Asker annesi: Can almak bu kadar mı basit?

09:10

Beritan Canözer / JINHA

AMED - Hazır giyime karşı 15 senedir direnen ve dikim sanatının bitmemesi için mücadele eden asker annesi Nurhan Kamer, tüm Türkiye ve Kürdistanlı annelere seslenerek, " İnsanları öldürmemek nasıl oluyor da öldürmekten daha zor oluyor? Bir can almak bu kadar mı basit? Asker, gerilla hepsi bizim evladımızdır. Hepimiz anneyiz, evlat acısı çekmeyelim" dedi.

Silvan'dan İzmir'e, İzmir'den Diyarbakır'a uzanan terzilik geçmişine sahip Nurhan Kamer, Diyarbakır'da kendi moda evini açan ilk kadınlardan biri. Nurhan kadının konuşmasına, gülmesine, kiminle evleneceğine, nasıl giyineceğine başkalarının karar verdiği bir dönemde idealist bir kadın olmayı ve erkek egemen zihniyetin üzerindeki baskıyı kendide kırmayı başararak iş hayatına atıldı. 15 seneden sonra hazır giyim mağaza sayılarının artması ile beraber işlerinin kötüye gittiğini söyleyen Nurhan, dikim sanatının bitmemesi için mücadele ettiğini belirtti. Aynı zamanda bir asker annesi olan Nurhan, barış için çağrıda da bulundu.

'Kadınların çalışması o dönemde mümkün değildi'

Mesleğe 1989'da başladığını söyleyen Nurhan, "O dönemde Silvan'da çok yoğun olaylar yaşandığı için Silvan'dan İzmir'e göç etmek zorunda kaldık. Eşimle de ilgili bazı sorunlar vardı, bir kadının o dönemde bir işte çalışması da mümkün değildi. Kendi ayakları üzerinde durması çok zordu. İzmir'e gittikten sonra eşimin de yardımıyla bir tekstil okuluna gittim. Sonrasında atölyenin zemininden başladım. Daha sonrasında yükselerek ilerledim. Biraz da idealisttim, kafama koyduğumu yapardım. Ondan sonra atölyeden iplik fabrikasına geçtim. Orada da bir ay kadar çalıştım. Kesim, kalıp, dikim derken İzmir'den Diyarbakır'a döndük. O dönemlerde Diyarbakır'da hiç moda dikim evi yoktu, ilkini ben açtım. İlk açtığımızda çok zorluklar da yaşadık, tekrar İzmir'e dönmeyi bile düşündük" şeklinde konuştu.

'Bir süreden sonra dikime olan merak azaldı'

Nurhan, Diyarbakır'da ilk dükkan açtığında insanların tuhaf karşıladığını söyleyerek, "Bir kadının bir işte çalışıyor olması tuhaf geliyordu. Yadırgayanlar oldu, ters tepki verenler oldu ama ben vazgeçmedim. Sonra yerimi değiştirdim ve ofiste bir yer açtım. Ofiste işlerim iyi gidiyordu, çok müşteri geliyordu. Çok yoğun oluyordum insanlar randevu alabilmek için başkalarını devreye koyuyorlardı. 10-12 yıl boyunca Diyarbakır'da çok iyi işler yaptım. Çok yoğun müşteriler geliyordu ama daha sonrasında sektör büyüyünce gelenlerin sayısı da düştü. Tekstil alanı da büyüyünce dikime olan merak da azaldı. İnsanlar hazır giyimden alışveriş yapmaya başladı. Onlar ortaya çıkınca bu işe yıllarını verenlerin de geleni gideni azalmaya başladı" diye belirtti.

'Faili meçhuller oluyordu gitmek zorunda kaldık'

Dikim evlerinin kaybolmaya yüz tuttuğunu söyleyen Nurhan, geçmişte yaşadıkları zorlukları anlatarak şöyle dedi:
"O dönemde yanımda 12 kişi çalışıyordu. Çoğu zaman hepsiyle gece mesaisine kalırdık. Sayımız fazla olmasına rağmen siparişleri yetiştiremiyorduk. Şuan bu işi eşimle beraber yapıyorum, hiç eleman alma ihtiyacı duymuyorum. Bu mesleğin devamı için mücadele ediyoruz."
Silvan'dan İzmir'e göç etme sebeplerini anlatan Nurhan, "İzmir'e gittiğimiz dönem Silvan'da failler meçhuller çok oluyordu. İnsanlar katlediliyordu, sokağa çıkan alınıp götürülüyordu. Gerçi daha çok sokağa çıkmayan alınıp götürülüyordu. Eşim de o dönem kısa bir süre kayboldu daha sonra bulununca hemen Silvan'dan göç etmek zorunda kaldık. Bize dayatılan buydu. O dönemde insanların daha doğrusu özellikle kadınların ve çocukların hiç can güvenliği yoktu. O dönemde bu coğrafyada tek başına ayakların üzerinde kalabileceğin bir konum yoktu" diye konuştu.

'Bu ülkede kendimizi güvende hissetmiyoruz'

Kadınların eskiye nazaran daha bilinçli olduğunu dile getiren Nurhan, kadınlar bilinçlendikçe aile içi şiddetinde azaldığını söyledi. Nurhan, Türkiye'de kadın olmanın zor olduğunu belirterek, "Her gün yeni bir savaşın içinde buluyoruz kendimizi. Bu ülkede kendimizi güvende hissetmiyoruz. Ne zaman nerden bir kurşun gelecek, nerden bir biber gazı gelecek bilmiyoruz. Her anımız mücadele ve direniş içinde geçiyor" diyerek annelere de seslendi. Nurhan, Türkiye ve Kürdistan'daki tüm annelerin savaşa karşı birlik olması gerektiğini söyleyerek, "Ben bir asker annesi olarak ne askerlerin, ne gerillaların, ne polislerin ölmesin istemiyorum. Onların anneleri de ellerini vicdanlarına koyup bir düşünsünler; değer mi evlatlarını toprağa gömmeye. Onlar susmaya devam ederse daha çok katliam yaşanacak" dedi.

'Kana doymaz bir ülkede yaşıyoruz'

Kürdistan'dan uzatılan barış eline Türkiye'den savaş eli uzatıldığını söyleyen Nurhan, çocuğunun askerde olduğunu ve yüreği ağzında uyuyup uyandığını belirtti. Herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğine vurgu yapan Nurhan, "Bu savaşı ancak biz durdurabiliriz. Biz savaş istemiyoruz diyerek tek yürek olursak bu savaşı yürütemezler. Bu savaşa karşı topyekun bir mücadele gerekiyor. Hiçbir anne evladını kör kurşunlara kurban olsun diye büyütmedi. Bunca çocuğun, gencin öldüğü yetmedi mi? Ne kana doymaz bir ülkede yaşıyoruz. İnsanları öldürmemek nasıl oluyor da öldürmekten daha zor oluyor? Bir can almak bu kadar mı basit? Asker, gerilla hepsi bizim evladımızdır. Hepimiz anneyiz, evlat acısı çekmeyelim" diyerek tepkisini dile getirdi.

(şa/dk