KJA: 9 Ekim komplosu vicdanlarda mahkum edilmiştir
10:19
JINHA
AMED - PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'de çıkmasıyla başlayan uluslararası komplonun yıldönümünde yazılı bir açıklama yapan Kongreya Jinen Azad (KJA), "Nasıl ki; 1998'de Sayın Öcalan şahsında geçekleştirilen uluslar arası komplo ve halkların birbirini boğazladığı bir kaos planı boşa çıkartıldıysa bugün de ulus devletlerin ve küresel sermayenin bölgesel çıkarları eksenli yapılan tüm hesaplar, kadınların öncülüğünde gelişecek demokratik sistem inşasıyla boşa çıkartılabilecektir. 9 Ekim Kürt halkının hafızasındaki yerini her zaman kara bir gün olarak koruyacaktır. Bu komplo hakların vicdanında mahkum edilmiş ve sonuçları boşa çıkarılmıştır" dedi.
KJA Koordinasyonu, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Suriye'de çıkmasıyla başlayan uluslararası komplonun yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. 9 Ekim komplosunun halkların ortak iradesi ile boşa çıkarıldığına dikkat çekilen açıklamada şunlara yer verildi: "9 Ekim 1998, Kürt Halkı açısından büyük bedeller ödeyerek verdiği eşitlik ve özgürlük mücadelesine karşı hegamonik güçlerin bir araya gelerek Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilmek üzere Suriye'den çıkarılmasıyla başlayan uluslararası komplonun başladığı tarihtir. Bu komplo ile Kürt Halkı 21. yüzyıla girerken, önderliksiz ve tabi ki kimliksiz ve statüsüz bırakılmak istenmiştir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde uluslar arası güçlerin onayı ile çizilen suni sınırlar Kürdistan Coğrafyası'nı dörde ayırmış; Kürt Halkı, Arap, Fars ve Türk Ulus Devletleri'nin inkar, imha ve asimilasyon eksenli geliştirdiği soykırımcı politikalara maruz kalmıştır.
Tekçi yaşama isyan
Türkiye'de yaşayan Kürtler açısından gerek Osmanlı Dönemi'nde merkezileşme eğilimlerinin baş göstermesi gerekse de cumhuriyetin kuruluşunun ardından hazırlanan 1924 Anayasası ile kabul edilen teklik politikası, sürekli bir isyan gerekçesi olmuş, Ortadoğu ve Mezopotamya'nın kadim halklarından olan Kürtler; kimliklerini, kültürlerini, dillerini ve inançlarını koruyabilmek için sürekli mücadele etmişlerdir. Verilen bu var olma mücadelesi doğaldır ki, mücadele önderliklerini de açığa çıkartmıştır. Kürt Sorunu'nun demokratik ve barışçıl çözümünü savunan ve bu noktada Demokratik Özerkliği, bir birlikte yaşam projesi olarak kabul eden Kürtler açısından Sayın Öcalan'ın halk önderliği ve siyasi liderliği tartışmasızdır.
Erkek eğemenliğen karşı duruş çağrısı yapmıştı
Sayın Öcalan, İmralı Cezaevi'nde tutulduğu Onatlı yılı aşkın süre içerisinde, şahsında gerçekleştirilen uluslar arası komployu tüm yönleri ile el almıştır. 1998'de Suriye'den ayrılışının, uluslar arası güçlerin Suriye'ye müdahalesini engellemediğini ancak geciktirebildiğini değerlendirmiştir. Bugün Suriye Coğrafyası'nda yaşananlar, uluslar arası güçlerin konumlanışı, bölge devletlerinin sessizliği açık bir şekilde ortaya koymuştur ki; Sayın Öcalan Suriye'den ayrılmasıyla başlayan ve Türkiye'ye teslimi ile tamamlanan süreçte, halkları birbirine kırdıracak bir savaş planını boşa çıkartmıştır. Kapitalist Modernite'nin erkek egemen, tekçi, ulus devlet sistemine karşı, farklılıkların bir arada eşit ve özgür bir temelde, anayasal güvence altında yaşayabileceğine savunmalarında yer vererek; halkların, kültürlerin, dinlerin ve inançların kolektif birlikteliği ile gerçekleşecek Demokratik Ulus'u bir seçenek olarak ortaya koymuş, Türkiye ve Ortadoğu Halkalarını ve özelikle de kadınları bu çözüm ve barış projesinin inşasında görev almaya, emek harcamaya çağırmıştır.
'Özyönetim ile yeni bir yaşam modeline'
Rojava Halkları Suriye kaosunda, ne rejimin ne de muhalefet güçlerinin yanında yer almayarak üçüncü bir yol olarak demokratik yönetim seçeneğinde buluşmuş, eşit ve özgür bir yaşamdan yana tutum alarak uluslararası komployu boşa çıkartmıştır. Bu yönüyle Rojava'da gerçekleşen Halk Devrimi, tüm ezilen dünya halkalarına ve özellikle de kadınlara umut olmuş ve güç vermiştir. Yine, 7 Haziran Seçimleri'nde Türkiye Halkları'nın HDP çatısı altında bir araya gelerek ortaya koyduğu eşit ve özgür bir temelde birlikte yaşam iradesi her ne kadar statükocu güçler tarafından boğulmak istense de biz kadınlar açısından mücadeleyi büyütme gerekçesi olmuştur. Açık ve nettir ki; bugün öz yönetimlerin açığa çıkması ile ortaya konulan özgürlük iradesine yönelik saldırılarla, uluslar arası komplo devam ettirilmek istenmektedir. Siyasi bir talep olan özyönetim talebi kriminalize edilerek marjinal kılınmaya çalışılmaktadır. Oysaki, devleti demokrasiye duyarlı hale getirebilmenin araçlarından bir olarak kabul edilmeli devlet artı demokrasi seçeneğine şans verilmelidir. Halkın demokratik temelde örgütlenmesi bir tehdit olarak algılanmak yerine güç alınmalıdır. Eşitlik ve özgürlük fikrinin kabul edilmesinin değil reddedilmesinin halklar üzerinde yarattığı ve yaratacağı etki doğru bir temelde değerlendirilmeli ve sonuçlar çıkarılmalıdır.
'Vicdanlarda boşa çıktı'
KJA olarak Demokratik Ulus'un inşasını, ilkesel olarak bağlı olduğumuz, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma ile militarizme, milliyetçiliğe ve cinsiyetçiliğe karşı verdiğimiz mücadelemizin en önemli amaçlarından biri olarak kabul etmekteyiz. Nasıl ki; 1998'de Sayın Öcalan şahsında geçekleştirilen uluslar arası komplo ve halkların birbirini boğazladığı bir kaos planı boşa çıkartıldıysa bugün de ulus devletlerin ve küresel sermayenin bölgesel çıkarları eksenli yapılan tüm hesaplar, kadınların öncülüğünde gelişecek demokratik sistem inşasıyla boşa çıkartılabilecektir. 9 Ekim Kürt Halkı'nın hafızasındaki yerini her zaman kara bir gün olarak koruyacaktır. Bu komplo hakların vicdanında mahkum edilmiş ve sonuçları boşa çıkarılmıştır. Lanetliyor ve kınıyoruz."
(fk)

