Sevda Alankuş: Ana akım medya savaş gazeteciliği yapıyor
09:04
Handan Tufan / JINHA
İZMİR - Prof. Dr. Sevda Alankuş, Türkiye'de ana akım medyanın dününü bugününü değerlendirerek, "Ana akım medyanın yapmakta olduğu gazetecilik bizzat savaş gazeteciliğidir. Ana akım medyanın bütünüyle siyasal iktidarın denetimi altına girmiş olması, ya da sansüre, baskıya, tehdide ve şiddete maruz kalıyor olması, zaten savaşçılığıyla bilinen Türkiye medyasını her zamankinden daha da fütursuzca savaş gazeteciliği yapar duruma getirmiştir" dedi.
Türkiye'de ana akım medya savaş politikalarını destekler haberler yapmaya devam ederken, nefret söylemiyle de halkları kutuplaştırıyor. Prof. Dr. Sevda Alankuş, Türkiye'de ana akım medyanın dününü bugününü değerlendirerek, Türkiye'deki nefret söyleminin nedenlerini anlattı. Gazetecilerin dünyanın her yerinde, savaşın karşısında ve barışın yanında olmaları gerektiğini belirten Sevda, "En azından çatışmayı savaşı körükleyecek yayın yapmamalıdırlar. Bu aslında gazetecinin kamusal sorumluluğudur. Barış insanların güven ve sosyal, ekolojik çevreleriyle uyum içinde yaşayabilmeleri için elzem, normatif bir gereksinimdir. Bu nedenle de barış gazeteciliği şarttır ve bu nedenle de barış gazeteciliği normatif bir hedeftir" diye konuştu.
'Objektiflik adına haberciliğe savaşçı bir söylem kazandırıyor'
Barış gazeteciliğinin yapılırken gazetecilikten çok aktivistliğe dönüşmesinden çekinenlere dönük konuşan Sevda, "Burada ihmal edilen ise aslında kesinlik, objektiflik adına yapılanların bizzat haberciliğe savaşçı bir söylem kazandırıyor olmasıdır. Yani özetle ana akım medyanın yapmakta olduğu gazetecilik bizzat savaş gazeteciliğidir. Ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu özel politik ikliminde ana akım medyanın bütünüyle siyasal iktidarın denetimi altına girmiş olması, ya da sansüre, baskıya, tehdide ve şiddete maruz kalıyor olması, zaten savaşçılığıyla bilinen Türkiye medyasını her zamankinden daha da fütursuzca savaş gazeteciliği yapar duruma getirmiştir" diye kaydetti.
'Habercilikte beyaz, Sünni Türk erkek egemen dili hakim'
Günümüz haberciliğinin ilkeleri ve kodlarının 19'uncu yüzyıl sonları ile 20'nci yüzyıl başlarında oluştuğuna işaret eden Sevda, "Haber değeri, haber kaynakları vb. bütün temel tanımlar, günümüzde medya sahiplik yapısının niteliği ve siyasal iktidarların apaçık müdahaleleri ile birleşince gazetecinin haber yaparkenki, tercihlerini statükodan yana kılmaktadır. Ancak bunların hepsi bir yana, Türkiye'den örnekleyelim, habercilik pratikleri içinde beyaz, Sünni Türk erkek egemen dili ve onun lehine ayrımcılık çoğu zaman bilinçli ya da adı konulmuş bir tercihe gerek kalmadan yeniden üretilmektedir. Çünkü, haber odasına gelinceye kadar evde, mahallede, okulda, askerlik sırasında çoktan içselleştirilmiştir" şeklinde konuştu.
