Yine katliam babasız kalan 7 çocuk ve iki kadın…
08:36
HİCRET ÇİFTÇİ/JINHA
COLEMÊRG - Yüksekova'da HPG'lilerin mezarlarının tahrip edilmesini protesto eden gruba polisin müdahalesi sonucu polis kurşunuyla yaşamını yitiren Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir'in ailesi konuştu. 4 çocuk babası Mehmet Reşit İşbilir’in eşi Aycan İşbilir, yaşadığı acının tarifi olmadığını belirterek, “Çocuklarım babasız kaldı devlet bunun hesabını verecektir” dedi. İki çocuk babası Veysel İşbilir’in hamile eşi ise, “Onlar bir kalbi durdular ama bir kalp daha atıyor. Bebeğimin kalbi atıyor. Eşimin toprağa gömüldüğü gün bebeğimin kalbi attı” diye konuştu.
Bölgede yürütülen 35 yıllık kirli savaşın mağduru kadın ve çocuklar… Yıllardır Kürt kadınları faili meçhul cinayetlerle eşlerinin cenazelerini ararken Kürt çocukları ise babalarına olan hasretleriyle yaşadı. Son olarak Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde iki kadın bölgede yürütülen kirli savaşın mağduru oldu. Ve 7 çocuk babasız kaldı. Bir kadının hamile olması ise ayrıca kadınların acılarına acı kattı. Yüksekova'nın Orman Mahallesi'nde 8 HPG'liye ait mezarlığın defalarca polis olduğu iddia edilen kişilerce tahrip edilmesi, bayrakların direkten indirilerek yakılmasını protesto etmek amacıyla 6 Aralık tarihinde MEYA-DER öncülüğünde yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılan binlerce kişiye gaz bombası, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahale edildi. Müdahale sırasında Mehmet Reşit İşbilir ile yeğeni Veysel İşbilir hayatını kaybetti. Amca ve yeğenin yaşamını yitirmesi olayı Türkiye ve bölge illerinde protesto edildi. Önceki gün kitlesel bir şekilde toprağa verilen Mehmet Reşit İşbilir ile Veysel İşbilir’in ailesinin mezar başındaki feryatları yürekleri yaktı. Olayın ardından görüştüğümüz acılı aile, Akrep tipi araçtan ateş edilerek amca ve yeğenin katledildiğini belirtti.
‘Eşim yeşil gözleriyle bana bakıyordu’
Olay günü yaşamını yitiren Mehmet Reşit İşbilir’in eşi Aycan İşbilir, olay günü bir komşularının taziyesine gittiklerini eve döndüğünde kayınpederinin alel acele evden çıktığını belirtti. Eşini sürekli aradığını ancak eşinin cevap vermemesi üzerine içinde kötü bir hissin belirdiğini dile getiren Aycan, “Çocuklarıma yemeklerini yedirdim. Veysel’in eşi eve geldi birlikte gitmemiz gerekiyor dedi. Önce kimse bize bir şey demedi. Sonrasında eşimin cenazesini gördüm” dedi. Veysel’in kafasından vurulduğunu eşinin ise göğsünün parçalandığını belirten Aycan, “6 kurşun Reşitime isabet etmiş. 2 kurşunda Veyselime isabet etmişti. Veyselimi öpmeye çalıştım. Kurşun izlerinden öpemedim. Reşitimi öpmeye gittiğimde yeşil gözleriyle bana bakıyordu. Bana benim alnımdan öp dedi. Vücudu pamuk yüzü güneş gibi parlıyordu” diye belirtti. Eşinin yarasının çok derin olduğunu söyleyen Aycan, “Şimdi benim yüreğim yanıyor. Benim yüreğimi yakanların bende yüreklerini yakacağım” dedi.
‘Devlet çocuklarımın hesabını verecek’
Aycan, “Eşimin yolunda devam edeceğim. Benim dört tane çocuğum var. Ben ve çocuklarımda bu yolda devam edeceğiz” diye konuştu. Sürekli bir barış sürecinden bahsedildiğini ancak öyle bir sürecin işlemediğine değinen Aycan, “Her gün birini katlediyorlar. Barış falan yok bizi kandırıyorlar, bize yalan söylüyorlar. Bizleri öldürerek bitireceklerini mi sanıyorlar. Bundan sonra ben daha sağlam duracağım. Onun emanetlerine ben bakacağım” diye konuştu. Eşinin ve yeğeninin katledilmesinden sonra valilik ve Türkiye medyasının olayı“Teröristler öldürüldü” şeklinde lanse ettiğini kaydeden Aycan, “Onlar esnaftı. Dükkanlarından yeni çıkmıştı. Elleri hala siyahtı, elbiseleri hala siyahtı. Yalan söylüyorlar, ellerinde silah yoktu” diye belirtti. Eşinin çok iyi bir insan olduğunu belirten Aycan, yufka yürekli idi. Eş dost tarafından çok sevilirdi. Devlet çocuklarımın hesabını verecek” diye konuştu. Hastaneye gittiklerinde maskeli kişilerin kendilerine saldırdığını ve gaz bombası attıklarını dile getiren Aycan, “Bizim orda ellerimizde birşey yoktu. Ama onlar silahlarla bize saldırdılar. Saldırı esnasında cenazeler polisler tarafından götürüldü. Cenazeleri defnederken de polisler bize saldırdı o saldırılarda yaralananlar oldu. Bunlar Kürt halkından ne istiyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Yaşadığım acının tarifi yok’
Aycan, yaşadıkları acının tarifinin çok zor olduğuna değinerek, “Bize bunları yapan Tayyip Erdoğan, polisi ve timleridir. Türk basını da ikisinin ellerinde silah olduğunu söylüyor. Onlarda gerçekleri söylemiyor. Bir şey demiyorlar çünkü onlara zarar gelmesini istemiyorlar. Bize iftira ediyorlar. Eski fotoğrafları getirip onlara aittir diyorlar. Yalan söylüyorlar” diye belirtti. Oyunu AKP’ye verenlere seslenen Aycan, “Oyunu AKP’ye veren Kürtlerin dere gibi akan kanı görmüyorlar mı, Kürtler neden bunu yapıyor. Gençlerimizden ne istiyorlar. Yanan yüreğime ne yapsam sönmüyor. Beni yakıyor. Başımıza ne getirdiler” şeklinde konuştu.
