Hukukçular: Soruşturmadan kaygılıyız
14:29
JINHA
HABER MERKEZİ - Hukukçular, Ankara katliamı sonrasında yaşananların soruşturmanın bağımsız şekilde yürütülemeyeceğini gözler önüne serdiğini belirterek, soruşturmaya gizlilik kararı alınması ve soruşturmanın kamuoyundan uzunca bir süre gizleneceği kaygısı taşıdıklarını açıklayarak, tüm meslektaşlarını katliama karşı boykota çağırdı.
Açılım Hukuk Bürosu, Birleşik Haziran Hareketi Hukukçuları, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi İçin Hukukçular, Ezilenlerin Hukuk Bürosu, Halkevleri Hukuk Dairesi,
Hukukta Sol Tavır Derneği, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar Grubu, Mezopotamya Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Sosyal Haklar Derneği
ortak açıklama yaparak, "Diktatörlüğe, katliamlara karşı isyandayız, boykottayız" dedi.
'Katliamı lanetleyenler de saldırıya uğradı'
Açıklamada, saltanatlarını sürdürmek isteyenlerin Diyarbakır ve Suruç'un ardından bir kez daha katliam yaparak savaşa inat barış isteyenlerin Ankara'da katıldığı Emek, Barış ve Demokrasi mitingini kana buladığı belirtilerek şöyle denildi: "Bu katliamla halklarımızın ortak ve birlikte yaşama iradesini parçalamak isteyen saray gladyosu; barış, emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin birlikte yürüyüşünü, birleşik mücadelesini yok etmek istedi. Şu ana kadar elimize ulaşan bilgilere göre 128 insanımız yaşamını yitirdi. 50 insanımıza ulaşılamıyor 500'ün üzerinde yaralımız var. Dün Diyarbakır ve Suruç katliamı ardından yaşanan görüntüler bugün Ankara katliamının ardından yaşandı.Olay yerine ambulanstan önce polis gazı ve TOMA'sı geldi.Yaralılara ve yaralılara yardım edenlere polisin plastik mermi ve göz yaşartıcı gazla saldırısı gecikmedi. Gün içinde katliamla ilgili yayın yasağı getirildi, sosyal medya hesaplarına erişim fiilen engellendi. Katliamı lanetlemek için demokratik hakkını kullanan, katliamın olduğu yere karanfil bırakmak isteyen, cenazeleri sahiplenen demokratik kamuoyu da polis saldırısına maruz kaldı.
'Savcı 2 buçuk saat sonra geldi'
Patlamanın hemen ardından olay yerine giden meslektaşlarımız, olay yerinde delillerin kaybolmasını önlemek adına hiç bir işlem yapılmadığını, savcının 2.5 saat sonra olay yerine intikal ettiğini ifade etmişlerdir. Meslektaşlarımızın görüntü kayıtları ve diğer delillerin toplanması yönündeki talepleri ise sonuçsuz bırakılmıştır. Etkin bir soruşturma için yapılması gereken asgari işlemlerin yapılmaması, delillerin karartılması ve kamuoyuna resmi bilgilendirme yapılmaması dahi bu soruşturmanın bağımsız yürütülemeyeceğini gözler önüne sermiştir. Soruşturmaya gizlilik kararı alınması ve soruşturmanın kamuoyundan uzunca bir süre gizleneceği kaygısını taşıyoruz.
'Failleri biliyoruz'
Başta Davutoğlu olmak üzere katliam için açıklama yapan devlet yetkilileri ise milyonların önünde gerçeği çarpıtmaya devam etti. Önce Ankara'nın göbeğinde gerçekleşen katliamda güvenlik almanın mümkün olamayacağı yalanına sığındılar. Ardından mitingi örgütleyenleri hedef gösterdiler. Suruç'ta canlı bomba saldırısını gerçekleştiren ve bedeni paramparça olan Abdurrahman Alagöz'ün yargıya teslim edildiğini bile söyleyebildiler. Adalet Bakanı ise bir gazetecinin İçişleri Bakanına dönük 'sorumluluk alarak istifa edecek misiniz' sorusu üzerine saygısızca gülücükler saçabiliyor. Saray-AKP medyası ise cenaze günlerimizde dahi kara propagandaya devam ediyor.
Yaşanan bu katliamı protesto etmek isteyen Batman halkına yönelik polisin orantısız güç kullanımı da yine bu senaryonun devamıydı. Batman HDP binası önünden Atatürk parkına kadar yürümek isteyen sivil halka, STK temsilcilerine, milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ve Saadet Becerikli, HDP Batman milletvekili adayları Kadir Tunç ve M. Ali Aslan'a devletin kolluk güçlerince izin verilmedi. Demokratik ve anayasal hakkını kullanmak isteyen yurttaşların üzerine TOMA'lardan tazyikli su sıkıldı. 10 yakın yurttaş gözaltına alındı ve bir yurttaş tutuklandı. Yine bir yurttaş yakalanma işlemi sırasında polisin yasal şiddetine maruz kaldı. Yakalanma işlemi bittikten sonra kolu kırıldı ve gözaltı aracının içerisinde gözlerine defalarca biber gazı sıkıldı.
Bizler faili biliyoruz. Fail Saray ve geçici AKP hükümetidir. Suruç'un Diyarbakır'ın faillerini gizleyenler, Cizre'de Nusaybin'de Lice'de sokağa çıkma yasağı ilan edip, 7'den 70'e insanlarımızı katledenler, katlettikleri bedenlere alçakça işkence edenler Ankara katliamının sorumlusudur.
Biz hukukçular; Emek, Barış ve Demokrasi mitingini düzenleyen konfederasyonların almış oldukları iki günlük grev kararını destekliyor ve biz de 12 ve 13 Ekim tarihlerinde iki gün duruşmalara girmeyeceğimizi, duruşmaları boykot edeceğimizi duyuruyoruz.Tüm meslektaşlarımızı barışa ve insanlığa sahip çıkmak için duruşmaları boykota çağırıyoruz.
(gc)
