KJA: Örgütlü kadınların özyönetimi erkek devletin iktidarını sarsıyor

12:44

JINHA

AMED - Erkek egemen devletin yerinden yönetimlerin öz gücü olan belediyelerde, kadın eşbaşkanlara savaş açtığını belirten KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata, "Halkların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda gelişen özyönetimlerin inşası iktidarın koltuğunu sarsmıştır. Örgütlü kadınlar bu devlet için tehlike olarak görülmekte ve hedef haline getirilmektedir. Çünkü bilinmektedir ki, örgütlenerek özgürleşmeye adım atmış kadınlar asla haksızlığa boyun eğmeyi kabul etmeyecektir. Onlara dayatılan her türlü devlet sistemini reddederek kendi paradigması doğrultusunda özgür yaşamı inşa edecektir" dedi.

Kongreya Jinen Azad (KJA), Temmuz ayından bu yana DBP'li yerel yönetimlere dönük sistematik bir şekilde yürütülen gözaltı ve tutuklama operasyonlarına ilişkin hazırladıkları verileri dernek binasında yaptığı toplantı ile açıkladı. Toplantıda konuşan KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata, 30 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen MGK toplantısında alınan kararla Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne ve Türkiyeli demokrasi dinamiklerine karşı kirli bir savaşın devreye konulduğunu söyledi.

Kobanê ile yeni bir saldırı süreci başladı

Kobanê ile başlayan saldırıların gün be gün tırmandırıldığını kaydeden Ayla, "Kürt Halkı'na yönelik Kobanê'de geliştirdikleri katliamın bir devamı olarak Kürdistan ve Türkiye zemininde seçimlerden önce Adana, Mersin, 5 Haziran'da Amed ve 20 Temmuz'da Suruç'ta yaşanan katliamın son halkası olarak 10 Ekim'de Ankara katliamı gerçekleştirilmiştir. 7 Haziran seçimlerinde Kürt Halkı ve Türkiye Halkları demokrasi mücadelesini ortaklaştırarak; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir Türkiye olabilmenin yolunu açmıştır. Sivil görünümlü AKP devleti 30 Ekim'de karar altına aldığı savaş konseptini, topyekun uygulamaya başlamıştır" diye konuştu.

Kadın özgürlüğü hedefte

22 Temmuz'dan bu yana bini aşkın kişinin gözaltına alındığı, yüzlercesinin tutuklandığı, yüzlerce yargısız infazın yapıldığı, onlarca seçilmiş eşbaşkanın tutuklanarak görevlerinden uzaklaştırıldığı bir süreçten geçildiği bilgisini veren Ayla, "Eril ve soykırımcı zihniyet her gün sokaklarımızda kadınları, küçük kız çocuklarını katletmekte, onların bedenlerine yaptığı zulümlerle yok etme politikaları yürütmektedir. Bugün Ekin Wan'ın şahsında yaşatılan da bu zihniyetin kadın iradesine, kadın özgürlük hareketine yönelik uyguladığı politikanın somut göstergesidir" dedi.

'Kürt kadınların iradesini ortaya koydu'

Özellikle DBP'li kadın belediye eşbaşkanlarının hedef alınmasının özyönetim ve direnişler özne olan kadınların iktidarın koltuğunu sarsmasına bir cevap olduğunu kaydeden Ayla sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumsal muhalefeti, kadınları ve demokrasi güçlerini sindirme yöntemi olarak işkenceyi yeniden ve yoğunluğunu arttırarak devreye koyan iktidar, savaş ilan ettiği Kürdistan da 'güvenlik bölgesi' kılıfı yaratarak, sivil insanları katletmesiyle, katlettikleri insanların bedenleri üzerinde tanımlanması mümkün olmayan vahşi uygulamalarla Kürt Halkını ve kadınları hedef almıştır. Kürt kadınları her alanda olduğu gibi iradesini ortaya koymuş baskıya zulme boyun eğmemiştir.

'Özgür yaşamı kadınlar inşa edecek'

Kürdistan da var olan baskıcı sistemi kabul etmeyen tüm devrimci, demokrat, sosyalist, muhafazakar, feminist kadın özgürlük hareketleri; etnisite, din ve inanç ayırımı gözetmeksizin ortak mücadele hattında birleşerek direnişini yükseltmiştir. Bu direnişi kabullenmeyen erkek egemen devlet yerinden yönetimlerin öz gücü olan belediyelerde, kadın Eşbaşkanlar'ı ilan ettiği savaş siyasetiyle gözaltına alıp tutuklamıştır. Devletler, savaş ve çatışma koşullarında kendileri için tehlikeli buldukları topluluk ve bireyleri hukuk kılıfı içerisinde baskı altına alarak sindirmeye çalışırlar. Örgütlü kadınlar da bu devlet için tehlike olarak görülmekte ve hedef haline getirilmektedir. Çünkü bilinmektedir ki, örgütlenerek özgürleşmeye adım atmış kadınlar asla haksızlığa boyun eğmeyi kabul etmeyecektir. Onlara dayatılan her türlü devlet sistemini reddederek kendi paradigması doğrultusunda özgür yaşamı inşa edecektir.

İnadına yerel demokrasi

Yerel demokraside kadın özgürlükçü paradigma ilkesini esas alan; adil, şeffaf, eşitlikçi, hizmete dayalı belediyecilik anlayışı, egemen kapitalist sisteme karşı alternatif bir yaşam biçimi olmuştur. Halkların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda gelişen özyönetimlerin inşası iktidarın koltuğunu sarsmıştır. Bu korkuyla hareket eden iktidar, direnişin esas gücü, dinamiği, ve aynı zamanda siyasetin öznesi olan kadınları hedef alarak gözaltı ve tutuklamalarla kadın iradesine ve özgürlük mücadelesine bir saldırı gerçekleştirmiştir. Halkın iradesi olan seçilmiş siyasetçileri "Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozmak", "Canlı Kalkan" olmak ve "Özel Güvenlik Bölgesine Girmek' " suçlamalarıyla yargılayan iktidar özellikle Kadın Belediye Eşbaşkanları'nı tutuklayarak görevden uzaklaştırmıştır."

'Mezarlıklara yönelik saldırılara sessiz kalamayız'

"En büyük tehdit kadınlara dönük oldu ve biz yine bu direnişin en güçlü sesi olacağız. Onlar savaş dedikçe barış diyeceğiz. Onlar gerçekleri gizledikçe bizler bu gerçekleri açığa çıkaracağız" diyen Ayla son olarak PKK'lilerin mezarlarına yönelik saldırılara değindi ve kutsallara yönelik saldırılara kadınların sessiz kalmayacağını kaydetti. Ayla, "Aileleri sadece çocuklarının başında bir Fatiha okumak istiyorlar. Ailelerinin en öncelikli talebi çocuklarının olmasıydı ve bu Mezarlıklar illerin mülki amirlerinin bilgisi dâhilinde yapıldı. Mezarlıklar halkın kutsalı değil midir? Siz biliyor musunuz o mezarlıklar nasıl oluşturuldu. Bu kemikler nasıl bulundu. Çoğu köylüler tarafından bulundu ve aileler çıkardı. Hükümet ailelere diyor ki 'Çocuklarınızı aramayın biz katlettik artık aramayın insanlara talep etmeyin çünkü bizde yoktur.' Herkes insan doğar ama insan kalmak zordur. İnsanın kutsalından en önemlisi mezarlardır. Kadınlar olarak sessiz kalmayacağız. Hükümete de çağrımız bu yanlıştan geri dönün" diye kaydetti.

(sg-be/fk)