Hastane önünde sabahlayan yakınlar: Belli ki bu hükümet terörist

11:03

JINHA

ANKARA - Hastane ve adli tıp kurumu önünde sabaha kadar bekleyen yaralı ve yaşamını yitirenlerin aileler: “Bize terörist diyorlar, kimdir terörist? Terörist parçalanmış bu bedenler mi, benim paramparça olmuş pantolonum mu, yoksa her biri kim bilir hangi hastanenin morgunda olan cansız bedenler mi? Yıllardır tek bir terörist tanıyoruz, o da bombalaması yetmezmiş gibi, bir de gaz fişekleriyle saldıran bu hükümettir. Bizim parçalanmış bedenimizden dahi korkuyorlar. Belli ki bu hükümet terörist, o halde gelin hep birlikte bu teröristlerin bizi yönetmesine engel olalım. “

Ankara’da düzenlenmesi planlanan Emek Barış ve Demokrasi Mitingi için bir araya gelen binlere yönelik gerçekleşen bombalı saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısı 121’e ulaşırken, 516 yaralının tedavisi ise sürüyor. Saldırının hemen ardından hastanelere akın eden yaralı yakınları hastane binası önünde sabahladı. Hastane bahçelerinde oluşturulan komünlerle ihtiyaçları karşılanan yaralıların en büyük tepkisi ise hastane yönetimi tarafından aileleri ile görüştürülmesi. Tüm engellemelere rağmen hastanelere akın eden TTB’li doktorlar aracılığıyla yakınlarının durumundan haberdar olabilen aileler tepkilerini gece boyu attıkları, “Katil Erdoğan” sloganıyla dile getirdi.

‘Gece boyu hastaneleri gezdik’

Adana, Tarsus ve Mersin olmak üzere 50 otobüsle Ankara’ya geldiklerini söyleyen HDP Tarsus İlçe Eş Başkanı Suzan Kılıç, saldırının gerçekleştirildiği yerde Adana ekibinin yoğunlukta olduğunu söyledi. Tüm hastanelerde çok sayıda yaralının bulunduğunu söyleyen Suzan, her bir yakının farklı hastanede olması nedeniyle gece boyu hastaneleri gezdiğini söyledi. Yaralılara ilişkin net bir bilgi alamadıkları için tüm ailelerin tedirgin olduğunu kaydeden Suzan, bu yüzden hiç kimsenin hastaneleri terk etmediğini ifade etti.

‘Kafasını kaldıran vuruluyor’

“Abdullah Öcalan’a dönük gerçekleştirilen siyasi komplonun yıl dönümünde, daha gür bir şekilde barışı haykırmak için buradaydık” diyen Suzan, yıllardır saldırılara maruz kalmış halkın barış taleplerine dahi düşmanca bakıldığını ifade etti. Suzan, “Bu ülkenin tarihinden bu yana insanlar hep ezildi, ezilmeye devam ediyor. Artık giderek sesler daha da bastırılmaya çalışıyor. Aydınlar, yazarlar ve sanatçılar artık konuşamaz hale geldi. Başını kaldıran vuruluyor, ama bu böyle gitmeyecek, gidemez… Ya topyekun bir direnişle tüm bunlara cevap olacağız, ya da sonsuza dek bunları yaşamaya devam edeceğiz” diyerek, tüm olanlara karşı örgütlü mücadelenin şart olduğunun altını çizdi.

‘Benim parçalanmış bedenimden dahi korkuyorlar’

Ailesi ile birlikte “barış” demek için alana ilk girenlerden olduğunu söyleyen Abdulhakim Aktaş ise bacağından yaralı. Üstü başı parçalanan ve gömleği kanlar içinde olan Abdulhakim, yaralı haline rağmen hastaneleri dolaşarak yakınlarını bulmaya çalıştığını söyledi. Yakınlarına ilişkin net bir bilgiye ulaşamayan Abdulhakim, “Bunları yapanların kim olduğunu biliyoruz, Ankara’dayız burası hükümetin en güçlü olduğu kent. Buna rağmen bu patlama oluyorsa, o zaman bizlerin de katilin kim olduğunu anlamamız gerekiyor. Bize terörist diyorlar, kimdir terörist? Terörist parçalanmış bu bedenler mi, benim paramparça olmuş pantolonum mu, yoksa her biri kim bilir hangi hastanenin morgunda olan cansız bedenler mi? Ben yıllardır tek bir terörist tanıyorum, o da bombalaması yetmezmiş gibi, bir de gaz fişekleriyle saldıran bu hükümettir. Benim parçalanmış bedenimden dahi korkuyorlar” diye tepkisini dile getirdi.

Abdulhakim son olarak şöyle konuştu: “Gördüğünüz gibi gecenin kaçı olmuş hala buradayız. Bun ca acımıza rağmen hastane önünde parçalanmış cesetlerimizi teşhis etmek ve onlara son bir kez daha sarılmak adına bekleyişimizi sürdürüyoruz. Buradan gerçekleri yansıtan gazetecilere, vicdan sahibi savcılara sesleniyorum; belli ki bu hükümet terörist, o halde gelin hep birlikte bu teröristlerin bizi yönetmesine engel olalım.”

(ekip/zd/fk)