‘Çocuklarımı babasız bıraktılar’
Olaylar esnasında yaşamını yitiren Veysel İşbilir’in eşi ve iki çocuk annesi Nemide İşbilir ise, eşinin akşam yemeği yemeden gittiğini ve bir daha eve dönmediğini belirterek, “Öleceği hiç aklıma gelmedi. Bunu çok iyi bilsinler bizler hala yaşıyoruz. Biz onların kanını yerde bırakmayacağız” dedi. Kurtay adında bir çocuğunun olduğunu ve şuan Kurtay’ın yetim bırakıldığına değinen Nemide, “Barış süreci yok, karakol kurma sürecidir. Kürtler ne zaman sokaklara çıksa terörist diyip öldürüyorlar” dedi. Hastaneye eşini görmeye gittiğinde eşinin kanlar içinde olduğunu söyleyen Nemide, “Veysel kulaklarına kadar kanlar içindeydi. Yüreğimi yaktılar evimi yaktılar” diye belirtti.
‘Eşimin kalbi durduğunda bebeğimin kalbi attı’
Hamile olduğunu ve eşinin durumundan sonra düşük tehlikesi yaşadığına değinen Nemide, “İki çocuğum daha var. Ama ben direneceğim ve bu çocuğu doğuracağım. Onlar bir kalbi durdular ama bir kalp daha atıyor. Bebeğimin kalbi atıyor. Eşimin toprağa gömüldüğü gün bebeğimin kalbi attı” dedi. AKP’ye oyunu verenlerin dini ve imanının olmadığını söyleyen Nemide, “Şehitlerim için ayakta duracağım bizi asla yenemeyecekler. Barış süreci değil öldürme sürecidir. Onlar Kürt halkının şehitleridir” ifadesinde bulundu.
‘Senin çocuğunu öldürdük seni öldürmeyeceğiz’
Son olarak konuya ilişkin konuşan Veysel İşbilirin annesi Gozel İşbilir, olay günü iki kişinin vurulduğunu ancak vurulanların evlatları olduğunu bilmediğini belirterek, “Benim yiğitlerim olduğunu eltim söyledi. Beni hastaneye nasıl götürdüler bilmiyorum” dedi. Kendine geldiğinde hastane önünde bulunan panzerlerin önüne atladığını söyleyen Gozel, “Benim de canımı alın dedim bana ‘senin çocuğunu vurduk’ seni vurmayız dediler” diye belirtti. Yıllardır Kürtler üzerinde zulümün olduğunu belirten Gozel, “Biz Müslüman değilmiyiz. Fettullah Gülen Kürt gençlerini öldürmek için talimat veriyor” diye belirtti. Hastane de yapılan bütün baskı ve saldırılara rağmen dışarı çıkmadıklarını belirten Gozel, “Elimden tutup beni cenazelerin yanına götürdüler. Onlara biz buradan ayrılmayacağız burada şehitlerimiz var. Hepimizi burada şehit etseniz de gitmeyeceğiz dedim” ifadesinde bulundu.
‘Şerefli Kürt halkının başı sağolsun’
Sürekli bir barış sürecinden bahsedildiğini ancak kendilerinin kandırıldığını belirten Gozel, ”Bu nasıl bir barıştır. Gençlerimizi sokakta öldürdüler. Dediler bunlar Apocudur. Evet biz hepimiz Apocuyuz. Biz onların arkasındayız” dedi. Cumartesi günü İmralı’ya giden heyetle birlikte PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kendilerine başsağlığı mesajına değinen Gozel, “Önderlik bize mesaj göndermiş. Baş göz üstüne. Bütün şerefli Kürt halkının başı sağolsun. Bütün çocuklarım dağdaki yiğitlere kurban olsun” sözlerini ifade etti. Yiğitlerinin bayrakları için öldürüldüğüne dikkat çeken Gozel, “Herkesin bayrağı kendisi için tatlıdır, değerlidir. Şehit mezarları için yaşamlarını yitirdiler. Biz o bayrak için kan dökmüşüz nasıl rahatsız olmam. Mezarlıklarımızı tahrip ediyorlar, bayraklarımızı yakıyorlar” şeklinde konuştu.
(hç/mg)

