Devletin zulmünü yaşayanlar barış demek için oradaydı ama...
09:21
JINHA
ANKARA - 2000 yılında Burdur Cezaevi’nde siyasi tutsak olduğu dönemde jandarmanın dozerle koğuşa dalması sonucu kolu kopan Veli Saçılık, Ankara Barış Mitinmgi’nde ön saflarda, “ölümler olmasın” diye haykıranlardandı. “O gün kolumu koparan jandarma da gerrilla da ölmesin diye alandaydım” diyen Veli, kendisiyle birlikte gelen ve bombalı saldırıda ağır yaralana hasta tutsak arkadaşı Erol Zavar’ın eşi Elif ve kızı Özgecan Zavar için hastane kapısında bekleyişini sürdürüyor.
5 Temmuz 2000 yılında 11 tutuklunun can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle duruşmalara çıkmayacaklarını belirtmesi ve mahkemenin zorla getirmelerine yönelik karar sonrasında gerçekleşen operasyonda dozerlerin koğuşa dalmasıyla bir kolunu kaybeden Veli Saçılık Ankara’yı kana bulayan katliamda barışı haykırmak için alanda ilk sıralarada yerini alanlardandı. O günleri, “Kolumu sonradan bir köpeğin ağzında buldular” sözleriyle anlatan Veli, “Derhal bir barışın sağlanması, benim kolumu koparan jandarmanın da ölmemesi için barışı haykırmak için alandaudım” diyerek şimdi ise kendisiyle birlikte gelen ve bombalı saldırıda ağır yaralana hasta tutsak arkadaşı Erol Zavar’ın eşi Elif ve kızı Özgecan Zavar’ın iyileşmesi için bekleyişini sürdürüyor.
15 yıl önce ki mağduriyetinin sonucunda kimsenin yargılanmadığı hatta kendisine de devlet tarafından tazminat davası açılan Veli,“15 yıl geçti ve bana yapılan zulme karşı hep barışın savunucusu oldum. Bir daha kimsenin bu acıları yaşamaması için, kimsenin bir uzuvlunun kopmaması için sokaklardayım. Olay günü de barış talebi için, Amed’de ki , Suruçta’ki bombaya karşı insanca yaşayıp insanca ölebileceğimiz bir toplum hayaliyle alandaydım” diyor.
‘Onlar hasta tutsaklar için oradaydı’
Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaralı arkadaşı Elif ve Özgecan Zavar’ın tekrar sağlıklarına kavuşmasını bekleyen Veli, boynundan ve göğsünden yaralanan anne kızın neden barış istediklerini ise şu sözlerle anlatıyor “Elif Zavar’ın eşi cezaevinde ve hasta tutsak. Özgecan devrimcilerin elinde büyüdü. Babası tutuklandığında küçücük bir çocuktu. Göğsünden giren bilye sırtından çıktı. Onlar hasta tutsaklar için oradaydı. Esaret altında kimse ölmesin diye ordaydı.”
‘Babasına ne diyeceğiz diye düşündüm’
Tutsak olan babasının Özgecan’ı devrimcilere emanet ettiğini belirten Veli, “Özgecan bizim emanetimiz. Onu ilk yaralı gördüğümde babasına ne diyeceğiz diye düşündüm. Babası ölmesin derken evladının cenazesini mi teslim edeceğiz diye paramparça olduk. Yaşamını kaybetmemesi bizim için teselli” diyerek daha fazla acıya tahammülleri olmadığını söylüyor.
‘Biz yine barış diyeceğiz’
Devlet yetkililerin,“Bombayı DAİŞ patlattı” şekilde açıklamalar yaptığını söyleyen Veli,“Polislerin bize karşı gülüşleri, üzerimize atılan gaz ve su bu katliamda devletin bir oyunu olduğunu gösteriyor. Biz bu zulme karşı hastanenin önündeyiz. Biz yine barış diyeceğiz. 9 yaşındaki bir çocuğun, 14 yaşındaki bir kızın veya hiçbir kadının ölmediği bir toplum düşlüyoruz” diyor.
“O gün o barış mücadelesini yükseltmek için alandaydık, asker ve gerillanın ölmemesi için oradaydık ancak bomba patlattılar. Ama biz bundan sonra da alanlarda barışı haykıracağız” diyen Veli, herkesin eşit yaşadığı bir dünya kuracaklarını belirterek, “Biz barışı elinde sonunda sağlayacağız” diye ifade ediyor.
(ekip/zd/fk)