Bu dille hesaplaşılmadığı sürece, ona ilişkin nefret söyleminin de yeniden üretileceğine dikkat çeken Sevda, "Yani nefret söyleminin kökeninde hesaplaşılmamış, yüzleşilmemiş beyaz Türk, Sünni ve erkek ırkçılığın tarihimiz ve onun içinde yoğrulan kültürümüz yatmaktadır. Buna içinde bulunduğumuz dönemde siyasal iktidarın birinci aktör niteliğiyle toplumu bütün fay hatlarından yararak, kutuplaştıran politikaları ile medya üzerindeki kontrolü eklenince nefret söylemi de kendisi için bulabileceği en mümbit toprağı bulmuştur. Böylelikle hesabı verilmemiş tam tersine ödüllendirilmiş binlerce yıllık Ermeni, Kürt, Alevi düşmanlığı, aslında hepsinin de öncesinde kadın düşmanlığı ile bunu kuran nefret söylemi çığırından çıkmıştır ve ne yazık ki bunda ana akım medya kadar sosyal medyanın da önemli bir rolü bulunmaktadır" diye kaydetti.
'Ana akım resmi ideoloji ile arasına hiç bir zaman mesafe koymadı'
Yazılı basının ortaya çıkması ile ulus devletin ortaya çıkması arasında paralellik var olduğunu dile getiren Sevda, gazetelerin hakim ulusun dilinin standartlaştırılması, diğer dillerin ise bastırılmasının aracı haline gelmiş olduğunu söyledi. Türkiye de ise, haber medyasının çok güçlü bir gelenek yaratamamış olan sol ve muhalif medyayı sayılmazsa resmi ideoloji ile arasında hiç bir zaman mesafe koyamamış olduğuna dikkat çeken Sevda, "Bütün gazetelerin kırmızı başlıkla çıkmaları, Hürriyet gazetesinin logosunun altında 'Türkiye Türklerindir' yazmaya devam ediyor olması bunun en basit göstergeleridir. İçeriğe baktığınızda ise çok daha vahim bir durum karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden de Türk ana akım medyası için, ordu, devlet ve halk, yurttaş arasında hiç bir mesafe yoktur. 'Ermeniler kalleştir, Kürtler haindir', bir Suriye uçağı düşürüldüğünde, güvenlik güçleri tarafından bir gerilla öldürüldüğünde yine Türk, Sünni, erkek egemen özneyi anlatan 'biz'in dili ile konuşan ana akım medya, 'vurduk', 'hadlerini bildirdik' diyerek yerini işaretlemektedir" diye kaydetti.
Sevda, dinsel bir kökeni ve anlamı olan 'şehit' sözcüğünün asker ve güvenlik güçleri için medya tarafından sorgulanmadan kullanılmasını eleştirerek, "Bu kelimenin kullanılması ve yeniden üretilmesi medya ile ideolojiyi kuran milliyetçilik arasındaki mesafesizliğin bizzat kanıtıdır" dedi.
'Artık herkes haberci'
Ana akım medyanın Türkiye'de hiç bir zaman siyasal iktidar merkezleri ile arasına mesafe koymadığını hatırlatan Sevda, "İletişim özgürlüğü açısından yasalar itibariyle göreli olarak daha iyi konumda olmamız da bir şeyi değiştirmiyor. Düşünce özgürlüğü açısından durumumuz belli. Ancak habercilik açısından 90'larla günümüz arasında önemli bir fark var. 1990'larda devletin, istihbarat güçlerinin, güvenlik güçlerinin şiddetinin üstü bunlarla işbirliği içinde olmasında hiç bir sorun görmeyen ana akım medya ile elbirliği içinde kapatılırken, artık bu mümkün olamıyor. Çünkü teknoloji hepimizi haberci yaptı. Ana akım medya ne kadar üç maymunu oynarsa oynasın ya da dezenformasyon, yalan haber yaparsa yapsın, sosyal medya, yurttaş gazeteciliği, muhalif ve alternatif medya aracılığıyla söylenmeyen, gösterilmeyen söyleniyor, gösteriliyor. Türkiye'deki politik yarılmanın farklı uçlarında duranlar bilgiye erişimin bu kadar kolay ve hızlı olduğu zamanlarda, adeta inatla birbirlerinin söylediklerini, gösterdiklerini işitmeden, görmeden yaşamaya devam ediyorlar" diye kaydetti.
(dk

