Acıların sonsuzla çarpılıp, 34’e bölündüğü yer: Roboski (1) DOSYA
08:55
‘Derdê Roboskî wekî zinara mezine wekî çiya bilind e’
MİZGİN TABU - ZEHRA TUNÇ/JINHA
JINHA
ŞERNEX – Yaşamın tek renge, karanlığa büründüğü yer oldu Roboskî… Şırnak’ın Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Roboskî (Ortasu) Köyü için hayat, 28 Aralık 2011 Çarşamba günü saat 21.20’de durdu. Dünyanın kör, sağır ve dilsiz kesildiği, çoğu çocuk 34 kişinin katledildiği Roboskî’de, geçen iki yıla rağmen ruhların katliamı devam ediyor. Benzinin, çayın kaçakçılığını yapmak, 50 lira okul harçlığı için çıktı yola 34 insan… Sonra… Bu kez de anaların acıları sonsuzla çarpılıp, 34’e bölündü, 100 bin lira etti… Sonra da 40 kişilik kadro etti. Ama bir özür etmedi, Roboskî’ye adalet…
Şırnak'ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski (Ortasu) köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde saat 21.20 sularında karakolun bilgisi dahilinde Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçerek sigara ve mazot getiren çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaş, dönüş yolundayken Diyarbakır'dan kalkan F-16 Türk savaş uçakları tarafından yüzlerce kiloluk kazan bombalarıyla bombalandı. Katliamdan sağ kurtulan ve yanı başında 34 arkadaşı ve akrabası vurulan Servet Encü'nün köye gelerek olayı köylülere anlatması ile duyulmuştu. Servet Encü, "Geri döndüğümüz sırada jetler bizi bombardımana tuttu. Bombardıman sırasında acı bir koku etrafı sardı. Birden insanlar yanarak can verdi. 5-6 kişi bombardımandan kaçarak kayalıkların arasına saklandı. Uçaklar orayı da bombaladı. Hepsi kayalıkların altında can verdi" demişti. Olay yerine ilk giden köylüler gördükleri manzara karşısında şoka uğramıştı. Cenazeler kömürleşmiş, parçalanmış uzuvların her bir parçası dört bir yana dağılmış, katırların iç organları etrafa saçılmış ve parçalanmış insan ve katırların etleri birbirine karışmıştı. Köylülerin toprak altından çıkardıkları çocukların cenaze görüntüleri ise yürek parçalar nitelikteydi.
Hasan Ürek: Heronlar sürekli tepemizdeydi
Roboski bombardımanından ağır yaralı olarak kurtulan ve 11 gün Şırnak Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Hasan Ürek, 25 gün aradan sonra taburcu edilmişti. Katliam gecesini anlatan Hasan, “Katliamın yaşandığı tarihte 17 yaşındaydım. Katliamdan ağır yaralı olarak kurtuldum. O gün yine her zaman olduğu gibi işe gitmek için hazırlandık. Saat 16.00 civarında hazırlanıp Roboski Köyü’ne gittik. Ondan sonra Roboski’den ayrıldık” dedi. Ayrılırken heron seslerinin geldiğini söyleyen Hasan, “60-70 kişiydik. Yaklaşık 150 katır vardı yanımızda. Bizde Yıldız Karakolu’na gittik. Ben Salih, Adem ve Yüksel herkesin önünde yürüyorduk. Diğerleri arkamızda yürüyordu. Heronlar sürekli tepemizdeydi. Sınıra doğru ilerledik. Bazı arkadaşlarımız döndü. Bizde şarkı söyleyerek ilerledik. Irak’a gidip geldik. Yükümüzü aldık ve yola çıktık” sözlerini ifade etti.
‘Ortalık birden cehenneme döndü’
Soğuk havayı söyledikleri klamlarla ısıtan ve yürüyüşlerine ağır ağır devam eden köylülerin üzerine atılan havan topları ortalığı birden cehenneme çevirdi. Olay gününü anlatırken, gözleri dolan Hasan, “Hava çok soğuktu. 7 tane havan topu atıldı. Biz o orada ailelerimizle konuşmaya başladık. Ne yapalım diye onlara sorduk. Bomba atmaya devam ettiler. Diğer gurup öndeydi zaten biz artık onların öldüğünü düşündük. Yanımda Orhan vardı biz arkada 11 kişiydik. Diğerleri 200 metre uzaktaydı. Artık birbirimizden kopmaya başladık. İkince kez bomba atmaya başladılar. Yanımızda 10-11 yaşlarında çocuklarda vardı. Onlar Haftani yolunda gittiler. Ben artık bayılmıştım o ara kendime geldiğimde hava karanlıktı. Kulağım sağır olmuştu. Sırtım ve boğazımdan yaralanmıştım. Her tarafta ceset parçaları vardı. Katır ve insanların et parçaları birbirine karışmıştı. Birbirinden ayırt edemiyordum.
