Acıların sonsuzla çarpılıp, 34’e bölündüğü yer: Roboski (2) DOSYA

11:00

Mizgin Tabu/ JINHA


‘Roboski katliamının faili devletin kendisidir’


AMED - Roboski (Ortasu) Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 yurttaşın katledilmesi olayıyla ilgili başlatılan yargı sürecine ilişkin bilgi veren Avukat Reyhan Yalçındağ, katliam olayının hala soruşturma kapsamında ilerlediğine dikkat çekerek, “Bu ülkede 70 yaşındaki barış anneleri hemen tutuklanıyor. 60 yaşındaki Kürt, Newroza katıldığı için tutuklanabiliniyor ve hala uzun tutukluluk hali devam ediyor.  Böylesi hızlı işleyen yargıya sahip olan hükümet, faili beli olan bir katliamı nasıl olur da böyle uzatıyor anlayamıyorum. Faili zaten beli. Bu katliamın faili devletin kendisi” dedi.


Şırnak'ın Uludere (Qilaban) İlçesi’ne bağlı Roboski (Ortasu) Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde saat 21.20 sularında karakolun bilgisi dahilinde Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçerek sigara ve mazot getiren çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaş, dönüş yolundayken Diyarbakır'dan kalkan F-16 Türk savaş uçakları tarafından yüzlerce kiloluk kazan bombalarıyla bombalandı. Bombalanarak 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği katliamın ardından 3 yıl geçmesine rağmen faillerin yargılanmamasıyla beraber olaya ilişkin herhangi bir dava da açılmazken, katliam 3 yıldır “soruşturma” kapsamında hükümet tarafından yürütülüyor. Roboski soruşturmasına müdahil avukatlardan Reyhan Yalçındağ Baydemir, soruşturmaya ilişkin değerlendirmede bulunarak “Katliamın askeri değil sivil halka yönelik gerçekleşen hak ihlali olmasına rağmen soruşturma askeri mahkemelerce ilerletiliyor. Mahkeme heyeti, katliam dosyasına ilişkin ise ‘gizlilik’ kararının alındığı gerekçesiyle herhangi bir bilgi vermiyor” dedi.


‘Roboski dosyası ‘gizlilik’ gerekçesi ile gösterilmiyor’


Hükümet tarafından bölge üzerinde 40 yılık bir baskının olduğunu ve yaşanan çatışmalar nedeniyle yurttaşların savaş hukuku ve insan hakları ihlaline maruz kaldığını dile getiren Reyhan, “Roboski katliamı da yılardır yaşanan hak ihlalinin bir örneğidir. Bu nedenle tek bir münferit vaka gibi değerlendirilmesi son derece eksik olacaktır. Bu vahim olayın gerçekleştiği andan itibaren hukukçuların hepimizin bir dâhili söz konusu oldu. Ama klasik bir Türkiye ezberi yine yaşandı” diye konuştu.  Roboski soruşturması dosyasının “gizlilik” gerekçesi ile avukatlara gösterilmediğine dikkat çeken Reyhan, Türkiye’de ikili hukuk sisteminin olduğunu söyleyerek, “Şu ana kadar katliama ilişkin şüpheli sıfatıyla dinlenilen tek kişi yok. Askeri bir sorumlu yok. Bir MİT görevlisi yok. Yâda sivil bir sorumlu yok” diyerek, Roboski dosyasının Şırnak’tan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na alınmasından itibaren bir grup meslektaşıyla beraber davayı takip ettiğini fakat gizlilik gerekçesiyle davayı takip eden avukatların dosyaya ulaşamadığına dikkat çekti. Reyhan, “Bir Türkiye klasiği olan eşitsizlik, maktul ve mağdur davasına bakan avukatlara dosyayı göstermemekle yaşanıyor” dedi.


‘Ortada kendi insanını vahşice öldürme pratiği var’


34 kişinin katledilmesinin söz konusu olan soruşturmada hükümetin mağdurun yanında olup olayın aydınlatılması için şartları olağanlaştırması gerektiği yerde soruşturmayı daha da yokuşa sürdüğüne işaret eden Reyhan, “3 yıldır devam eden soruşturmada avukatlara dosyanın bir kopyasını dahi vermeyen hükümetin tarafsız olduğunu söylemek mümkün değil. Aynı zamanda katliama ilişkin ‘Askeri bir suç işlendi’ denilerek davanın askeri mahkemece izlenmesine karar verildi. Ortada askeri bir suç yok. Ortada insanlık suçu var. Ortada, kendi insanını vahşice öldürme pratiği var. Mağdur taraflarınca davaya müdahil avukat olduğumdan dolayı bana şüpheli sıfatıyla yargılanan kişilerin bilgisi verilmeli. Fakat bilindiği gibi bana hiçbir bilgiyi vermiyorlar” şeklinde konuştu.


