‘İnsan hakları hukukuna uygun düzenlemeler yapılmalı’

17:01

JINHA


KIBRIS – 10 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle yazılı açıklama yapan Feminist Atölye aktivistleri, insan hak ve özgürlükler konusunda mücadele verdiklerini, cinsiyetçi ve ötekileştirici ifadeler ile milliyetçilik ve ayrımcılık içeren negatif söylemleri reddettiklerini bu nedenle uluslar arası insan hakları hukukuna uygun düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi.


Feminist Atölye aktivistleri, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Eril tahakküm etrafında örgütlenen bir yaşam yerine adil, eşitlikçi ve özgür bir yaşam alanı kurmak için mücadele verdikleri kaydedilen açıklamada, “Sadece ülkemiz Kıbrıs’ta değil, tüm dünyada insan hak ve özgürlükleri için emek koyan tüm dostlarımızı selamlıyoruz. Kıbrıs’ın kuzeyinde bazı uluslararası sözleşmeler kabul edilmiş olsa da, KKTC’nin siyasi konumu uluslararası denetimin sağlanmasında büyük sıkıntılara neden oluyor. Bu sebeple gerek yatay gerekse dikey olarak yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için mevcut mekanizmalar işletilmiyor. Devlet bu noktada iç hukukunu uluslararası sözleşmelere uygun bir şekilde yeniden düzenlemek zorunluluğunu artık hatırlamalıdır” denildi.


‘Toplumsal farkındalığın geliştirilmesi devletin de sorumluluğundadır’


İnsan haklarına duyarlı bir yaklaşımla toplumsal farkındalığın geliştirilmesinin sadece sivil toplum örgütlerinin değil, devletin de sorumluluğunda olduğu ifade edilen açıklamada, “Bu bağlamda yasal boyutta yapılacak yeni düzenlemelerin toplumsal olarak da farkındalığı geliştirmek için önemli bir adım olduğunun, devlet içerisinde işlevsel mekanizmaların kurulmasının bu alanda mücadele eden diğer sivil toplum örgütleriyle dayanışma gösterilmesi gerektiğinin bilincindeyiz. İnsan hak ve özgürlükleri konusunda mücadele ederken cinsiyetçi ve ötekileştirici ifadeler ile milliyetçilik ve ayrımcılık içeren negatif söylemleri reddederek, uluslar arası insan hakları hukukuna uygun düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz” sözleri ifade edildi.


Toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizmasının kurulması istenilen açıklamanın devamında şu taleplerde bulunuldu:


“Kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair yasal ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçirecek icraatların gerçekleştirilmesini, kadınların toplumun her alanındaki temsiliyetini artırmak için geçici özel önlem olan kotayla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasını, gece kulüplerinde sistematik hale gelen insan hakları ihlallerine son verilmesini ve devletin gerekli yasal düzenlemeleri yaparak, bu suça ortak olmamasını, ev işlerinde çalışan kadınların maruz kaldığı emek sömürünün durdurulmasını, LGBTQ bireylerin haklarıyla ilgili olarak fasıl 154 Ceza Yasası’nın erkekler arasındaki eşcinsel ilişkiyi cezalandıran maddelerinin yürürlükten kaldırılmak amacıyla hazırlanan Yasa önerisinin bir an önce kabul edilmesini, LGBTQ bireylerin maruz kaldığı ayrımcılıkların her düzeyde kaldırılmasını, mülteci haklarıyla ilgili olarak, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan geri gönderilmeme (non-refoulement) ilkesine bağlı kalınmasını, mültecilerin sağlık, barınma, çalışma ve adil yargılanma haklarına uygun yasal düzenlemelerin yapılması, vicdani ret hakkıyla ilgili olarak, militarizmi, tek tipleşmeyi ve milliyetçiliği reddederken vicdani ret hakkının bir insan hakkı olarak kabul edilmesini istiyoruz. Doğanın ‘yöneteni’ değil, bir parçası olduğumuzu hatırlatarak içinde yaşadığımız ekosistem içerisinde temiz suya, temiz toprağa ve temiz havaya herkesin sahip olabilmesi gerektiğini, başka canlıların yaşam hakkının ihlal edilmediği bir insan hakları kavrayışıyla siyasetler üretilmesini talep etmekteyiz.”


(mg)