Silvan'da gazetecilere saldırıya ilişkin soru önergesi

16:46

JINHA

HABER MERKEZİ - HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, Özgür Gün TV ve DİHA muhabirlerinin Silvan'da haber takibi sırasında yaşadıkları polis saldırısına ilişkin TBMM Başkanlığı'na soru önergesi gönderdi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, Silvan'da sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün haber takibinde bulunan Özgür Gün TV kameramanı Murat Demir ve DİHA muhabiri Serhat Yüce'ye yönelik gerçekleşen polis saldırısına ilişkin TBMM Başkanlığına soru önergesi göndererek İçişleri Bakanı Selami Altınok'un cevaplamasını istedi.

Önergede, özel harekat polisleri tarafından Silvan'da evlere operasyon yapıldığı sırada, Silvan Belediyesi'nin bahçesinde bulunan özgür basın emekçilerinin, belediyenin önündeki caddeden görüntü almak istediği belirtilerek, "Basın emekçilerinin bulunduğu noktaya gelen özel hareket polisleri, Özgür Gün TV çalışanı Murat Demir ve DİHA muhabiri Serhat Yüce'nin çekim yapmasını; emekçileri darp, tehdit ve hareket ederek engellemiştir. Şahsımın da olaya müdahalesine rağmen, polisler, özgür basın emekçilerinin kamera ve makinelerine el koyup, DİHA muhabiri Serhat Yüce'nin de kafasına silah dayayarak gözaltına almışlardır. Bu sırada olaya müdahale edip, 'Ne yapıyorsunuz?' diye uyarmam karşında, bir polis memuru, direkt şahsımı hedef alarak bana uzun namlulu silah doğrultmuş ve 'sana da sıkarım' diye beni tehdit etme cüretinde bulunmuştur" denildi.

Hazırlanan önergede İçişleri Bakanı Selami Altınok'un cevaplandırmasını istediği sorular ise şu şekilde:

" *Basın emekçisinin başına silah dayayıp tehdit ve hakaretlerle gözaltına alan polis hakkında herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Açılmamış ise bunun yasal gerekçesi nedir?

* Özgür basın emekçilerine yönelik emrinizdeki kolluk gücünün bu hukuksuz ve pervasız yaklaşımı, yürürlüğe koyduğunuz yeni savaş konseptinin bir parçası mıdır?

* Özellikle özgür basın emekçilerinin hedef alınması ve psikolojik-fiziksel şiddet uygulanması özel bir talimatın gereği midir? Kolluk güçleri yasaların kendilerine verdiği yetkileri ihlal etme hakkını ve gücünü
nerden almaktadırlar? Bu özgür basın emekçilerine karşı geliştirilen özel bir yıldırma politikası mıdır?

* Şahsıma uzun namlulu silah doğrultarak, "sana da sıkarım" diyen bir polis memuru bu cüreti nereden ve nasıl bulmaktadır? Emrinizdeki kolluk gücünün Kürt halkına ve onun temsilcisi vekillere yönelik hukuku hiçe sayan düşmanca yaklaşımını nasıl izah ediyorsunuz? Şahsımı tehdit eden polisler tespit edilmiş midir? Bu polisler hakkında yasal bir işlem başlatılmış mıdır/ başlatılacak mıdır?

* Aynı bölgede AA çalışanlarının sokağa çıkma yasağının ilk gününden itibaren rahatça haber yapabilmesi, basın emekçilerine yönelik bir ayrımcılık değilse nedir?

* Özgür basın emekçilerinin can güvenliğinden sorumlu kolluk güçlerinin tehdit eden
tutumlarından sonra, özgür basın emekçilerinin can güvenliğini kim sağlayacaktır?

*Haber alma hakkımızı sadece iktidarınızın belirlediği ajanslar üzerinden almak zorunda mıyız? Haber alma hakkımızın ihlal edilmesine dönük bu yıldırma politikalarıyla neyin üstünü örtmeye çalışıyorsunuz?

(dk)