Direnişin kalesi Sur direnmekten vazgeçmeyecek

09:43

Bêrîtan Elyakut-Şehriban Aslan/JINHA

AMED - Tarihi Sur ilçesinde 4 gün süren ablukanın tanıkları anlattı. Halkın evlerini terk etmemek için direndiği ilçede 12 yaşındaki Helin Şen'in gözleri önünde polis tarafından katledilmesine tanıklık eden Kine Bilici (70), "Kurşun beni sıyırdı ama küçücük Helin'in kafasını parçaladı. Buraya giren polisler insan değildi. Uçan kuştan, sokaktan geçen kediye kadar her şeyi tarıyorlardı. Evlerimiz, malımız gitti belki ama Helin ve onun gibi canlar yaşasaydı da malımız onlara kurban olsaydı yeterdi" dedi.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 4 gün süren ve 4 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan abluka dün akşam saatlerinde sona erdi. 4 gün boyunca direnişiyle polislerin içeri girmesini engelleyen halka polisler ve özel harekat timleri tüm ağır silahlarıyla saldırdı. Saldırı sonucu ilçe harap hale dönüştürülmesine rağmen yüzde 80 göç yaşandı denen ilçede sivil halkın evlerini terk etmediği dikkatlerden kaçmadı. Girdiğimiz Hasırlı mahallesi, Fatihpaşa mahallesi ve Hançepek mahallelerinde kurşun ve havan toplarına rastlamadığımız ev neredeyse yok.

'Sadullah timi Surdaymış!! '

4 gün boyunca elektrik ve suyun kesildiği mahallelerde yaşayan halk adeta cezalandırılmakla kalmamış ekmek almak için çıkan herkes keskin nişancılar hedefi olmuş. Evlerin duvarlarına özel harekat timleri tarafından "Aksada kanımız zafer islamın olacak", "Allah CC her şeye yeter", Sadullah timi burada", "TC her yerde", "Devlet her yerde" yazılan yazıların yanı sıra ay yıldız ve MHP'nin hilal amblemi ile donatılmış durumda.

'Helin'i almak isteyen herkes tarandı'

Yasağın 3'üncü günü ekmek almak için fırına giden Helin Şen keskin nişancıların açtığı ve kafasına isabet eden 3 kurşun sonucu katledildi. Helin'in katledildiği ana tanık olanlar ve cansız bedenini kucağında taşıyan kadınlar kendilerine yaşatılan zulmü anlattı. Helin'in vurulduğu ana tanıklık eden ve adını vermek istemeyen bir kadın, "Helin ve yaşlı bir teyzenin elinde ekmek vardı. Birlikte ekmek almaya gitmişlerdi. Helin yaşlı teyzeden ayrılıp kapısının önüne yürüdüğü anda kafasından vuruldu. Yere düşmesine rağmen 2 el daha ateş edildi. Onu kaldırmak isteyen erkeklerin hepsi tarandı. Sonunda vicdanım dayanamadı ve zorda olsa Helin'in yetiştim. Kucağıma aldığımda ölmüştü. Bize burada hem eziyet ettiler hem de psikolojik savaşla alt etmeye çalıştılar. Ne olursa olsun biz evlerimizi de davamızı da bırakmayacağız" dedi.

'Buraya giren polisler insan değildi'

Helinle birlikte ekmek alan Kine Bilici (70) ise keskin nişancıların açtığı ateş sonucu aynı anda yaralanmış. Kendini bir evin avlusuna atarak ölümden kurtaran Kine olay anının dehşetini şu sözlerle dile getiriyor: "Ben ekmek almaya çıktığım an Helin'de geldi. Birlikte fırına gittik ekmeğimizi alıp eve hızlı hızlı yürüdük. Helin benden çok uzaklaşmamıştı ki silah sesi duydum arkamı dönmeme fırsat bulmadan beni de vurdular. Kendimi hemen avluya attım ve öyle kurtuldum. Kurşun beni sıyırdı ama küçücük Helin'in kafasını parçaladı. Buraya giren polisler insan değildi. Uçan kuştan, sokaktan geçen kediye kadar her şeyi tarıyorlardı. Evlerimiz, malımız gitti belki ama Helin ve onun gibi canlar yaşasaydı da malımız onlara kurban olsaydı yeterdi" diye konuştu.

'Bizi kurtarmaya gelenleri taradılar'

Abisiyle birlikte yasağın 2'inci günü fırına giden ve yaşanan patlama sonucu yaralanan Mehmet Ali Tekin (10), yolda yürüdükleri sırada abisinin polislerin artığı bir cisme dokunmaya kalktığı anda patlama yaşandığını dile getirdi. Mehmet, abisinin cisme eğilip baktığı anda yaşanan patlamayı anlatan Mehmet, "Abim polislerin yere bıraktığı bir şeye baktığı anda birden patlama oldu. Ne olduğunu anlamadım sonra abimin yerde yattığını gördüm ve ağladım. Mahalledekiler bize yardıma koştu ama birileri onları taradı. Onlar yine gelip bizi aldılar ve kurtardılar" dedi.

'Güvenlik güçleri bizim güvenliğimizi sağlamak yerine katletti'

Kadınların yoğun direniş verdiği Sur ilçesinde direnmişliğin verdiği yorgunluğa rağmen kadınlar hala devletin kendilerine dayatmak istediği iradesizliğe karşı duracaklarının mesajını veriyorlar. Her kadının isyanı ayrı ayrı yankılanıyor Sur'un mahallelerinde. Kapısının önünde gelip geçenlere bakan Z.A (24), devletin tankların ve toplarına karşı sadece zılgıtlarla karşılık verdiklerini belirtiyor. Z., "Bizi burada toptan katletmek istediler ancak yapamadılar. DAİŞ zihniyeti Cizre, Silopi, Silvan'da nasıl hayata geçirildiyse burada da onu yaptılar. Tekbirler getirerek mahallelere gidiyorlardı. Tek amaçları korku salmaktı ama yılmadık, yılmayacağız. Onlar ki küçücük bir kız çocuğunun cansız bedeninden dahi korkup taradılar. Kimse bize sizin güvenliğinizi sağlıyoruz demesin. Çünkü biz kendi güvenliğimizi sağlayabiliyoruz. Devletin sözde güvenlik güçleri bizim güvenliğimizi sağlamak yerine katletti. Bizim olanı bizden alamayacaklar" diye konuştu.

'Toplarına karşı elimizde yangını söndürmek için su kovası vardı'

Amcasının evine atılan top atışı sonucu çıkan yangını söndürmeye çalışan Metin Tunç, eline aldığı kovayla dama çıktığı anda keskin nişancılar tarafından kolundan vurulduğunu belirtti. Metin, saatlerce ambulans beklediğini ve hastaneye gidişinin keskin nişancılar tarafından engellendiğini söyleyerek, "Amcamın evi tam karşımızda olduğu için evde çıkan yangına müdahale etmek için dama çıktım. İki kova suyu döktükten hemen sonra keskin nişancılar tarafından vuruldum. 2 saate yakın hastaneye götürülmek için bekledim ancak keskin nişancılar izin vermiyordu. Ardından ambulansa yetiştirdiler beni ama her yaralı benim kadar şanslı olmadı. Burada devlet sivil halkı hedefine koydu. Çatışma olmadığı halde Helin'i katlettiler. Buraya top atışlarıyla saldırdılar belki ama bizim elimizde hiç bir şey olmamasına rağmen bir kova su olmasına rağmen korktular. Biz bu direnişin er ya da geç kazananı olacağız" diye kaydetti.

(ha/fk)