Sur'da insan canına kastedenler aynı zamanda tarihi belleği yok ediyor

09:02

Şehriban Aslan-Mizgin Tabu/JINHA

AMED - Sur'da bulunan binlerce yıllık tarihi yapılar devlet tarafından yıkılma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bir kentte bulunan tarihi yapıların kentin kimliğini belirttiğini ifade eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras ve Turizm Daire Başkanı Nevin Soyukaya, "Bir kentin tarihi yapısı kültürel zenginliğin bir parçasıdır. Bu parçayı yok etmek kendini, kimliğini ve kenti yok etmek demektir" dedi.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde valilik tarafından 3 kez ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla devlet sadece sivillere değil aynı zamanda tarihi yapılara da saldırılar düzenlemekte. Tarihi binalarda özel harekât timleri tarafından roketatarlarla yapılan atışlar ve silahlarla taranması sonucu geri dönüşü olmayan zararlar meydana geldi. Yapılar her ne kadar uzmanlar tarafından onarılsa da özgün haline birebir dönmesi imkânsız denilebilir durumda. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras ve Turizm Daire Başkanı Nevin Soyukaya, Sur'da ki yapıların UNESCO tarafından koruma altına alındığını fakat devletin bunu koruması yerine yıktığını belirtti.

'Diyarbakır'ın binlerce yıllık tarihi bir geçmişi var'

Diyarbakır'ın binlerce yıllık tarihi bir geçmişi olduğunu ifade eden Nevin, "Sur ilçesi de binlerce yıldır aralıksız yaşam süren tarihi bir yer. Kenti sadece bir dönemle tanımlamak çok zordur. Orada ki herhangi bir tahribat sadece görünürde bir tahribat olarak kalmıyor, geçmişi ve geleceği de tahrip ediyor. Suriçi 2863 sayılı yasa kapsamında kentsel site olarak tescillendi. Osmanlının 16. Yüzyılda ilk ve çok ender yapılarından olan Kurşunlu Camii ve çevresinde ki sivil yapılar tek tek tescillenerek koruma altına alındı. Kurşunlu Cami antik döneme ait olmakla beraber, avluda bulunan kapıda ki şekiller de Bizans'a ait motiflerin olduğunu görüyoruz" dedi. Nevin, Temmuz ayında ise Diyarbakır Kalesi ve içinin, Anzela suyunun da dahil olduğu Dicle Vadisinin dünya mirası olan UNESCO'ya sunularak tescilleme kararı aldıklarını dile getirdi.

'Tarihi yapılar korunması gereken yerde yıkılıyor'

İlan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla beraber tarihi yapılarda büyük tahribatların meydana geldiğini söyleyen Nevin, "Özellikle bu son sokağa çıkma yasağında avlunun kapısı ve duvarlarının yıkıldığını gördük. Özel harekât timleri caminin avlusuna birçok zırhlı araçla girip kapıyı ve bazalt taşlarıyla yapılan duvarı yıkarak içeri girdi. Diyebiliriz ki son yasakta cami ve diğer sivil yapılar çok büyük tahribat gördü" dedi. Tarihi yapıların korunması gerektiği yerde yıkıldığını dile getiren Nevin, sadece sivil yapılar ve caminin zarar görmediğine kiliselerde de tahribatların olduğuna dikkat çekti. Nevin, "Surpgregos Kilisesi de zarar gören kiliseler arasında yer alıyor. Kilisenin altında ki tescilli dükkânlar, Ermeni Katolik kilisesi ve sokak dokuları da zarar gördü" dedi.

'Bunu yapanların bir an önce cezalandırılması gerekiyor'

Bir kentin tarihi yapısının kültürel zenginliğin bir parçası olduğunu vurgulayan Nevin, "O parçayı yok etmek kendini, kimliğini ve kentini yok etmektir. Bu dönemde ilgili kurum ve kuruluşların önlem alması gerekiyor. Bu çatışmalı ortamı yönetenlerin bunu aklından çıkarmamaları gerek. Burası herhangi bir yer değil. Diyarbakır Suriçi bu kentin, bu bölgenin tarihinin belgelendiği noktalardır" şeklinde konuştu. Surda bulunan tarihi yapıların aynı zamanda belge niteliği taşıdığını dile getiren Nevin, "Bu kadar özel ve özgün bir alanın bu şekilde tahrip edilmemesi lazım. Aklına esenin roketatarla ve kurşunlarla taraması akıl karı değil. Bunu yapanların bir an önce cezalandırılması gerekiyor" diye kaydetti.

(dk)