Behice Boran: Bir uzun yürüyüşün en soluklu devrimcisi

09:01

Sibel Özalp/JINHA

İSTANBUL- "Kurtuluş mücadele ile sağlanır, boyun eğerek değil. Kurtuluş tek tek olmayacaktır, hep birlikte kurtulacağız. Hep birlikte mücadele edeceğiz, hep birlikte kazanacağız. Selam olsun Türkiye'nin ve dünyanın aydınlık geleceğine" diyordu sosyalizmin yılmaz savunucusu ve demokrasinin yılmayan mücadelecisi Behice Boran...

Behice Boran 28 sene önce 10 Ekim günü yaşama gözlerini yumdu. Türkiye devrimci hareketi bu güne kadar erkeklerin dünyasında gerek kapitalizme gerekse erkek egemenliğine karşı mücadele eden binlerce kadına tanıklık etti. Behice de bunlardan biriydi, Türkiye'nin ilk kadın Marksist kuramcısı, ilk kadın sosyologu ve ilk kadın parti genel başkanı olmasına rağmen, adı çok sık anılmayan sıra dışı bir kadın. Behice, siyasi partilerdeki genel başkanların sadece yüzde 4,1'inin kadın olduğu Türkiye'de 1970 senesinde sosyalist bir partinin genel başkanı olarak önemli bir ilke imza attı.

Sosyalist hareket
in önde gelen isimlerinden Behice Boran

Doğru bildiğinden şaşmayan ve her girdiği yoldan zaferle çıkan Behice, 1910 senesinde Bursa'da doğdu. Ortaokulu Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde tamamladı. Yükseköğrenimini ise Amerika'da tamamlayan Behice, ülkeye döndüğünde sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1939 senesinde Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Sosyoloji Bölümü'ne doçent olarak atandı. 1945’te komünist olduğu bilinen öğretim görevlileri üzerinde baskı arttı. Niyazi Berkes, Pertev Naili Boratav ile birlikte Bakanlık emrine alınan Behice artık ders veremeyecekti, kürsüsü kaldırıldı. Ancak Danıştay bu kararı bozdu ve görevlerine döndüler. 1948'de siyasi görüşleri nedeniyle de üniversiteden uzaklaştırıldı. 1950 senesinde ise, Türkiye'nin Kore savaşına asker göndermesine karşı çıkan Barışseverler Cemiyeti, Behice Boran'ın öncülüğünde toplandı. Daha sonra Türkiye İşçi Partisi (TİP) başkanlığı yapacak, sosyalist hareketin önde gelen isimlerinden Behice ve arkadaşları, Kore savaşına asker gönderilmesine karşı İstanbul'un çeşitli ilçelerinde bildiri dağıttı. Dağıttıkları bildiride 'dünya barışının korunmasına tamamen aykırı olan bu kararı şiddetle protesto ederiz' diyen Cemiyet, asker gönderme kararının barışçı bir hareket olmadığını söylediler ve bu bildiriden dolayı Behice 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.

'Sosyalizm mücadelesinin yılmaz savunucusu Behice Boran'

1965 seçimlerinde Urfa'dan milletvekili seçilen Behice, 1975'te de Türkiye İşçi Partisi (TİP) dördüncü büyük kurultayında genel başkan seçilerek Türkiye'nin ilk kadın parti genel başkanı oldu. Kurultayda alınan "Türkiye’nin doğusunda Kürt halkı yaşamaktadır" ve "Hakim sınıflar ile faşist iktidarların Kürtler üzerinde baskı, terör ve asimilasyon politikaları uyguladıkları; sırf Kürt oldukları için onları ekonomik olarak geri bıraktırdıkları" gibi kararlar, 12 Mart 1971 muhtırasının ardından cunta yönetimi tarafından TİP’in kapatılmasına ve Behice'nin de 15 yıl hapse mahkûm edilmesine gerekçe oldu. 1974'te ilan edilen genel aftan yararlanan Behice, serbest bırakıldı. Demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin yılmaz savunucusu olan Behice, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yurtdışına çıkarak, askeri cuntaya karşı mücadelesini Brüksel’de (Belçika) sürdürmeye devam etti. 10 Ekim 1987'de ise Brüksel'de yaşamını yitirdi. Savaş propagandasının yapıldığı bir dönemde kurulan cemiyete öncülük eden Behice, barışın anti emperyalist bir analizden geçmeden korunamayacağını yıllar öncesinden tespit etmiş, ve şu an günümüzde de ne denli haklı olduğunu gelinen nokta yeterince ispatlıyor.

