Savaş gerçeği ve kızıyla yaşama tutunma mücadelesi

08:37

Hicret ÇİFTÇİ/JINHA


AMED - Kürt halkı üzerinde yoğun katliamların yaşandığı 1990-1995 yılları arasında yaşanan zulmün acısını en çok kadınlar yaşadı. Kimisi eşini, kimisi oğlunu, kimisi ise kızını veya en yakınını kaybetti. Bunlardan birisi de yaşanan baskılar nedeniyle PKK’ye katılan eşinin ardından kızıyla yaşam mücadelesi veren Münevver Yıldırım… Bağlar Belediyesi’nin açtığı Jiyan Semt Pazarı’nda çalışan Münevver, kadının yaşanan tüm zorluklara rağmen güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirterek, kadının kendini ezdirmemesini yapılan haksızlıklar karşısında mücadelesinden asla vazgeçmemesi gerektiğini ifade etti.


Bölgede yaşanan 30 yıllık savaş sürecinde binlerce insan faili meçhul cinayetler sonucu kaybedildi. Onların geride bıraktıkları arka planda kaldı çoğu zaman. Anne, baba, kardeş değildi sadece geride kalanlar. Bunun en büyük yükünü taşıyacak olan eşler ve çocuklarda vardı. Bir anne hem eşinden ayrı kalmanın hüznünü hem de çocuğuyla bir dünyayı taşıyacaklardı omuzlarında. Bu kadınların birçoğu büyük bir mücadele içerisinde umutlu gözlerle bakacaklardı arkalarından. Zorluk ve acı çeken kadınlar verdikleri direniş ve mücadele sonucunda büyük başarılarda sağlayacaktı. Bunlardan biri de Münevver Yıldırım…  1992’de evlendiğini evlendikten üç yıl sonra faili meçhul cinayetlerin yoğun yaşandığı ve baskıların arttığı 1995 yılında eşinin PKK’ye katıldığını kaydeden Münevver, yaşamın zorluklarına henüz çok küçük olan kızı ile göğüslemeye başladığını söyledi.


‘Yaşama iki elle sarılmam ve mücadele etmem gerekiyordu’


Eşinin polis tarafından gözaltıyken kaçtığını dile getiren Münevver, eşinin gözaltından kaçmasının ardından bütün ailenin gözaltına alındığını söyledi. Eşinin gitmesinin ardından yaşamın bütün sorumluluğunu omuzladığını belirten Münevver, “Hem acı çekiyor hem de o acılarla yaşamaya çalışıyordum” derken acılarının yükünün derinliği ile sözlerine şöyle devam ediyor: “İki elle yaşama sarılmam ve mücadele etmem gerekiyordu. Çünkü bir kızım vardı ve onunla ilgilenmem gerekiyordu. Kızım bana eşimden kalan en güzel emanetti” dedi. İlk başlarda el işi yapıp sattığını söyleyen Münevver, yılların hızla akıp geçtiğini ve bugün kızının üniversiteye gönderdiğini belirtti.


‘Babamı götürdüler seni de götürmelerinden korkuyorum’


Geçmişte yaşadıkları zorlukları dile getirirken duygulanan Münevver, evimize baskın yapılırken kızım iki buçuk yaşındaydı. Ve bu durum kızım 4 yaşına gelinceye kadar sürdü. Telsiz seslerinden kaynaklı kızım onların geldiğini biliyordu ve çok korkuyordu. Kızımın dudakları morarıyordu. Onlara çocuğumun korktuğunu söylememe rağmen yaptıklarına devam ediyorlardı” dedi. Çocuğuma neden bu kadar çok korktuğunu sorduğumda çocuğum bana “Babamı götürdüler seni de götürmelerinden korkuyorum” dediğini belirten Münevver, o yıllarda sabaha kadar huzurlu bir şekilde yatmaya hasret kaldıklarını ifade etti.


‘Kızım küçük yaşta devletin baskılarına tanık oldu’


Münevver, kızının büyüdükçe babasıyla ilgili sürekli sorular sorduğunu ve kendisinin de ona durumu açıklamak ve ikna etmeye çalıştığını belirtti. Çocuğunun en fazla babasının nereye ve neden gittiğini sorduğunu belirten Münevver, bu sorulara cevap vermenin kendisini zorladığını dile getirerek, “Kızım çok küçük yaşta devletin zulmüne, baskısına tanık oldu” diye ifade etti. Gece geç saatlerde evlerine yapılan baskınları anlatan Münevver, evlerine sürekli baskınların yapıldığını, eşinin nerde olduğunu ve neden gelmediğinin sürekli sorulduğunu belirterek, “Onlara bizim ne suçumuz var. Bize neden bu zulmü ediyorsunuz diye soruyordum. Onlarda bana ‘eşin bir kuş olup elimizden uçtu. Onun nerede olduğunu bize söylemen gerekiyor’ diyorlardı. Bende onlara siz devletsiniz sizin elinizden uçup gitmişse ben ne yapabilirim diyordum” dedi.


