'Cizre'de savaş mühendisliği yapıldı'

20:00

JINHA

İSTANBUL- SES Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Cemile Doğan, "Cizre başka bir coğrafyaydı. Hayatın oradaki gerçek yüzü farklıydı. Orada uygulananlar toplum mühendisliği değil savaş mühendisliğiydi" dedi.

SES Bakırköy Şubesi tarafından Cizre'ye giden kadınların gözlemlerini kadınlarla paylaşması için şube binasında düzenlediği panelde "Kadınlar barış istiyor. Savaşa inat barış hemen şimdi" pankartı yer aldı. Panel BIKG tarafından Cizre'deki görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösteriminin ardından başladı. Panele Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Cemile Doğan ve Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) üyesi Evrim Kurtoğlu katıldı.

'Cizre'deki direniş beni güçlendirdi'

SES Şişli Şubesi Kadın Sekreteri Cemile Doğan Cizre'de yaşanan katliama tüm boyutları ile tanıklık etmek istediklerini ve bu yüzden Cizre'ye gittiklerini belirterek, "İnsan olmanın gereği aslında oraya ilk günden gitmekti. Hayatın gerçek yüzü orada farklıydı. Başka bir coğrafyaydı orası" dedi. Oradaki halkın direniş gösterdiğinin altını çizen Cemile, "Kadınların güçlü direnişi ve çabasıyla hayatta kalma mücadelelerini gördükten sonra onlara bir söz vererek ayrıldık oradan" diye konuştu.

Cizre'de su depolarının bombalandığını söyleyen Cemile, "Orada toplum değil, savaş mühendisliği yapıldı. Dün Cizre bu gün Silvan ve Nusaybin... Cemile'nin annesiyle sohbet ettiğimizde annesi 'Ben ağlamayacağım, çünkü sabaha kadar yanımdaydı ve ben onunla vedalaştım' diyordu" şeklinde konuştu. Cizre'de kendini güçlü hissettiğini belirten Cemile, "Oradaki direniş beni güçlendirdi" ifadesine yer verdi.

'Batıda başımıza silah dayayan yok...'

Ardından konuşan BİKG üyesi Evrim Kurtoğlu Cizre'deki mücadeleyi gördükten sonra oraya ses katmak gerektiğini düşündüğünü söyleyerek, "Bu meseleye batıda ses vermenin zor olduğunun farkındayım. Ama en azından burada başımıza dayanan silahlar yok" dedi. İstanbul'a döndüğünde Cizre'deki kadınlara ne söyleyelim diye sorduklarını belirten Evrim, "Bu kadar acı ve zulme rağmen bizim iyi insanlar olduğumuzu söyleyin diyorlar" şeklinde konuştu. Kürdistan'da bazı bölgelerde özyönetim ilanlarının yapıldığını hatırlatan Evrim, "Kürt halkının istediği barış talebinin altını dolduramadığımız için bu durumlara geldik. Devlet şiddeti oraya boşuna gitmedi. Öncesinde ilan edilen bir özyönetim ilanları olduğu için yöneldi" diye ifade etti.

'Cizre ve Kobanê'deki tablo aynıydı'

Cizrelilerin cenazelerine sahip çıkmalarına dahi izin verilmediğini dile getiren Evrim, "Cenazeniz kokuyor ve gömemiyorsunuz bile; bu insanlık ötesi bir durum" diye konuştu. Sivil halka yönelik bir katliam politikasının var olduğunu vurgulayan Evrim, "Ben Kobanê'ye de gittim. Orada gördüğüm tablo ile Cizre'de gördüğüm tablo aynıydı. Hiç bir fark yoktu" dedi. Özyönetim ilanlarının getirdiği bir örgütlülük halinin var olduğuna dikkat çeken Evrim, "Cizre'de bir seneyi aşkın bir süredir hendeklerle yaşıyor. Neden? Hendekler, polis ve askerin saldırılarına yönelik kendilerini korumak için geliştirildiği bir savunma. Hendekler kapatıldıktan sonra polis hemen mahalleleri basıyor ve ardından bir ölüm yaşanıyor. Hendeklerin olmasından memnunlar, çünkü hayatta kalmalarını hendeklere borçlular" cümlelerine yer verdi.

Panel soru ve cevap kısmının ardından sona erdi.

(sö-ödk/fk)