Bu sektörde kadınlara mobbing uygulanıyor! YENİLENDİ

10:10

Eylem Daş/ JINHA


İSTANBUL- İş ortamlarında erkek egemen zihniyetin hakim olduğuna dikkat çeken Media Partner İletişim Danışmanlığı'nın Sahibi Mehtap Doğan, “Eğer belirli bir bilince sahipseniz, partiyarkal sisteme karşıysanız, kadın olmanın sadece giyim kuşamla tariflenemeyeceğine inanıyorsanız bu duruma maruz kaldığınızda mutsuz oluyorsunuz. Karşı durduğunuz şeyleri üreten, besleyen yerleri temsil etmek istemiyorsunuz. Bu da nitelikli insanların sektörden uzaklaşmasına neden oluyor" dedi.


Kapitalist sistem, bu tarz ortamlarda kendi kültürünü ve algılarını oluşturur. Bu kültüre hizmet eden kadınlar da bundan nasibini alır. Sistem, kadının bilgisine ve yaratıcılığına değer vermez. Onun için önemli olan kadının güzel olmasıdır ve kadının güzelliği referans alınır. Ondan sadece güzelliğini ön planda tutması, toplantılarda ya da önemli iş görüşmelerinde arz- ı endam etmesi beklenir. İnsan ilişkileri yozlaşır, konuşulan konular değişir ve kadınlar ayakkabı biriktirmekten öteye geçemezler. Artık kadın, sadece bir meta olduğunun farkında bile olmadan bilinç çarpılmasından ötürü bu durumdan rahatsız olmayan, tam da kapitalizmin istediği gibi, yaşamı elbise, ayakkabı ve modadan ibaret olan bir duruma gelir. Eğer buna karşı çıkarsa da mobbing uygulanır, kendiliğinden işten çıkması sağlanır. Bu durumları yaşayan, kimi zaman yorulan, kimi zaman bir bankta oturup saatlerce ağlayan ama inadına pes etmeyen bir kadınla, Media Partner İletişim Danışmanlığı'nın Sahibi Mehtap Doğan'la iş hayatında kadın mücadelesini konuştuk.


Sadece güzel kadın ve yakışıklı erkek olmak yeterli mi?


Mesleki yaşamına ilişkin deneyimlerini bizimle paylaşan Mehtap, medya danışmalığına başlamadan önce uzun yıllar gazetecilik yaptığını belirterek gazetecilik ahlakını bilmesinin ona bu sektörde çok şey kattığını dile getirdi. PR yapmayı sevdiğini ancak işin yapılış tarzını ve çalışma ortamının yarattığı kültürü sevmediğini ifade eden Mehtap, “Bu sektörde, çalışanların belirli bir bilincin altında olduğu, sadece çok güzel kadınların ve yakışıklı erkeklerin iş yapabileceği gibi yanlış bir algı hakim. Ben bu işi iyi yapmanın ön koşulunun bu olduğuna inanmıyorum"  dedi.  


Patriyarkal sisteme karşıysanız mutsuz oluyorsunuz’


İş ortamlarında erkek egemen zihniyetin hakim olduğuna dikkat çeken Mehtap, kadınların bu zihniyetin dayattığı politikalara  maruz kaldığını belirterek “Kadınsanız işe erkeklere göre daha dezavantajlı bir yerden başlıyorsunuz” şeklinde konuştu. Ajansın herhangi bir dayatması olmasa bile zaman zaman müşterilerin dayatmalarına maruz kaldıklarına işaret eden Mehtap, "Aynı ajanstan kadınlar müşteriyle görüşmeye gittiğinde, kadınlardan biri daha üst pozisyonda olsa bile, hangisi daha gösterişliyse müşteri onu ciddiye alabiliyor. Ya da bir erkekle gittiğinizde işin sorumlusu siz olsanız bile, size değil ona bakarak konuşabiliyorlar. Eğer belirli bir bilince sahipseniz, partiyarkal sisteme karşıysanız, kadın olmanın sadece giyim kuşamla tariflenemeyeceğine inanıyorsanız bu duruma maruz kaldığınızda mutsuz oluyorsunuz. Karşı durduğunuz şeyleri üreten, besleyen yerleri temsil etmek istemiyorsunuz. Bu da nitelikli insanların sektörden uzaklaşmasına neden oluyor" dedi.


