Baharı örgütleyen bir kadın: Mine Bademci

09:00

Öykü Dilara Keskin/JINHA

İSTANBUL - 12 Eylül'den sonra öldüren ilk kadın devrimci olan baharı örgütleyen ölüme gülümseyerek giden, yüreğini dağlara nakşeden kadın Mine Bademci. Mine'nin ölümsüzlüğe ulaşmasının ardından 33 yıl geçti, ardından binlerce Mine doğdu, büyüdü, Mineleşti özgürlüğe koştu.

12 Eylül askeri darbesi sonrası ilk katledilen kadın devrimci Mine Bademci'nin ölümsüzlüğe ulaşmasının 33'üncü yıl dönümü. Mine,1962 yılında İzmir'in Alaçatı beldesinde doğdu. Devrimci mücadele ile Alaçatı Halk Odası faaliyetlerinde tanışmasının ardından Buca Eğitim Fakültesi'nde öğrenciyken okulu bırakarak, Urla'daki devrimci faaliyette en ön safta yer aldı. Mine'nin ailesi de tütünle uğraştığından, Urla'da tütün işiyle geçimini sağlayan halkla kısa bir süre içinde kaynaştı, halk tarafından sevilen bir kadın devrimci oldu Mine. 1980 yılının Temmuz ayında, kendisi gibi devrimci olan ağabeyi Salih Bademci'nin ölüm haberini aldı. Mine, ağabeyi katledildiğinde 18 yaşında olmasına devrime olan inancıyla mücadeleye daha da sıkı bağlandı.

Mine: Halkın kendi iktidarını savunduk

Mine, ölümsüzlüğe ulaşmadan önce yaptığı Devrimci Yol Savunması'nda şunları belirtmişti: "Biz; ülkemizin bağımsızlığını ve halkın mevcut sömürü ve zorbalık düzeninden kurtulmasını savunduk. Faşizme ve emperyalizme karşı mücadele edilmesini savunduk" diyerek mücadelesini anlatarak, " Bir avuç sömürücü azınlığın değil halkın kendi iktidarını ve halkın kendi demokrasisini savunduk. Biz; Her türlü sömürünün ve eşitsizliğin ortadan kaldırılacağı bir düzeni yani Sosyalizmi savunduk…"

Mine'nin tebessümü ölüme gülümseyerek gidenlerin simgesiydi

12 Eylül 1980 darbesinin ardından ise arkadaşlarıyla birlikte kırsal alana geçerek, mücadelesini kırsalda büyütme kararı aldı. Tarih 15 Ekim 1982'yi gösterdiğinde ise Mine, arkadaşlarıyla Urla'da bir bağ evinde saklandıkları anda etrafları sarıldı. Kuşatmayı çatışarak yıkmaya karar verdiklerinde, 'ilk ben çıkarım' diyendi Mine. İlk o çıkarak öncü devrimci misyonunu yerine getirdi. Çıkar çıkmaz ise bedenine 32 kurşun aktı. Bedenine gelen kurşunlara aldırmadan yaşamını yitirene dek kuşatmayı yarmaya çalıştı. Mine'nin o gün yanında olanlar, Mine hakkında şunları söyledi; " Mine, gülümsüyordu. İsmini arkadaşlarına, sevdasını dağlara bırakmanın tebessümüydü, dudaklarına oturan." Mine'nin tebessümü, ölüme gülümseyerek gidenleriz sözünün simgesiydi.

'Cesaret emsalidir Mine Bademci'

Mine'nin ardından bir arkadaşı şu cümleleri kaleme aldı ; " Mine Bademci, 12 Eylül sonrasında öldürülen ilk kadın olarak tarihe geçti. Bazen Ege'de tütünle uğraşan bir ailenin kızı, bazen Karadeniz'de maden işçisi bir babanın kızıdır... Cesaret emsalidir Mine Bademci..."

Mine ile okul yıllarında tanışan sanatçı Sevinç Eratalay ise, yoldaşın ardından şunları söylemişti; " Mine'yi okul yıllarında tanıdım. Daha kendisi ile tanışmadan, övgü dolu sözler duymuştum onun hakkında… 'Fırtına gibi bir kız geliyor' demişlerdi. Gerçekten de öyleydi. Sevgi dolu bir yüreği vardı. Gözlerinin içi hep gülerdi. Onu hiç umutsuz, hüzünlü görmedim."

Mine'nin coşku dolu bir kadın olduğunu belirterek Sevinç , "Bir insanın sahip olacağı en iyi meziyetlere sahipti diyebilirim. Yürekli, atılgan ve tutarlı davranışları ile herkesin gönlünü kazanmıştı. Urla'da vurulduğunu duyduğum zaman, yüreğime dolan acıyı hiç bir zaman unutamam… Hepimiz onu çok sevmiştik…" diye anlatmıştı.

'Mine, sevdasını dağlara bırakmıştır'

Mine'nin bir başka mücadele arkadaşı Gürsel Caniklioğlu ise can yoldaşını şöyle anlatıyor: "Mine, okul arkadaşım, yoldaşım, kız kardeşimdi. Tüm söylenenler onun içindir, onun içindir ki kızımım adını Mine koydum! Toprağa ilk düşensin sen! 12 Eylül'den sonra vurulan ilk kadın Yolcu'sun. Alaçatılı, dal gibi bir kız çocuğu, düşleriyle beraber öldürüldü! Ne garip, yıllar sonra oturup yazmak. Duyduğumda ölümünü, Orta Anadolu'nun küçük kasabalarından birinin parke taşı döşeli çarşısında, oturup kaldırıma ağlamıştım. Gazetelerde, televizyonda adları yinelenen, aranan, yakalanan, öldürülen gençler arkadaşlarımdı. Ateşten günlerdi..."

Gürsel can yoldaşının ardından şu şiiri kaleme aldı:

"Mine Bademci öldürülmüştür
Urla'da bir bağ evinde
Yüzünde dünyanın en güzel gülüşü
İsmini bize,
Yirmi küsur kurşunla parçalanıp
Sevdasını dağlara
Bırakmıştır…
Yüreğin yangındır dağlarımızda..."


Mine'nin ardından mücadele arkadaşları, birçok şiir ve şarkı kaleme aldı:

"Sıcak bir tohum düşer toprağımıza, namlular ölüm kusarken Urla'da
Bir güneş gibi doğarsın sokaklara, yolumuzun kızıl kızıl gelinciliği
Gecekondularda sıcak nefesin, yorgun bir emekçinin ocağında yüreğin
Sevdan bir yangındır dağlarımızda, yüreğin yangındır dağlarımızda..."

(fk)