‘Kooperatifleşme kadın emeğini açığa çıkarıyor’

08:49

 


Sarya Gözüoğlu – Gülşen Koçuk / JINHA


URFA – Urfa’da feodal zihniyete rağmen 10 yıl önce biraraya gelen 6 kadın tüm zorlukları aşarak, Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği’ni kurdu. 4 yıl  öncede kooperatif kuran kadınların çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği Mihrican Gökkan,  “Yaşam boyunca kadının emeği hiçbir şekilde görülmedi. Evdeki emek hiçbir şekilde hissedilmedi. Kooperatifleşmeyle birlikte kadının emeğinin ortaya çıkarılması göz önünde bulunduruldu. Kadının mücadelesi emeğinin de görülmesi demektir” dedi.


Urfa’da 2004 yılında birbirlerini tanıyan 6 kadın “Birlikte bir şeyler yapmalıyız” diyerek yola koyuldu. Bunun üzerine Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği açan kadınlar, 4 yıldır çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 6 kadınlar çalışmalarına başladıklarını dile getiren Mihrican Gökkan, derneğin kadınların buluşma ve örgütlenme yeri olduğunu söyledi. 6 kadınla başlayan yolculuklarının şimdi 100’e ulaştığına vurgu yapan Mihrican, “Urfa'daki kadın örgütleri deyince, akla ilk gelenlerden biri Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği oluyor. Üstelik biz dört yıl önce bir de kooperatif kurduk” sözlerini ifade etti.  Mihrican, yaşam boyunca kadın emeğinin hiçbir şekilde görülmediğini ve kadının merdiven altı çalışmasıyla bilindiğini dile getirerek, “Evdeki emek hiçbir şekilde hissedilmedi. Buradaki çalışmalarda kadının emeğinin ortaya çıkarılması göz önünde bulunduruldu. Kadının mücadelesi emeğinin de görülmesi demektir” şeklinde konuştu.


‘Kadınların ekonomisini güçlendirdik’


Kendi alanlarında dernek vasıtasıyla kooperatifleşmeye gittiklerini ifade eden Mihrican, “Kadınlar olarak neleri başarabileceğimizi gördük. Üretebileceğimiz ürünlerin patentini ve makinelerini aldık. Bu sebeple kadın arkadaşların ekonomilerini güçlendirdik” sözlerini dile getirdi. Mihrican, ekonomisi güçlenen kadının özgüvenlerinin de geliştiğini belirtti. Feodalizmin ağır bastığı Urfa’da kadınların dernekle beraber kooperatifleştiklerini ifade eden Mihrican, derneklerinin 10 yıldır hizmet verdiğini kooperatiflerinin ise dördüncü yılına girdiğini söyleyerek, “Dört yıl öncesine kadar derneği güçlendirdik ve daha sonra kooperatife yöneldik” ifadesinde bulundu. Kendi aralarında alt üst ilişkisi içinde olmadıklarını dile getiren Mihrican, “Bu sene artık tamamen verimimizi aldık. Çünkü gerekli tüm materyallerimizi aldık patentleri aldık. Bu süreçte artık diyebiliriz ki biz üreticiyiz ve kadın olarak güçlü bir şekilde üretebiliriz” dedi.


‘Kadınlar şiddete hayır dedikleri için yanımızda bulunuyor’


Yaşam Evi Kadın Dayanışma Merkezi Kadın Kooperatifi’nde çalışan Hülya Gökoğlu ise kendilerine başvuran kadınlara, kadının ezilmeyeceğini kendi ayakları üzerinde durabileceğini bir anne olarak çocuklarına sahip çıkabileceğini anlattıklarını dile getirerek, “Şiddete hayır diyen kadınlardan biri olarak gelen arkadaşlarımız da şiddete hayır dedikleri için yanımızda bulunuyor” şeklinde konuştu. Kadınlar şiddeti kabul etselerdi evde otururdu diyen Hülya, “Yıllarca ‘kadın istemezse erkek dövmez’ sözleriyle sömürüldük. Ben artık kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum, derneğe gelen kadınlarda durabilecekleri için geliyorlar. Bunu artık kadınlar hissedebiliyor” şeklinde konuştu. Hülya, şiddetin olduğu yerde bulunmayacaklarını ve artık şiddet mağduru olmayacaklarını ifade etti.


‘Şuan biliyoruz ki sözlü şiddet diye bir şey var’


Derneğe gelen kadınların fiziksel, psikolojik, sözlü, ekonomik her türlü şiddet şikâyetiyle geldiklerini ifade eden Hülya, kadınların en çok sözlü şiddet şikâyetiyle geldiklerini ve çoğu zaman bunun farkında olmadıklarına dikkat çekti. Algımızda şiddetin fiziksel şiddetle kısıtlı kaldığı için sözlü şiddetin farkına varılmadığına dikkat çeken Hülya, “Şuan biliyoruz artık sözlü şiddet var ve ‘seni istemiyorum’ demesi bir sözlü şiddettir. ‘Seni bırakmıyorum’ demesi bir şiddettir şimdi bunu farkına vardık” ifadelerinde bulundu. Kadına şiddet uygulayan erkeğin eril bir zihniyetin sonucu olarak, güç ve ekonomiyi elinde tutabilmek amacıyla şiddet uyguladığını dile getiren Hülya, “Eğer ekonomisi de yoksa şiddet kullanarak kadını yanında tutmaya çalışıyor. Geleneksel yaşadığımız için babadan korktuk, abiden korktuk, eşten korktuk ve son olarak ta erkek evlattan korktuk. Bunu dördünü bir arada bize yaşattılar” diye kaydetti.


(gk-sg/mg)