‘Elindeki dövme, burnundaki hızma işten çıkarılma sebebi olmamalı’


Bu sistemin içinde kendine yer bulamadığı için iki yıl önce Media Partner'i kuran Mehtap, “Bu işin illa sistemin dayattığı koşullarda yapılması gerekmiyor. Biz kültür sanat alanında branşlaşmayı tercih ettik. Bizim gibi şekilcilikten uzak, hayallerinin peşinde koşan, parayı amaç değil araç olarak gören insanların da PR'a ihtiyacı var. Onlar da dertlerini doğru anlayacak, alışılmışın dışında çözümler sunacak alternatif ajanslar arıyorlar. Benim bu kafayla iş yapmakta zorlanacağımı düşünenler oldu. Ancak hiç sıkıntı yaşamadım ve bugüne kadar çok değerli isimlerle çalıştım" diye konuştu. Ajanstaki çalışma ortamına da değinen Mehtap, çalışma arkadaşlarının kılık kıyafetlerine müdahale etmediklerinin altını çizerek herkesin kendi tarzını çalışmasına yansıttığını, kimsenin elindeki dövme ya da burnundaki hızma yüzünden işten çıkarılamayacağını kaydetti.


‘Topuklu ayakkabımıza değil fikirlerimize geliyorlar’


Çeşitli iş kollarında kadınların "vitrin" olarak görülmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Mehtap, bu algının yine kadınlar tarafından kırılabileceğine dikkat çekti: Mehtap, "Topuklu ayakkabım yok ama kırmızı ayakkabılarım var. Kendimi rahat hissetmediğim kıyafetler giydiğimde özgüvenimi yitiriyorum, kendim gibi olamıyorum, elimi kolumu nereye koyacağımı, nasıl oturacağımı bilemiyorum. Yapımıza uygun bir müşteri kitlesiyle çalıştığımız için bunun sıkıntısını çekmiyorum. Bizi topuklu ayakkabılarımız için değil fikirlerimiz yüzünden tercih ediyorlar. Biz de bunu başarabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.”


‘Kadınlar yaşadığı sömürünün farkında bile değil’


Bazı kadınların çalışma ortamlarında bu tarz politikalarla karşı karşıya kaldığının farkında bile olmadığına da değinen Mehtap şu örneği verdi:


 “Bir müşterimize 8 Mart ile ilgili bir çalışma yapıyorduk, bir kadın arkadaşımın kadınların çalışma hayatında yaşadıkları zorluklarla ilgili yazı yazması gerekiyordu. Ancak, arkadaşım yazamadığını söyledi. Kendi iş yaşamında karşılaştığın zorluklardan yola çık dediğimde bana hiçbir zorluk yaşamadığını söyledi. Halbuki hamile kaldığında işe yeterince vakit ayıramayacağı gerekçesiyle atılma riski var, kıyafetine müdahale söz konusu, kimi zor işler kadınların beceremeyeceği düşünülerek erkeklere veriliyor, patron ya da yöneticiler tarafından erkeklere göre daha rahat azarlanabiliyoruz.”


Bu sektörde mobbing var!


Mehtap, bu gibi sektörlerde mobbing uygulamalarının çok fazla yaşandığına dikkat çekerek özellikle kılık kıyafeti yüzünden defalarca mobbinge uğradığını kaydetti. “O dünyaya ait olmadığım için defalarca küçümseyici sözler duydum” diyen Mehtap, çevresindeki bir çok kadının da farklı sebeplerle çok sık mobbinge uğradığına işaret etti. Mehtap, açıklamalarını şu cümlelerle noktaladı: "Hitap ettiğimiz kesim de bizim gibi düşünen, sistemle sorunu olan ve bu sorununu müzik, tiyatro, sinema, kitap gibi sanatın bir dalıyla ifade eden kesimler. Bu kesimler ile iş yaptığımızda birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Birbirimizin dilinden anladığımız için de çalışmak dert olmaktan çıkıp keyfe dönüşüyor."


(ed/mg)