'Bir uzun yürüyüşün en soluklu devrimcisi'

Gazeteci Yazar Soner Yalçın, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'ndaki duruşmada Behice Boran ile hakimin arasında geçen bir konuşmayı şu şekilde anlatıyor:
"Hakim sordu: Çıktınız mı?
- Çıktık.
- Ne yapacaktınız?
- Taksim’e doğru yürüyecektik.
- Peki neden çıktınız?
- 1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.
- Nereden çıktınız?
- Merter’den çıktık.
- Nereye gidecektiniz?
- Taksim’e.
- Merter neresi Taksim neresi, uzun yol, siz yaşlısınız, nasıl gideceksiniz?
- Dinlene dinlene..."

Bu konuşma üzerine Soner bir köşe yazısında, "Behice Boran, uzun yürüyüşün en soluklu devrimcilerinden oldu" diye belirtti. Behice'nin toplumsal gerçekliğin ne olduğu, toplumların nasıl değiştiğiyle çok ilgili olduğunu söyleyen Soner, "Kafasının ardında Türkiye’nin “muasır medeniyet” seviyesine nasıl ulaşacağı sorusu vardı. Bu nedenle, o yıllarda “toplumu değiştirme bilimi” olarak kabul edilen sosyolojiyi seçti" dedi.

'Fikirleri uğruna bedel ödemekten kaçmayan bir kadın'

Behice Boran'ın fikirlerini pratiğe, yani mücadeleye aktarmanın şart olduğuna inandığını söyleyen Gazeteci Yazar Burcu Ünalan Altaş onu şu sölerle anlatıyor: "Fikirleri uğruna bedel ödemekten kaçmayan ve siyasi hayatı boyunca hep tutarlı bir insandı Behice Boran. Sokaklarda Kore Savaşı’na karşı halkı bilgilendirmek için broşürler dağıtacak kadar militan ruhluydu. 8 Mart 1971’de yayımladığı bildiride egemen sınıflar lehine bir müdahalenin geleceğini öngörüyor ve bütün ilerici, yurtsever güçleri TİP’in başlattığı ‘Faşizme Hayır’ kampanyasına destek vermeye davet ediyordu. Sol bir darbenin gerçekleşeceğini uman birçok sol örgüt ve partinin gerçekçi bulmadığı ve desteklemediği bu kampanya dışında Behice, 1971 Muhtırası’ndan sonra, 21 Nisan 1971’de Nihat Erim’e muhtıra gönderecek kadar cesurdu.


'Kendi ayakları üzerinde duran, güçlü bir kadın'
Meclis’teki görevlerinin yanında patriyarkanın kadına yüklediği anne/eş/ev kadını rolünü de başarıyla yerine getiren Behice Boran, ‘bir koltuğa iki karpuzdan fazlasını sığdırmıştır’ Ancak Behice, Meclis’teki diğer kadın milletvekillerinin aksine, bir baba ya da eş vasıtasıyla değil, bilgi birikimi ve deneyimleriyle meclise girmiştir. Dolayısıyla kendi ayakları üzerinde duran, güçlü bir kadın. Bunların yanı sıra Burcu, Behice'nin Medeni Hukukun kadınlara tanımadığı bir hakkı kullanmakta direndiğini söyleterek, bekarlık soyadını kullandı yıllarca. Ayrıca bilgi birikimi ve nitelikleriyle de 'olağandışı bir kadın'dı. Fransızca, İngilizce ve Almanca biliyor olmasından dolayı TİP'in dış ilişkiler sorumlusu oldu.

'Siyasetin tüm zorluklarına direnmiş “devrimci” bir kadın'

Ancak Fatmagül Berktay’ın da katıldığı gibi bilim insanı olarak kadının sömürüsünün farkında olan Behice'nin, siyasette ‘kadın kimliğini gizleyen, arka plana atan biri’ olması dolayısıyla feminist bir karakteri olduğundan söz edemeyiz. Bu şekilde sorunun işçi, emekçi sınıfının mücadelesine eklemlenerek çözüleceğine inanan ve siyasetin tüm zorluklarına direnmiş devrimci bir kadın olduğu unutulmamalıdır.”

(zd/fk)