‘Türkiye katliamlarına devam ediyor’


“Dava avukatı olarak katledilen 34 canın ailesine vermem gereken bir yanıtımın olması gerekiyor” diyen Reyhan,  aslında katledilenlerin ailelerine Başbakan’ın vermesi gereken yanıtların olması gerektiğini vurgulayarak, “Başbakanın 34 canın ailesine, tüm televizyonlarda kendilerine teşekkür ettiği askeri için vermesi gereken bir yanıtı olmalı. Başbakan, soruşturmanın geldiği aşamayla alakalı bilgi vermek durumundadır. Oysaki Ankara Genel Kurmay Askeri Savcılığı’ndaki aşamada hala gizli karar aşılmış değil” dedi. Türkiye’de 1990’lı yılardan yaşanan hak ihlallerine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen davalara dikkat çeken Reyhan, “Bu görülen davalara rağmen Türkiye katliamlarına devam ediyor. Yıllardır süre gelen katliamların ardından hükümet benzer rehavet ve sorumsuzlukla davaları yanıtsız bırakıyor”  ifadelerini kaydederek, yaşanan hak ihlallerine ilişkin yargının sadece “soruşturma” kapsamında yürütüldüğünü vurguladı.


‘Soruşturma derhal davaya dönsün’


Roboski soruşturması ile ilgili verilen “görevsizlik”  kararına müvekkil avukatlar olarak karşı çıktığını belirten Reyhan, Roboski davasına ilişkin şu ana kadar etkili bir soruşturmanın yapılmadığını söyledi. Reyhan, “Soruşturmaya ilişkin suç delilerini gizlemek yetmiyor. Çünkü suçu kimlerin işlediği belli.  Fakat ne yazık ki hükümet her zaman kendi istediği doğrultuda olayları soruşturuyor.  1990’lı yıllarda gerçekleşen köy baskınları ve katliamlara ilişkin dönemin Başbakanı Tansu Çiler, ‘her halde PKK’nin helikopteri var, geldi atladı gitti’ sözleriyle komik ötesi açıklamalarda bulunmuştu. Belki Roboski katliamında sağ kurtulan olmasaydı hükümet tarafından benzer açıklamalara tanık olacaktık. Ama ne yazık ki şu an yine aynı şey hukuki ayaktan gerçekleşiyor. Failinin belli olduğu Roboski davasında kendi hukukunu bile tanımayan bir düzlemde ilerlemektedir” diyerek tek bir failin dahi ifadesinin alınmadığı Roboski soruşturmasının derhal davaya dönüşmesi gerektiğini vurguladı.


‘Çözüm sürecine rağmen cenazeler hala evlere gidiyor’


Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde polis tarafından 3 kişinin katledilmesinin de ilerlemeyen davalarla bağlantılı olduğuna işaret eden Reyhan, “Ortada bir çözüm süreci varken demokratik hakkını kullanan yurttaşlara yönelik protesto yaptıkları gerekçesiyle katliam geçekleşiyor. Aynı şey Gezi’de de oldu. Süreçte Kürt tarafı adım attı fakat hükümet protesto, yürüyüş ve toplantı hakkını kullanan öğrencileri, yurttaşları öldürdü. Cenazeler hala evlere gitmeye devam ediyor” ifadelerinde bulundu. Reyhan, Roboski katliamından bu yana Diyarbakır Barosu, Şırnak Barosu ve BDP Hukuk Komisyonu’nun olay yerinde yapılan incelemeleri raporlaştırdığını ve ortada askeri suçtan çok sivil katliam gerçekleştirildiğini kamuoyuna deklare ettiklerinin altını çizdi.  “Katliamın savaş uçaklarıyla gerçekleşmesi bu katliamın sivil insanlar boyutunu gizleyemez ortadan kaldıramaz” diyen Reyhan,  soruşturmaya ilişkin herhangi bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmamasının yanı sıra yurttaşların herhangi bir sebepten dolayı derhal gözaltına alınarak dava sonucu tutuklandığına işaret etti.


 ‘Yurttaşını açlığa mahkum eden hükümet sonra kaçakçı diye öldürüyor’


 Türkiye’de demokratik talepte bulunan yurttaşların kolay bir şekilde yargılandığına dikkat çeken Reyhan, “Bu ülkede 70 yaşındaki barış anneleri hemen tutuklanıyor. 60 yaşındaki Kürt, Newroza katıldığı için tutuklanabiliniyor ve hala uzun tutukluluk hali devam ediyor.  Böylesi hızlı işleyen yargıya sahip olan hükümet, faili beli olan bir katliamı nasıl olur da böyle uzatıyor anlayamıyorum. Faili zaten beli. Bu katliamın faili devletin kendisi. Çünkü böylesi bir insanlık suçunu kovuşturmaktan aciz olan devlet, failin kendisi olduğuna işaret etmiş oluyor” şeklinde konuştu. Konuşmasında hükümetin savaş tezkeresini Meclis’ten geçirmeye çalıştığına işaret eden Reyhan, “Meclis savaş meclisi ısrarından vazgeçsin diyoruz. Çünkü tezkerenin yeni Roboskileri doğuracağını çok iyi biliyoruz. Türkiye aynı konuyu Güney Kürdistan üzerinden de gündeme getirmişti. Biz buna tamamen karşı çıktık. Çıkmaya devam ediyoruz. Hala İran sınırında ticaret yapan insanlar ya Türkiye ya da İran askeri tarafından öldürülüyor. Hükümet yıllardır açlığa mahkum ettiği yurttaşını kaçakçılık yaptıkları gerekçesiyle öldürmeye devam ediyor” dedi.


Yarın: Roboski katliamına ilişkin yürütülen imza kampanyası ve ailelerin adalet mücadelesi


(mt/zd/mg)