Diyarbakır’da ‘Tan’dan Özgür Ülkeye’ paneli düzenlendi

18:46

JINHA


AMED - Özgür Gazeteciler Derneği tarafındanTan’dan Özgür Ülkeye Türkiye’de Basın Özgürlüğü’ konulu panel düzenlendi.


Özgür Gazeteciler Derneği Cigerxwin Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda “Tan’dan Özgür Ülkeye Türkiye’de Basın Özgürlüğü” konulu panel düzenledi. Moderatörlüğünü Özgür Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hayrettin Çelik’in yaptığı panele Gazeteci Yazar Varlık Özmenek, Gazeteci Yazar Veysi Sarısözen, Gazeteci Yazar Ragıp Duran ve Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin konuşmacı olarak katıldı. İlk olarak konuşan Hayrettin Çelik,  4 Aralık 1945 tarihinde Tan Gazetesi’nin basılıp yağmalandığını ve bunu yapanların çoğunun Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlık yapan kişiler olduğunu dile getirerek, “Aralarında Süleyman Demirel’de vardı. 3 Aralık tarihinde Özgür Gündem bombalandı bir arkadaşımız şehit düştü. Gazetenin bombalanmasından 3 gün önce Milli Güvenlik Kurulu toplanıp gazetenin bertaraf edilmesi kararını çıkarıldı” ifadelerinde bulundu.


‘Gazete binasını bombalayanlar yargılanmadı’


3 Aralık günü gazete binası yağmalanıp bombalandığını ve bunu yapanların yargılanmadığını ifade eden Hayrettin, “Ardından bazı gazeteler manşette ‘kendi kendilerini bombaladılar’ safsatasıyla çıktılar. 10 Aralık 1993’te tekrar gazete basımı yapıldı. Tüm çalışanlar tutuklandı. 1994’te ‘Bu ateş sizi yakar’ başlığıyla tekrar çıktı” dedi. Yeni Politika Gazetesi’nin basıldığı dönemde haberlerin sansürlendiğine işaret eden Hayrettin, “Bu sansüre karşı haberleri spotlarda vermeye başladık hemen ardından onlara da sansür geldi. Azadiya Welat yazı işleri müdürlerine cezalar gelmeye başladı. Eski dönemde sadece bir haberden yargılanırken şuan tüm haberler yargılanma durumuna gelmiştir” dedi.


‘Engellenen dilde haber yapmak korkunç bir durumdur’


Gazeteci Yazar Ragıp Duran, Yüksekova yaşanan katliamda yaşamını yitiren Mehmet Reşit İşbilir ile Veysel İşbilir’i anarak,  “Engellenen dilde haber yapmak korkunç bir durum, sürekli yasaklarla burun buruna yaşamak zorunda kalıyorsun” dedi. Özgür Gündem ilk çıktığında büyük beklenti yarattığını ifade eden Ragıp, beklentileri tamamen yerine getiremedik belki ama güçlü çıkışlar yakaladık. İstanbul’da ilk Türkçe olan Kürt gazetesini çıkardık” dedi. Çoğu kez siyaset ve gazeteciliğin birbirine karıştırıldığına dikkat çeken Ragıp, “Zihniyetleri farklıdır oysa. Bir gazetenin iyi olması için muhabirinin, editörünün, haber müdürünün iyi olmasının yanında okurlarının da iyi olması gerekir” ifadelerinde bulundu.


‘Yeni bir gazetecilik dönemi başladı’


Bölge’de yeni bir gazetecilik döneminin başladığına dikkat çeken Ragıp, “Şimdiki zamana bakıyoruz da benim babam dedem gazeteci diyen bir Kürt yok. Çünkü Kürdistan gazeteciliği henüz 1993’lerde başlıyor. Ama benim babam ya da dedem gerilla diyen birçok insan bulabiliriz çünkü Kürt özgürlük mücadelesi çok daha eski yıllara dayanıyor” şeklinde konuştu. “Irak Kürdistan’ında 1990’lı yıllarda KDP Kürdistan basınını 90’ncı yılını kutluyordu” diyen Ragıp,  “Bu basın kendi ana dilinde yayın yapıyordu. O dönemlerde Türkiye Kürdistan’ında ise özgür gündem henüz yeni yeni basında yer alıyordu tabi bu bizim açımızdan olumsuz bir durum” şeklinde konuştu.


‘Yasaklı Kürdistan kelimesi şimdi rahatlıkla dile getiriliyor’


Türkiye basınının yıllardan bu yana gizli ve yalan yayın yaptığına dikkat çeken Gazeteci Yazar Veysi Sarısözen, “Mevcut gazeteciler daha önce atmış oldukları manşetlerden şuan utanç duyuyorlar. Oysa bizim gazetelerimizin atmış olduğu başlıklar şimdi Kürdistan’ın gerçekleri olarak karşımızda duruyor” şeklinde konuştu.  1990’lı yıllardan bu yana Eren Keskin’i ısrarla Kürdistan kelimesini kullanmasını örnek gösteren Veysi, “Biz ise hem çekiniyorduk baskılardan dolayı, hem de bir devrimci olarak kullanmamaktan utanıyorduk. Şimdi Türkiye Başbakanı Kürtlerin karşısında Kürdistan kelimesini rahatlıkla dile getiriyor” dedi.


‘Kürtler kendi medyasını kendisi oluşturdu’


Gazeteci Yazar Varlık Özmenek ise Tan Gazetesi’nin 4 Aralık tarihinde Vatan Gazetesi’nin manşetiyle ayaklandığına dikkat çekerek, “Tüm Türkiye Lozan’da şu sözü vermiştir: Biz uygarız, bir arada yaşarız. Darbenin birinci ayağı basın, ikinci ayağı ise ordudur. Birincisi ortamı hazırlar ikincisi ise darbeyi yapar. Marx sansür için “ölümcül bir hastalıktır” demiştir” şeklinde konuştu. Bugün ki süreci daha da ilerletmek gerektiğine ve özgür basın özgür medya oluşumunu devletten beklenmemesi gerektiğine işaret eden Varlık, “Gazeteciler cemiyeti kendi binalarını kendileri yaptı. Belediyelerden, devletten veya herhangi bir oluşumdan beklenti içinde olmadı kendi medyasını da kendisi oluşturacaktır” şeklinde konuştu.


‘Türkiye Cumhuriyeti soykırım üzerine kuruludur’


Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin ise, Özgür Gündem Gazetesi’nin sadece bir gazete olmadığını kendisinin de bir gazeteci olmadığını dile getirerek, “Kendime gazeteci dersem bu uğurda bunca emek harcamış gazeteci arkadaşlarıma haksızlık etmiş olurum. Ben sadece bu uğurda yaşamını yitiren gazeteci arkadaşlarımın anısına bu konumda bulunuyorum” şeklinde konuştu. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir soykırım üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken Eren, “Soykırım gerçeği ittihatçı zihniyet ve Cumhuriyetçi zihniyettir. Hasan Fehmi’nin çıkardığı gazete ittihatçı zihniyete karşı olduğu için katledildi” şeklinde konuştu.


(sg-be/mg)