‘11 gün yoğun bakımda kaldım’
Bombardıman 21.20 sularında yaşandığını söyleyen Hasan, “Köylüler saat 24.00 gibi bize ulaştılar. Kış mevsiminden kaynaklı askerler yoktu ama Beyaz Tepe’de Özel Hareket Timleri’ni görebiliyordum. Onlarda bizi görüyorlardı. Zaten her tarafta askerler yolu kapatmıştı. Ambulanslar engellenmişti. Daha sonra beni ve Salih’i ambulansa bindirdiler. Ben Salih’ten daha ağır yaralıydım, oksijen tüpüne bağladılar. Bizi Şırnak merkeze götürdüler. 11 gün yoğun bakımda kaldım. Kendime geldiğimde kimseyi tanımıyordum. Doktorlar benimle Türkçe konuşuyordu ama bana Kürtçe gibi geliyordu. Daha sonra savcılar geldiler. Ama doktorlar benim ifade veremeyeceğimi söylüyorlardı. Hastaneden çıktıktan sonra bir hafta Şırnak merkezde kaldım. Bana birşey söylemiyorlardı. Bana katırdan düştüğümü söylediler. Roboski olayından haberim yoktu. Daha sonra yavaş yavaş hatırlamaya başladım” dedi.
‘Tek amacım katliamın açığa çıkması’
Hastanedeyken bazı heyetlerin geldiğini sözlerine ekleyen Hasan, “AKP, CHP ve BDP’den heyetler geldi. Savcılar geldi. Babama söylemişler ‘ona koruculuk kadrosu vereceğiz’ diye. Ben karşı çıktım dedim bana bir daha koruculuktan bahsetmeyin. Halen kulak tedavim devam ediyor. Toplum içerisine girdiğimde çok daralıyorum. Sinirleniyorum. Beynim şişiyor. Benim tek amacım Roboski katliamının açığa çıkması ve bunun takipçisi olacağım” sözlerini ifade etti.
Halime Encü: Roboski katliamının acısı dağlar kadar büyük
Roboski katliamında oğlu Serhat Encü’yü kaybeden acılı anne Halime Encü, “Derdê Roboskî wekî zinara mezine wekî çiya bilind e” diyerek söze başlıyor. Oğlunun henüz 17’sine bile girmediğini söyleyen Anne Halime, “Oğlum öğrenciydi. 9 kişiye bakıyordu. Sadece kardeşleri okusun diye kendi okulunu bıraktı. Ben onu işe gönderirken çantasını hazırlıyordum. Gecesi gündüzü yoktu. Sürekli çalışıyordu. O gün de öyle oldu. Her zamanki gibi hazırlanıp gittiler. Akşam oldu yatağını hazırladık ancak gelmediler. Ben meraklandım nerde kaldı bu çocuklar diye. Sürekli camda bekliyordum onu. Sonra diğer kadınlarla yola çıktık. Gittim baktım herkes ağlıyor” dedi.
‘Parçalanan cesetler arasında oğlumu aradım’
Parçalanan cesetler arasından oğlunu aramaya başlayan Anne Halime, “Bana Serhat'ın yaralı olduğunu söylediler. Sonra öldüğünü öğrendim. Çocuğumu benden aldılar. Parçamı benden kopardılar. 34 insan öldü ama bunun hesabı sorulmadı. Biz yas tutuyoruz. 2 yıldır siyah elbiselerle dolaşıyoruz. Benim kızım evlendi ona düğün bile yapmadık. Yas havasında kızımı yolcu ettim. 24 saat sadece ağlıyorum. Televizyon izliyoruz. Roboski için adalet bekliyoruz. AKP hükümetinin ne hakkı var bize bunu reva görüyorlar. Bizim çocuklarımızın çoğu öğrenciydi. Bizim derdimiz dağlar kadar büyük. Bize tazminat diyorlar. Bizim için önemli olan tazminat değil biz suçluların yargılanmasını istiyoruz. Failler bulunsun. Bunlar bulunursa bizim içimiz rahat olacak. İşte o zaman barış gelsin bu topraklara diyeceğiz. Yeter barış gelsin diyeceğiz” sözlerini ifade etti.
‘Her Perşembe mezarlık başındayım’
Roboski katliamında eşini kaybeden 5 çocuk annesi Bakize Kaplan, “Benim eşim katledildi. Benim eşim ‘çocuklarımı okutacağım’ diyordu. Eşim katledildiğinden bu yana köydeki insanlar bize destek oluyor. Sürekli televizyon karşısında oturuyoruz. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan bizim için ne söyleyecek diye bekliyoruz. Benim eşim kadar dünyada dert çeken yoktur. Saat 03.00 sıralarında kalkan bir insandı. Gecesi gündüzü olmayan bir insandı. Şimdi her perşembe mezarlık ziyareti yapıyoruz. Onların hayaliyle yürüyoruz mezarlıklara. Bütün bunlar 10 TL için oldu. Kardeşim ona gitme diyordu. Ama eşim kendi kazancıyla emeğiyle yaşamak istiyordu” diye belirtti.
Yarın: Avukat Reyhan Yalçındağ: Roboski ve yargı süreci
(ekip/mg)

