Katliamın tanıkları: Barış yok edilmeye çalışılırken bizlere direnmek düşüyor
09:37
Sarya Gözüoğlu - Tekoşin Tekin / JINHA
AMED - Ankara'da emek ve meslek örgütlerinin düzenlediği barış mitingine yönelik katliama tanık olan SES üyesi Yekta Yıldız "Yaralı ve yaşamını yitiren arkadaşlarımızı gördüğüm zaman, 'eğer siz barış adına şehit düştüyseniz bizlere de bu ülkede daha çok çabalayacağı ve barışı mutlaka getireceğiz' diye söz verdim. Bütün halkın da böyle hissettiğini düşünüyorum bu sindirme politikası aksine bizim üzerimize bıraktığı etki daha fazla mücadele daha fazla birlik daha fazla barış talebidir" dedi.
Ankara'da emek ve meslek örgütlerinin düzenlediği barış mitingine yönelik katliamı kınamak ve yaşamını yitiren 128 kişiyi anmak için Türkiye genelinde iki günlük grev sona erdi. Katliamın canlı tanığı olan kadınlar kaybettikleri arkadaşları için tepkilerini bir an olsun dillerinden düşürmeyerek bütün yurttaşları ve emek meslek örgütlerini bulunduğu kentlerde hayatı durdurmaya ve katliamı unutturmamaya çağırdı. Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Yekta Yıldız, emek hareketi olarak barış taleplerini 10 Ekim günü Ankara'ya taşımak istediklerini ve emekçilerin toplumun en güçlü ayağı olduğunu ifade ederek, "Barış talebine dönük bir çalışma yürütüyorduk. Savaş sürecinde emekçi arkadaşlarımız da çok fazla zarar gördü. Özellikle sağlık emekçileri üzerinde yoğun bir saldırı vardı ve bu süreçte 2 arkadaşımız şehit düştü. Bizler de emekçiler olarak barıştan taraf olduk. Halkımızın daha güzel bir yaşama kavuşması için mücadelenin had safhada olması gerektiğine inandık bu nedenle de Ankara'daki mitingde de güçlü bir katılım yaşandı" şeklinde belirtti.
'Patlamadan sonra yüzlerce polis alana doluştu'
Emekçiler olarak bilen ve gören taraf olduklarını özellikle sağlık alanında insanları yaşatmak adına çalışma sarf etmek zorunda olduklarını ifade eden Yekta, "Tüm bu çabalarımız karşısında ne yazık ki barışa uzanan eller kana bulandı. Bizler orada cenazeler yerde bir saate kadar bekletildi, ardından polisin müdahalesi ile yaralılara müdahale ettik ve ambulanslar geç getirildi. Sorguladığımız zaman da ambulans görevlileri polisin izin vermediğini ifade etti. Patlama öncesi alanda bir tane bile güvenlik görevlisi bulunmazken, patlamadan sonra gazları ve müdahaleleri ile yüzlerce polis alana doluştu. Orada insan hayatına çok ucuz bir değer biçildiğini gördük" vurgusunu yaptı.
Devlet tarafından emek örgütlerinin bastırılmaya çalışıldığını ifade eden Yekta, "Emek örgütleri bilen ve gören taraftır ve bu işin peşine düşecek olan taraftır. Cenazeler kaldırıldığı zaman anladım ki iktidar çok sıkıştı. Çünkü yol olacağını bildiği noktada saldırının yüksek olduğunu da çok iyi biliyoruz" dedi.
'Barışa uzanan eleri kırmaya hazırız'
Yekta Ankara katliamında yaşamını yitirenlerin barış adına şehit düştüğünün altını çizerek, "Yaralı ve yaşamını yitiren arkadaşlarımız gördüğüm zaman, eğer siz barış adına şehit düştüyseniz bilere de bu ülkede daha çok çabalayacağı ve barışı mutlaka getireceğiz diye söz verdim. Bütün halkın da böyle hissettiğini düşünüyorum bu sindirme politikası aksine bizim üzerimize bıraktığı etki daha fazla mücadele daha fazla birlik daha fazla barış talebidir ve bunu Ankara'ya mutlaka duyuracağız sadece basın açıklaması değil çok etkili eylem ve etkinlikler yapacağız. İlla ki bu barışı sağlayacağız. Kardeşlik adına toplumun her kesiminin huzurla yaşaması için bunu yapacağız. Kardeşliğe ve barışa uzanan eleri kırmaya hazırız. Zafer direnenindir halkındır" dedi.
