olmaması gerekenin zırhlı araçlar ve keleşnikofları ile bekleyen keskin nişancılar olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oluyor.
'Bunun hesabını kim verecek'
Savaşın bir diğer kötü tarafı ise asırlardır var olan ve her bir adımında ve yapısında halkların izini taşıyan tarihi yapıların yıkılması oluyor. Saldırının en yoğun yaşandığı Tekel Mahallesi Azizoğlu meydanında ki tarihi Azizoglu Konağı surları da bomba ve top atışlarından etkileniyor. Bir tarafı yıkılan ve neredeyse tamamı yanan tarihi yapı yaşanan saldırının acımasızlığı DAİŞ çetelerinin Ortadoğu'da tarihi yapılara dönük gerçekleştirdiği saldırıları akıllara getiriyor. Tarihi yapının tahrip edildiğini gören duyan yurttaşlar ise, "Evler yıkılsa sokaklar bozulsa yine üzülürüm ama telafi ederiz. Yüzyıllar önce yapılan bu surlar nasıl geri gelecek? bunun hesabını kim verecek?" diyerek yaşananlara isyan ediyor.
(sg/dc/fk)

