Güneyli kadınlardan hükümete: Kadın cinayetlerinde suç ortağısınız
09:05
Newroz Dijwar/JİNHA
SILEMANÎ - Federal Kürdistan Bölgesi'nde kadına karşı şiddet olayların artığına dikkat çeken kadınlar, hükümetin kadın ölümleri karşısında sessiz kalışını eleştirerek, "Kadın ölümlerinin dosyaları mahkemelerde tozlu raflarda kalıyor. Hükümet sessizliğini koruyarak, kadın katliamlarına suç ortaklığı yapıyor. Kadınlar katliamlarını, kadına karşı saygısızlığı kabul etmeyeceğiz" dedi.
Federal Kürdistan Bölgesi'nin Süleymaniye kentinde parkta silahla vurularak katledilen 21 yaşındaki Sinor'in katledilmesine dönük kadınlardan tepki gelmeye devam ediyor. Bölgede kadına karşı şiddetin artış gösterdiğine dikkat çeken kadınlar, hükümetin sessizliğini koruyarak suç ortaklığı yaptığını dile getirdi. "Hükümet daha önceki kadın katillerini yargılamış olsaydı belki de bu gün Sinor yaşıyor olacaktı. Kadınlar olarak can güvenliğimizden endişeliyiz. Mahkemelere güvenmiyoruz. Ama şiddeti de kadına karşı saygısızlığı da asla kabul etmiyoruz" diyen kadınlar, kadın örgütlerini şiddete karşı tek ses olmaya çağırdı.
Kadın ölüm davaları tozlu raflarda bekletiliyor
Bölgede kadına karşı artış gösteren şiddet olaylarına vurgu yapan aktivist Necibe Mahmut, şiddet davalarının mahkemelerin tozlu raflarında kaldığını söyledi. Necibe kadına karşı uygulanan şiddeti ve saygısızlığı asla kabul etmeyeceklerini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bölgemizde kadınlara karşı işlenen ilk ve son katliam değil bu maalesef. Günlük olarak kadın ölüm haberlerinin çoğaldığını görüyoruz. Cenazelerinin derelerde sokaklarda teşhir edildiğine tanıklık ediyoruz. Kadın ölümlerinin dosyaları artık mahkemelerde tozlandı. Bu durumu kabul etmeyeceğimizi bir kez daha söylüyoruz. Artık kadınlara karşı şiddeti, saygısızlığı kabul etmiyoruz. Hükümet de sessiz kalıyor bu olaylara. Mahkemeler kadın katillerini tutuklamalı. Onları yargılamalı. Kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları kendisine insanım diyen herkes bu katliamlara karşı sessiz olmamalı. Seslerini birleştirmeli, tek yumruk olmalı."
'Sinor'in katledilmesinde hükümetin de ortaklığı var'
Kadınlar için güvenli yerler oluşturulmadığı sürece hükümetinde bu suça ortaklık ettiğini ifade eden Necibe, sığınma evlerinin gizliliğine önem verilmesinin gerektiğinin de altını çizdi. Her insanın özgürce evinin dışında yaşamaya hakkı olduğunu belirten Necibe sözlerine devamla: "Kadınların kendilerini güvende hissedeceği yerler temin edilmeli. Sığınma evleri bazen çözüm olmuyor. Sinor da kadın sığınma evinde kalıyordu. Eğer orada kendisini güvende hissetmediyse yeri değiştirilmeliydi. Yeri değiştirilmiş olsaydı belki de bu gün o kadın öldürülmeyecekti ya da kendisine yeni bir hayat kuracaktı. Kadınlar sadece sığınma evlerinde yaşamalı. Her insanın kendi evinin dışında özgürce yaşamaya hakkı var. Bu hakkı da kimse kadınların elinden alamaz. Eğer bir insanın üzerinde ölüm tehlikesi varsa o insan özgürce yaşayamaz. Bu durumları önlemek başta hükümetin ve kadın örgütlerinin görevleridir. Hiç kimse kadın ölümlerine karşı sessiz kalmamalı. Kitlesel eylemler olmalı. Bunun öncülüğünü de kadınlar yapmalı"
'Sosyal medya Sinor'un ölümünü meşrulaştırıyor'
Özgür Toplum Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi Zara Ahmed ise kadın katliamlarını sosyal medya üzerinden meşrulaştıranlara sert tepki göstererek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İnsanlar sosyal ağlar üzerinden o kadının fuhuş yaptığını öldürülmeye hak ettiğini söylüyor. Bu nasıl bir zihniyettir ki bu kadar vahşi olabiliyor. Anne adının verildiği parkta bir kadının öldürülmesi başta hükümet ve erkekler için büyük bir ayıp. Bundan utanç duymalılar. Bu kadın öldürüldü şimdi suçlu kim. Sosyal medyadan bu kadının kötü biri olduğu söyleniyor onun anti propagandası yapılıyor. Bu durumu asla kabul etmiyoruz. Kadın örgütleri başta olmak üzere parlamento da bu durum karşısında sessiz kalmamalıdır" diye konuştu.
(fk)