‘Anne ben evde Kürt, okulda Türk mü oluyorum’


Polisin kendisine yaptığı baskılardan kaynaklı kızının psikolojik olarak etkilendiğini söyleyen Münevver, sözlerine şöyle devam etti.


“Kızım sürekli ‘Hepimiz bir ülkede yaşıyorsak neden bizi ayırıyorlar. Biz neden herkes gibi rahat ve özgür yaşayamıyoruz. Bize böyle zülüm etmelerinin nedeni ne?’ şeklinde sorular soruyor. Benimde tek yanıtım suçumuz Kürt olmak diyorum. Çocuğunun okula gitmesiyle yeni sorunlarla karşılaştığını söyleyen Münevver, “Kızım okula gittiğinde Kürtçe bildiği için Türkçe eğitimden kaynaklı zorlanıyordu. Eve geldiğinde ‘anne ben okulda Türk evde Kürt mü oluyorum’ diyor. Bu yüzden çocuklar psikolojik olarak olumsuz etkileniyorlar” diye kaydetti. Bir taraftan gördükleri zülüm ve baskının bir taraftan da çocuğunun psikolojik olarak olumsuz etkilenmesinin kendisini zorladığını belirten Münevver, eşinden haber alamamanın sürekli kendisini düşündürdüğünü dile getirdi.


‘Beni ayakta tutan ve güç veren şey yürütülen mücadeledir’


Bölgede kendisi gibi binlerce kadının olduğunun vurgusunu yapan Münevver, uzun yıllardır Kürtler üzerinde yürütülen kirli bir savaşın olduğunu bu savaştan kaynaklı hala birçok acısının yaşandığını söyledi. Tüm acılara rağmen verilen mücadeleden onur duyduklarını söyleyen Münevver, “Ben yaşadığım sürece de asla bu yoldan dönmeyecek ve onların takipçisi olacağım. Biz ne kadar barış diyorsak o kadar üzerimize geliyorlar. Ciğerimiz çok yanıyor. Ne gecemiz var ne gündüzümüz”  dedi. Yıllardır kendisini ayakta tutan ve güç veren şeyin yürütülen mücadele olduğunu vurgulayan Münevver, “Benim hem verilen direnişe hem de onların yürütücülerine inanıyorum. Çünkü onlar her hangi bir menfaat için oraya gitmediler. Verdikleri mücadeleyi kendi halkları ve ülkeleri için veriyorlar” şeklinde konuştu.


‘Kürt kadınları çok büyük acılar yaşadı’


Kürt kadınlarının çok büyük acılar çektiğine dikkat çeken Münevver, Kürt kadınlarının her türlü acıyı yaşadıklarını belirterek, “Ben hiçbir kadının Kürt kadınları kadar acı çektiğine inanmıyorum. Çünkü Kürt kadınları her türlü acıyı çektiler. Aileden, erkekten, devletten yana büyük acı çektiler” dedi. Kürt kadınının güçlü bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Münevver, kendi ayakları üzerinde durmayı başaran ve kendini tanıyan kadının başarmayacağı hiçbir şeyin olmadığını dile getirdi. Kadının kendisine uygulanan şiddet karşısında susmaması gerektiğini söyleyen Münevver, “Kadın kendi bilinci ile yaşamını sürdürmelidir” ifadelerini kullandı. Kadının kendisiyle birlikte erkeği de dönüştürebilme yeteneğine sahip olduğuna değinen Münevver, bunun için kadının kendini ezdirmemesi yapılan haksızlıklar karşısında mücadelesinden hiç vazgeçmemesi gerektiğini kaydetti.


‘Kadının başarılarının ön planda olması kadını daha güçlü kılacaktır’


Eşinin PKK’ye katılmasıyla birçok iş yaptığını belirten Münevver, önceleri evde yaptıklarını satmayla başladığını sonrasında Diyarbakır’da Bağlar Belediyesi bünyesinde açılan “Jiyan Semt Pazarı”nda çalışmaya başlayarak devam ettiğini belirtti. Kadınların başarılarıyla da daha fazla gündeme getirilmesinin kadını daha güçlü kılacağına inandığını söyleyen Münevver, kadının sürekli mağduriyetinin ön planda tutulmasının kadını çok zayıf bir varlık olarak görülmesine neden olduğunu ifade etti. Pazar çalışmasının kendisi için yeni çalışma olduğunu belirten Münevver, “Çünkü hepsi kadınlardan oluşuyor ve Amed’te böyle bir yer ilk defa açılıyor. Bu işi yapmak güzel kazancımız kendi emeğimle kazanmak istedim” şeklinde konuştu.


 


(hç/mg)