Leyla ile kızı siyah elbise giyerek çetelerin elinden kaçtı

09:02

Şevin Şervan/ JINHA

QAMİŞLO - Şengal'e yönelik çete saldırılarında kaçırılan Leyla Eko, çetelerin zulmüne karşı aylarca direndi ve en son bir yolunu bulup kızıyla birlikte giydikleri siyah elbiselerle kaçmayı başardı. Leyla, anne ve babasının çeteler tarafından öldürüldüğünü söyleyerek, 4 kızkardeşi ile 7 erkek kardeşinin de halen çetelerin elinde olduğunu belirtti.

DAİŞ çetelerinin Şengal'e yönelik katliam ve saldırıları sonucunda kaçırılan 3 bin 500 Êzidî kadından biri olan Leyla Eko, kurtulmayı başaran kadınlardan. 4 çocuğuyla çetelerin eline esir düşen Leyla, saldırının ilk gününden itibaren yaşadıklarını ajansımıza anlattı. Çetelerin katliam ve saldırılarından önce peşmergelerin geldiğini söyleyen Leyla, "Şeyhimiz peşmergelerin geleceğini ve bizi koruyacaklarını söyledi. Ancak çeteler daha köye girmeden peşmergeler kaçmıştı bile. Peşmergelerin kaçtığını gören köylülerin birçoğu da onlarla birlikte kaçtı. Çeteler gelene kadar peşmergeler kaçmıştı. Çeteler köye geldiğinde silahlarımızı aldılar. Bizlere kimliğimizin dışında bir şey almadan evlerimizden çıkarak okulda toplanmamızı istediler. Erkekler alt katta kadınlar ise üst katta toplandı. Köyün şeyhi elindeki yüzükten cep telefonuna kadar onlara verdi. Erkekleri öldürmek için götürüyorlardı şeyhin ise bundan haber yoktu. Sonra şeyhi de götürdüler ve bir daha onu göremedik" diye belirtti.

'Kaynanamı yatağın altına sakladım'

Erkeklerden sonra üst kattaki kadınların da arabalara bindirildiğini ifade eden Leyla, "Bizi Cebellaha götüreceklerini söylediler. Bizi Şengal'den çıkarıp Solak köyüne götürdüler. Çocuklu kadınları evin üst katına, bekar kadınları da alt kata aldılar. Ardından kızları silahlarla, kamçılarla toplayıp zorla arabalara bindirdiler. Tek çocuklu yada bir senelik evli olan kadınları da içimizden alıp sürükleyip götürdüler. Her yer feryat filan ağlamalar fayda etmedi. Daha sonra 10-15 yaşlarındaki erkek çocuklarımızı da altılar. Onları da iki arabaya doldurup götürdüler. Sabah olduğunda ise 'içinizdeki yaşlılar rahat etmiyorlar onları daha güzel ve rahat edebilecekleri serin bir yere götüreceğiz' deyip yaşlıları da yerden sürükleyip zorla içimizden aldılar. Kaynanamı götürmesinler diye yatağın altına sakladım" sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

'Tek çocuklu kadınları alıp götürüyorlardı'

Kalan kadın ve çocukların ise üç araba ile Telehfer'e götürüldüğünü kaydeden Leyla sözlerine şöyle devam etti: "Bizleri Telehfer'den uzakta Şamarların köyünde bir okula koydular. 25 gün bu okulda kaldık. Bu 25 gün içinde her gün DAİŞ çeteleri gelip içimizde tek çocuklu kadınları alıyorlardı. Yiyecek yemeğimiz yoktu, aç ve susuzduk. Küçük çocuğumu 25 gün boyunca sadece emzirdim ama sütümde yetmiyordu. 25 günün ardından bizleri Şia köyüne götüreceklerini söylediler. Eşlerimizin getirilmesini istedik ve getirilmeden yerimizden ayrılmayacağımızı belirttik. Ardından çeteler sopalarla kamçılarla içimize girdiler çok korktuk. Bizi daha sonra bir köye götürdüler orada ailemle kaldım. Birbirimizden uzak kalmaya korkuyorduk çünkü 10 günde bir gelip 'okulda toplanın' diyorlardı. Okulda bizi topladıklarında telefon için üstümüzü arayacaklarını söylüyorlardı bu sırada bize taciz ediyorlardı ve istedikleri kadınları alıp götürüyorlardı. 3 ay boyunca o köyde kaldık."

'Çocuklara tecavüz ettiler'

Üç aydan sonra onları Rakka'ya götürüldüklerini belirten Leyla, "Bizi koydukları binada gökyüzünün dışında başka birşey görmüyorduk. Birinin karşısına çıkardılar dediler bu bizim şeyhimizdir, sizleri birbirinizden ayıracak. Adımızı yazdılar ikişer üçer bizi ayırdılar. Beni kaynanamı, görümcemi ve dört çocuğumu bir yere koydular. Görümcem bekardı, nikah kıymasınlar diye iki çocuğumu görümceme verdim. Kaynanamı Iraklı bir adam para karşılığında satın aldı. Bende karşı çıkınca adam 'ondan ayrılmak istemiyorsan sende gel' diye teklifte bulundu. Bizde o adamla gittik ve eşi üzerimizi arayarak altınlarımı benden aldı. Iraklı iki komşumuzda gelmişti bizimle ama onları farklı bir yere götürdüler. Sonra yanlarına gittik durumları çok kötüydü ağlıyorlardı. Komşularımızın anlattığı kadarıyla çeteler çocukları dışarı çıkarıp ağızlarını ellerini bağlayıp tecavüz etmişler" ifadelerinde bulundu.

'Kızımla birlikte siyah kıyafetleri giyip kaçtık'

Karşısına bir erkeğin çıkartılarak 'bu seni satın alacak ve o ne isterse onu yapacaksın' dendiğini dile getiren Leyla, çetelerin bu istediğini kabul etmediğini belirterek, "Eşimi getirin kaynanamla birlikte size hizmet ederiz dedim. Eşimi öldürdüklerini söylediler. Diğer gün başkası geldi oda satın almak istedi ona da aynı şeyleri söyledim kabul etti. Bizi Enbar köyüne bir eve götürdüler. Kaynanam hasta olduğu için iş yapamıyordu sonra kaynanamı başka bir yere götürmek istediler ikimizde direnince darp edildik. Kaynanamı odaya kapattılar, çocuklarımı önce götürdüler sonra beni de sürükleyerek arabaya bindirip Ena köyüne götürdüler. O akşam bize bir şey yapmadılar ama boş odada sabaha kadar halimiz ölüden beterdi. Ertesi gün elinde sopayla gelen çete 'benimle geleceksin' dedi. Bende kabul etmeyince kızımı ve beni dövdüler. Akşam olunca sopaları ve anahtarı sakladım. Çetenin uyuduğunu anlayınca onların siyah kıyafetlerini giydim, kızıma da giydirip camdan kaçtık."

'Ailemden 11 kişi çetelerin elinde'

Kaçtıklarında yakın köylere sığındıklarını söyleyen Leyla, son olarak yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Köylülerin kapılarını çalıyorduk bizi evlerine alsınlar diye kimse almadı. Korktuklarını söylüyorlardı. Yağmur yağıyordu dışarıda kaldık. Hayırsever biri arabasına aldı. Başımdan geçenleri anlattım. Beni belirli bir yere kadar götürdü o da güvendiklerine teslim etti taki Cizre'ye gelene kadar. Annem babam öldü, bir abim burada diğer 4 kız kardeşim, 7 erkek kardeşimde DAİŞ çetelerin elindeler. Onlardan hiç haberim yok."

(mg/fk)