'Kobanê sürecinden bu yana mücadele etmeye devam ediyoruz'
SES üyesi Songül Haşimoğulları ise emek hareketinin toplumda duyarlı kesim olduğunu ifade ederek, "Çalışıyoruz ve hastanelerde her türlü haksızlığı gördüğümüz için insanların yok yere katledilmesi, diktatörlerin koltuk sevdası yüzünde katledilmesinin farkında olduğumuz için daha fazla ses çıkaran kesim olmalıyız. Hastane içerisinde hastalarımıza dört elle sarıldık hastalarımıza derman olmaya çalıştık. Kobanê sürecinden şimdiye kadar mücadele etmeye devam ediyoruz" şeklinde belirtti. Halklar olarak sömürünün son bulmasını istediklerini dile getiren Songül, "Yüzyıllardır Kürtlere çok fazla zulüm edildi. Artık bütün halkın ayaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Bizler çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz. Biz halklarla kardeşiz. Türklerle değil diktatörlerle sorunumuz var. Sağlık emekçisi olarak ölümlerin yaşanmasını istemiyoruz, barış diyoruz ve sonuna kadar da barış diyeceğiz. Biz halklar birlikte kardeşçe yaşayabiliriz yeter ki diktatörler bu ülkeyi terk etsin" ifadelerinde bulundu.
'Savaş insanların sağlıklı yaşamları önünde en büyük engel'
SES üyesi Derya Cengiz her fırsatta insan sağlığını düşündüklerini dile getirerek, "Hastalarımız fiziki ve ruhsal olarak yaralı halde geliyorlar ve biz biliyoruz ki savaş insanların sağlıklı yaşamları önünde en büyük engel. Genelde bütün emekçiler barıştan yana olmuşlardır" şeklinde belirtti. Barış talebinin içinde bulunulan süreçte çok gerekli olduğunun altını çizen Derya, "Kısa bir süre öncesine kadar büyük bir barış umudu vardı. Ancak bu umudu yok etmek için daha fazla şiddet uygulandı. Şiddetin kaynağı da bariz ortadadır" dedi. Ankara'ya büyük bir barış umudu ve heyecanla gittiklerini ifade eden Derya, "Kortejleri görünce daha büyük heyecan yaşadık. Yürüyüş alanında tek bir polis dahi yoktu. Hepimizin dikkatini çekti bu durum. Aslında katliamın sinyalleri başında verilmişti. Katliam aslında emekçilere, gençlere, STK'lara yapılmış bir saldırı değildi tüm halka ve barışa yönelik bir saldırıydı. İnsanların barış umudunu yok etmeye dönük bir saldırıydı" dedi.
'Direnen halk yalnız olmayacak biz her yerdeyiz'
Patlamanın hemen ardından yaralılara yardım etmek için alana koştuklarını ifade eden Derya, "Birincil görevi halkı korumak olan sözde güvenlik güçleri yaralıların ve yaşamını yitirenlerin olduğu alana gaz sıkarak girdiler. Ve ambulansların giriş ve çıkışları polisler tarafından engellendi. İç kanama geçiren arkadaşlarımız erken hastaneye götürülmediği için yaşamını yitirdi" dedi. Halkın barış isteği ve haklı taleplerini ifade etmelerine iktidar tarafından tahammül edilemediğini dile getiren Derya, "iktidarının yıkılacağını hissedenler toplumun barışa dair inancını yok etme, inancını yok etmeye çalışıyor bizlere de direnmek düşüyor. Alanlarda olacağız. Direnen halk yalnız olmayacak biz her yerdeyiz. Barış olmadığı ve silahlar susturulmadığı sürece şiddet bitmeyecek. Bunun tek çıkışı ülkedeki tüm hakların birlikte barış talebini haykırması ile gerçekleşecek" dedi.
Derya, barış için halkların ve vicdanların dinlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Katledilenler için sorumluların hesap vermesini istiyorum. Kendileri gibi olmayanları düşünmeyenleri öldürdükleri için hesap vermelerini istiyorum. Bu kan boşuna dökülmüş olmamalı. Bu ülkenin sahibi halklarıdır ve barışı da getiren halklar olacaktır" dedi.
(gc)

